Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanı ile cümle

zamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Zamanını boşa harcamadığını gördüğüme memnun oldum.I'm glad to see you haven't been wasting your time.
Yapılması gereken her şeyi yapmak için zamanım yok.I don't have time to do all the things that need to be done.
Tom'un yaşamak için çok uzun zamanı olduğunu düşünmüyorum.I don't think Tom has very long to live.
Toplantı için zamanında döneceğime söz veriyorum.I promise I'll be back in time for the meeting.
Sanırım bir içki zamanı.I think it's time for a drink.
Tom çocuklarıyla geçirmek için daha fazla zamanının olmasını istedi.Tom wished he had more time to spend with his children.
Keşke gerçekten yapmak istediğim işleri yapmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to do things that I really wanted to do.
Sanırım senin gitme zamanın geldi.I think it's time for you to go.
Gelecek üç ay zamanımın çoğunu Boston'da geçireceğim.I'll be spending most of my time in Boston the next three months.
Bunu tartışmak için bunun zamanı ya da yeri olduğunu sanmıyorum.I don't think this is the time or place to discuss this.
Tom randevulara her zaman zamanında gelir.Tom is always on time for appointments.
Onu yapmak için yeterli zamanım olduğunu sanmıyorum.I don't think I have enough time to do that.
Bunun onun için yeri ya da zamanı olduğunu sanmıyorum.I don't think this is the time or place for that.
Onun için zamanımız olduğunu sanmıyorum.I don't think we have the time for that.
Yapacak çok şeyim var ve onu yapmak için çok az zamanım var.I have a great deal to do and very little time to do it.
Sanırım gitmenin zamanı geldi de geçiyor.I think it's time you went.
Seninle ilk tanıştığım zamanı hatırlamaya çalışıyorum.I'm trying to remember the first time I met you.
Ben şu anda onu açıklamak için zamanım olduğunu sanmıyorum.I don't think I have time to explain it right now.
Bunu yapacak zamanı nasıl buldun?How did you find the time to do this?
Bu kadar çok kitabı okuyacak zamanı nasıl buldun?How did you find the time to read so many books?
Bu kadar çok kitabı okuyacak zamanı nereden buldun?How did you find the time to read so many books?
Günaydın, uyanma zamanı.Mornin', time to wake up.
Neredeyse yatma zamanı.It's almost bedtime.
Düğün için zamanında Boston'a varamayacağımız olasıdır.It's possible that we won't be able to get to Boston in time for the wedding.
Yola devam etme zamanı.It's time to move on.
İlk tanıştığımız zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the first time we met?
Amcam Bob saatimi tamir etti ve o artık zamanı doğru söylüyor.My uncle Bob fixed my clock and now it tells the time correctly.
Zamanı gelmişti!About time too!
Ev ödevine yardımcı olmak için zamanım yok.I don't have time to help you with your homework.
Seninle konuşmak için daha fazla zamanım olsun istiyorum.I'd like to have more time to talk with you.
Bir şeyler içmek için zamanın var mı?Do you have time to drink something?
Yıllarca Boston'daki zamanımla ilgili güzel anılarım olacak.I will have good memories of my time in Boston for many years.
Yardım edecek zamanım yok.I don't have time to help.
Tom'a yardım edecek zamanım yok.I don't have time to help Tom.
Şu anda sana yardım edecek zamanım yok.I don't have time to help you right now.
Kriz zamanında para kazanmasını bilen kimse var mı?Does anyone know how to make money in a time of crisis?
Zamanım olursa gelirim.I'll come if I have time.
Her sabah zamanında uyanmak için çalar saate güvenirim.I depend on the alarm clock to wake up on time every morning.
Boş zamanım olsa onun davetini kabul ederim.If I had free time, I would accept his invitation.
Zamanın değerinin farkında olmamız gerekiyor.We need to be aware of the value of time.
Siz ikinizin konuşma zamanı geldi de geçiyor.It's time you two talked.
Tom, bu ne zamanı ne de yeri.Tom, this is neither the time nor the place.
Tom, lütfen, bunun yeri veya zamanı değil.Tom, please, this isn't the time or place.
Keşke Tom'un benim için daha fazla zamanı olsa.I wish Tom had more time for me.
Herkes teslim olmak istiyorsa, şimdi tam zamanı.If anyone wants to surrender, now's the time.
Sadece Tom'un çok zamanı yoktu.Tom just didn't have a lot of time.
İstifa etme zamanı.It's quitting time.
O benim zamanımdan önceydi.It was before my time.
Veda etme zamanı geldi.The time has come to say goodbye.
Tom'a gerçeği söyleme zamanı geldi.The time has come to tell Tom the truth.
Çok zamanımız yok, Tom.We don't have all day, Tom.
Sanırım Tom'a inanmaya başlamamızın zamanı.I think it's about time we started to believe Tom.
Sen Tom'la en çok zamanı geçiren kişisin.You're the one spending the most time with Tom.
Bizim Tom'un peşinden gitmek için zamanımız yok.We don't have time to go chasing after Tom.
Sanırım suçunu itiraf etme zamanı.I think it's time to come clean.
Zamanınız yakında gelecek.Your time will come soon.
Araçla Boston'a gitmek ve cinayeti işlemek için yeterli zamanın vardı.You had just enough time to drive to Boston and commit the murder.
Çocuk olduğumuz zamanı hatırlıyorum.I'm remembering when we were kids.
Bu şaka zamanı değil.This is no time for jokes.
Bizim bütün bunlar için bol zamanımız var.We have plenty of time for all that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod