Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanı ile cümle

zamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Kesin tarihi ve zamanı bilmem gerekiyor.I need to know the exact date and time.
Çok az zamanın kaldı.You have very little time left.
Neden çok zamanın kalmadı?You don't have much time left.
Çok daha fazla zamanın yok.You don't have much more time.
Çok az zamanımız kaldı.We have very little time left.
Çok zamanımız kalmadı.We don't have much time left.
Tom'un daha fazla zamanı yok.Tom doesn't have much more time.
Zamanı geldiğinde onu görüşeceğiz.We'll discuss that when the time comes.
Zamanı geldiğinde onunla ilgileneceğiz.We'll deal with that when the time comes.
Akşam yemeği için zamanında evde olmam gerekir.I should be home in time for dinner.
Daha sonra konuşmak için bol zamanımız olacak.We'll have plenty of time to talk later.
Bir fincan daha kahve için zamanımız var mı?Do we have time for another cup of coffee?
Öğle yemeği için neredeyse hiç zamanım yoktu.I barely had time for lunch.
Öğle yemeği için zar zor zamanım vardı.I barely had time for lunch.
Daha sonra bol zamanımız olacak.We'll have plenty of time later.
Burada değerli zamanı boşa harcıyoruz.We're wasting valuable time here.
Benim için asla zamanın yok.You never have time for me.
Gelecek hafta daha fazla zamanın olacak.You'll have more time next week.
Artık birbirimizin zamanını boşa harcamayalım.Let's not waste any more of each other's time.
Zamanın hiçbir formu ve maddesi yoktur.Time has no form or substance.
Yeteri kadar çok zamanın var.You have too much time on your hands.
Tom'un yeteri kadar çok zamanı var.Tom has too much time on his hands.
Onu ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcıyorsun.You're wasting your time trying to convince him.
Bir soru daha için zamanın var mı?Do you have time for one more question?
Bu, Boston'da yılın en sevdiğim zamanı.This is my favorite time of year in Boston.
Bunu bitirmek için bana ihtiyacım olan zamanı verdiğin için teşekkür ederim.Thank you for giving me the time I needed to finish this.
Bu yeni program, bize çok fazla boş zamanı verir.This new schedule gives us a lot more free time.
Tom bize ihtiyacımız olan bütün zamanı vereceğini söylüyor.Tom says he'll give us all the time we need.
Tom yeme zamanı olduğunu söyledi.Tom said it was time to eat.
Yemek yemek için yeterli zamanım yok.I don't have enough time to eat.
Tom yardım etmek istedi fakat zamanı yoktu.Tom wanted to help, but he didn't have time.
Bana yardım etmezsen, o zamanında bitmeyecek.If you don't help me, it won't get finished on time.
Lütfen zamanında gel.Please come on time.
Onlardan birini ilk gördüğün zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the first time you saw one of those?
Onu yapmak için yeterli zamanımız olmayabilir.We might not have enough time to do that.
Tom onu zamanında yapacak.Tom will make it on time.
Tom otobüs durağına tam zamanında ulaştı.Tom got to the bus stop just in time.
Çocukken beraber geçirdiğimiz zamanı hiç düşünüyor musun?Do you ever think about the time we spent together when we were kids?
Senin içi uyuma zamanı.It's time for you to go to sleep.
Tom, bir konuşma yapmamızın zamanı geldi de geçiyor.Tom, it's time we had a talk.
Şimdi konuşacak zamanım yok.I don't have time to talk now.
Tom'la konuşma zamanım geldi.It's time I had a talk with Tom.
Sanırım Tom'la küçük bir konuşma yapma zamanımız.I think it's time we had a little talk with Tom.
Tom onun için emeklilik olma zamanı olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom said he thought it was time for him to retire.
Sanırım sen ve Tom'un eve gitme zamanınız.I think it's time you and Tom went home.
Her şeyin yeri ve zamanı vardır. Şimdi ne zamanı ne de yeridir.There's a time and a place for everything. Now is neither the time nor the place.
Neredeyse öğle yemeği zamanı.It's about time for lunch.
Belki Tom'a söyleme zamanı.Maybe it's time to tell Tom.
Tom bana zamanımız kalmadığını söyledi.Tom told me that we're out of time.
Gitme zamanı geldiğinde lütfen bize söyle.Please tell us when it's time to go.
Zaten Tom'a söyleme zamanın geldi de geçiyor bile.It's about time you told Tom anyway.
Tom bana çok zamanı olmadığını söyledi.Tom told me he didn't have much time.
Tom'a zamanında orada olmayı planladığımızı söyle.Tell Tom we plan to be there on time.
Bana zamanımı boşa harcadığımı mı söylüyorsun?Are you telling me I'm wasting my time?
Tom bana zamanımı boşa harcadığımı düşündüğünü söyledi.Tom told me he thought I was wasting my time.
Tom Mary'ye eve gitme zamanı olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told Mary he thought it was time to go home.
Bana doğuyu söylemeye başlamanın zamanı.It's time for you to start telling me the truth.
Tom'a gitmek için hazırlanmaya başlama zamanı olduğunu söyle.Tell Tom it's time to start getting ready to leave.
Sanırım onun evlatlık alındığını Tom'a söylememizin zamanı geldi de geçiyor.I think it's about time we told Tom that he's adopted.
Bilmiyorum, ama ondan önce zamanım var.I don't know, but I've got time before that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod