Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanı ile cümle

zamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
4
ORT. KELİME
Onun zamanında uyanma sorunu var.He has trouble waking up on time.
Her şey tam zamanında istenilen sonucu verecek.Everything will work out on schedule.
Kayıp zamanı telafi etmemiz gerekiyor.We need to make up for lost time.
Yarın gelmek için zamanın var mı?Do you have time to come tomorrow?
Oraya zamanında gidip gidemeyeceğim yakında görülecek.It remains to be seen if I can get there in time.
Onun yardımı tam zamanında geldi.His help came in the nick of time.
Tom'un yeterli zamanı var.Tom has enough time.
Bir sürü zamanın var.You have lots of time.
Zamanımız olursa geleceğim.If time permits, I'll come.
Onun için zaman onun için zamanın olmadığı zamandır.The time to relax is when you don't have time for it.
Üçüncü gardırobu açmanın zamanı geldi.It's time to open the third wardrobe.
Ben hayatımın zamanına sahip oldum.I had the time of my life.
Bizim zamanımız sınırlı.Our time is limited.
Yılın bu zamanında yalnız olmaktan nefret ediyorum.I hate being alone this time of year.
Tom zamanının çoğunu yalnız harcamayı tercih ediyor gibi görünüyor.Tom seems to prefer spending most of his time alone.
Zamanında geldin.You're on time.
Zamanı harcıyorsun.You're wasting time.
Zaten yatma zamanı.It's already time for bed.
Onun zamanında, o isimsiz bir yazardı.In his time, he was an anonymous writer.
Zamanında geldik.We're on time.
Zamanımız var.We have time.
Zamanında gelin.Be on time.
Zamanım var.I have time.
Zamanında geldim.I'm on time.
Zamanı mıdır?Is it time?
Öğle yemeği zamanıydı.It was lunchtime.
Kapama zamanı.It's closing time.
Oyun zamanı.It's game time.
Zamanı değil.It's not time.
Geri ödeme zamanı.It's payback time.
Sen giyinirken tırnaklarımı törpüleyecek zamanım olacak.I'll have time to file my nails while you're dressing.
Buraya geldiğim ilk zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the first time I came here?
Pekala kızlar, gitme zamanı geldi.Well, girls, it's time to go.
Kimin zamanı var?Who has time?
Zamanın var.You have time.
Her şeyin zamanında hazır olacağını sana garanti ediyorum.I assure you everything will be ready on time.
Onun zamanının ünlü olaylarından biriydi.It was one of the famous cases of his time.
Çocukları yatırma zamanı.It's time to put the children to bed.
O kadar hızlı yürüme. Biz oraya zamanında varacağız.Don't walk so fast. We'll get there on time.
Neredeyse Tom'un gelme zamanı geldi de, geçiyor.It's about time Tom arrived.
Bizim için eve gitme zamanı mı?Is it time for us to go home?
Şimdi harekete geçme zamanı.Now is the time to act.
Hiç olmazsa zamanında gelmeye çalış.At least try to come on time.
Sayende, zamanında geldik.Thanks to you, I arrived on time.
Sayenizde, zamanında geldik.Thanks to you, I arrived on time.
Zamanımı boşa harcamak istemedim.I didn't want to waste my time.
Buraya gelmek uzun zamanını almadı, değil mi?It didn't take you long to get here, did it?
Bir duş almak Tom'un uzun zamanını almaz.It doesn't take Tom long to take a shower.
Zamanım yoktu.I didn't have time.
Uzun zamanım yok.I don't have long.
Zamanı bilmiyorum.I don't know when.
Yeterince zamanım yoktu.I didn't have enough time.
Benim yatacak zamanım yok.I don't have a bedtime.
Fazla zamanım kalmadı.I don't have much longer.
Zamanı olduğunu sanmıyorum.I don't think it's time.
Bana senin yaşında olduğum zamanı hatırlatıyorsun.You remind me of myself when I was your age.
Zamanını boşa harcamayacağım.I won't waste your time.
Belki Tom'un zamanı yoktu.Maybe Tom didn't have time.
Bu onların uzun zamanını almadı.That didn't take them long.
Onlar zamanında olmayacak.They won't be in time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod