Zamanım var gibi görünüyor muyum?Do I look like I have time?
Boş zamanını nerede geçirdin?Where do you spend your free time?
Gelecek sefer zamanında olmak için biraz daha çok çalışmak isteyebilirsin.You might want to try a little harder to be on time the next time.
Tom zamanı olduğunda romanlar okur.Tom reads novels whenever he has time.
Dün zamanım yoktu.Yesterday, I had no time.
Tom zamanında havaalanına varamayacak.Tom won't be able to get to the airport on time.
Kirayı her zaman zamanında ödedim.I've always paid the rent on time.
Belki onu zamanında yapabilirz.Maybe we can make it on time.
Bunu güçbela zamanında yaptım.I barely made it on time.
Tom okula hiç zamanında gitmez.Tom doesn't ever get to school on time.
Tom ev ödevini zamanında teslim eden tek kişiydi.Tom was the only one who handed in his homework on time.
Oraya zamanında varamayacaksın.You won't be able to get there on time.
Tom zamanında hazırlanamayabilir.I can't get ready in time.
Ben zamanında hazırlanamayacağım.I won't be able to get ready in time.
Tom onu zamanında bitirmek için gerçekten çok çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work really hard to finish it in time.
Tom zamanında oraya varmak için elinden geleni yaptı.Tom tried his hardest to get there in time.
Yeterli zamanın olmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't have enough time.
Tom'un yeterli zamanı olmayacağını biliyordum.I knew Tom wouldn't have enough time.
Yeterli zamanım olduğunu sanmıyorum.I don't think I have enough time.
Hâlâ zamanın var.You still have time.
Hiç daha fazla zamanımız yok.We don't have any more time.
Sanırım onun hakkında bir şey yapmamın zamanı geldi de geçiyor.I think it's time I did something about that.
Onun için zamanımız yok.We don't have time for that.
Durma zamanı.It's time to stop.
Tom ayıracak zamanı olmadığını biliyordu.Tom knew he had no time to spare.
Şimdi ciddi olma zamanı.Now's the time to get serious.
Şu anda bulaşıkları yıkamak için zamanım yok.I don't have time to wash the dishes right now.
Artık zamanın bitti.Your time is over now.
Zamanınız olduğunda sizi görebilir miyim?Could I see you when you have a moment?
Tom Mary ile konuşarak zamanını boşa harcamadı.Tom didn't waste his time talking to Mary.
Bu çok uzun zamanını alacak.It'll take you too long.
Tom'un yaşamak için çok daha uzun zamanı yok.Tom doesn't have much longer to live.
Sanırım gitme zamanım geldi de geçiyor.I think it's time I left.
Gitme zamanı değil mi?Isn't it time to leave?
Gitme zamanın.It's time for you to leave.
Açıkçası gitme zamanı.Obviously, it's time to leave.
Onun hakkında endişe ederek zamanını israf etme.Don't waste your time worrying about it.
Onun hakkında düşünerek zamanınızı israf etmeyin.Don't waste your time thinking about it.
Bu şimdiye kadar benim ilk kez bir helikoptere binme zamanım.This is my first time to ever ride in a helicopter.
Ne kadar daha zamanımız var?How much more time do I have?
Spor salonuna gitme zamanı.It's time to go to the gym.
Şimdi veda zamanı.It's now time to say goodbye.
Şimdi veda etme zamanı.It's now time to say goodbye.
Tom'un gitmesine izin verme zamanı.It's time to let Tom go.
Onların her şey için zamanı var.They have time for everything.
Tom'un yemek yemeyi bitirmek için zamanı yoktu.Tom didn't have time to finish eating.
Neredeyse akşam yemeği zamanı mı?Is it almost time for dinner?
Neredeyse akşam yemeği zamanı.It's almost time for dinner.
Tom Noel için tam zamanında geri geldi.Tom came back just in time for Christmas.
Tom Noel için tam zamanında geri gelecek.Tom will be back just in time for Christmas.
Toplantı için zamanın değiştirildiğini düşünüyordum.I thought the time for the meeting had been changed.
Değişme zamanı.It's time to change.
Yatmaya hazırlanma zamanı.It's time to get ready for bed.
Keşke bunu yapacak zamanım olsa.I wish I had time to do it.
İnşaat ekibi işi zamanında bitirmek için gece boyunca çalışmak zorunda kalacak.The construction team will have to work through the night to finish the job on time.
Sana onun çıkma zamanı olduğunu söyledim.I told you it was time to quit.
Ona onun çıkma zamanı olduğunu söyledim.I told him it was time to quit.
Belki onlara söyleme zamanı.Maybe it's time to tell them.
Belki ona söyleme zamanı.Maybe it's time to tell him.
Onlara yardım etmek için zamanımız yok.We don't have time to help them.