Konuşma zamanı bitti.The time for talking is over.
Senin zamanını harcadığım için beni affet.Forgive me for wasting your time.
Tom zamanı boşa harcıyor.Tom's wasting time.
O hep zamanında gelir.She always arrives on time.
Şimdi onu yapmak için zamanım yok.I don't have the time to do that right now.
Belki yeni bir bilgisayar alma zamanınız geldi.Maybe it's time for you to get a new computer.
Tamam deme zamanı.It's time to say okay.
Onların gelecek hafta daha az boş zamanı olacak.They will have less free time next week.
Onun okumak için zamanı yoktu.He didn't have time to read.
Zamanımı harcamaya son ver.Stop wasting my time.
Zamanımı boşa harcamayı bırak.Stop wasting my time.
Lütfen zamanımı boşa harcama.Please don't waste my time.
Neden zamanımızı boşa harcıyorsun?Why are we wasting our time?
Lütfen zamanımızı boşa harcamaktan vazgeç.Please stop wasting our time.
Sadece zamanını boşa harcıyorsun.You're just wasting your time.
Neden bununla zamanını boşa harcıyorsun?Why are you wasting time with this?
Tom bana onun zamanını israf ettiğimi söyledi.Tom told me I was wasting his time.
Neden Tom'la birlikte zamanını israf ediyorsun?Why are you wasting your time with Tom?
Zaten yeterince zamanımı harcadın.You've wasted enough of my time already.
Aptalca sorular sorarak zamanımı israf etme.Don't waste my time asking stupid questions.
Biliyorsun, sanırım burada zamanımızı boşa harcıyoruz.You know, I think that we're wasting our time here.
Herhangi sorularınız varsa, şimdi sorma zamanıdır.If you have any questions, now's the time to ask.
Taksi tam zamanında geldi.The taxi arrived in good time.
Zamanımız tükendi.We've run out of time.
Çok az zamanımız var.We've got very little time.
Bir saatten daha az zamanımız var.We've got less than an hour.
Onu zamanında yapmayacağız.We're not going to make it in time.
Bunu asla zamanında yapmayacağız.We're never going to make it on time.
Biraz daha hızlı sürseydik, oraya zamanında varırdık.If I'd driven a little faster, we'd have gotten there on time.
Yatma zamanına üç saatin var.You've got three hours till your bedtime.
Oraya zamanında varacağız.We'll get there in time.
Bu hafta bir sürü boş zamanımız var.We have a lot of free time this week.
Zamanımızla yapacak daha daha iyi şeylerimiz var.We have better things to do with our time.
Bekleyecek uzun zamanımız yok.We don't have long to wait.
Bekleyecek zamanımız yok.We don't have time to wait.
Zamanında Tom'a ulaşamadım.We weren't able to reach Tom in time.
Tom'a zamanında ulaşamadık.We weren't able to reach Tom in time.
Sadece uygun zamanı beklemeliyiz.We just need to bide our time.
Sadece zamanımız yok.We just don't have the time.
Uzun zamanımız yok.We don't have a long time.
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.We lost track of the time.
Zamanımızı beklemeliyiz.We need to bide our time.
Zamanımız olmayabilir.We may not have time.
Onun için zamanımız olmayabilir.We may not have time for that.
Hâlâ biraz zamanımız var.We still have some time left.
Tahliye etmek için hâlâ zamanımız var.We still have time to evacuate.
Sanırım şimdi büyüme zamanın.I think it's time for you to grow up.
Bu raporu zamanında bitirtmeye çalışırken zor bir zaman geçirdim.I had a hard time trying to get this report finished on time.
Bu raporu zamanında yetiştirmeye çalışırken epey zorlandım.I had a hard time trying to get this report finished on time.
Bunu zamanında yaptırmak için bir yol bulabileceğimizden eminim.I'm sure we can figure out a way to get this done on time.
Zamanında orada olabilip olamayacağımdan emin değilim.I'm not sure if I'm going to be able to be there on time.
Oraya zamanında varacağımızı umuyorum.I do hope we get there in time.
Bununla ilgilenecek zamanım yok.I don't have time to deal with this.
Şu anda çok zamanım yok.I don't have a lot of time right now.
Şimdi seninle konuşmak için zamanım yok.I don't have time to talk to you now.
Sanırım gitme zamanın.I think it's time for you to leave.
Sanırım buralarda yardım etmeye başlamanızın zamanı.I think it's time for you to start helping out around here.
Sanırım buradan çıkma zamanı.I think it's time to get out of here.
Sanırım buradan çıkma zamanı geldi de geçiyor.I think it's time we got out of here.
Yapılması gereken her şeyi yapmaya zamanım yok.I don't have time to do everything that needs to be done.