Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanı ile cümle

zamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onun için daha fazla zamanı olmasını diledi.She wished he had more time for her.
O kendisi için onun daha fazla zamanı olmasını diledi.He wished she had more time for him.
Keşke benim için daha fazla zamanın olsa.I wish you had more time for me.
Ev ödevini neden zamanında bitirmediğini bilmek istiyorum.I'd like to know why you didn't finish your homework on time.
Her şeyi açıklamak istiyorum, ancak yeterli zamanımız olduğunu sanmıyorum.I'd like to explain everything, but I don't think we have enough time.
Sanırım Robert'ı uyandırmanın zamanı.I believe it's time to wake up Robert.
Bunu bitirmek için 2.30'a kadar zamanımız olduğunu düşündüm.I thought we had until 2:30 to finish this.
Daha fazla zamanımız olduğunu düşündüm.I thought we had more time.
Faturalarımızı zamanında ödemeyi unutan tek iki kişi biz olamayız.We can't be the only two people who forgot to pay our bills on time.
Bunu tek başına bitiremezsin ve hala zamanında tamamlayamazsın.You can't do this alone and still meet the deadline.
Zamanını boşa harcadığını görmeye dayanamıyorum.I can't stand to see you wasting your time.
Tom henüz zamanı söyleyemiyor.Tom can't tell time yet.
Benim sadece kahve için zamanım var.I only have time for coffee.
Tom'un zamanında burada olacağını kesinlikle düşündüm.I thought for sure Tom would be here on time.
Oraya zamanında gideceğimi düşündüm.I thought I was going to make it here on time.
Zamanında geldiğimi düşündüm.I thought I was on time.
Zamanımızın olmadığını düşündüm.I thought we were out of time.
Tom ve ben ikimiz de zamanımızı donanmada aynı tip gemide geçirdik.Tom and I both spent our time in the navy on the same type of ship.
Keşke bir kız arkadaş için zamanım olsa.I wish I had time for a girlfriend.
Bunu bitirmek için sadece biraz daha zamanım olmasını diliyorum.I only wish I had a little more time to finish this.
Keşke bunu bitirmek için biraz daha zamanım olsa.I wish I had a little more time to finish this.
Tom buluşma zamanını günlüğüne not etti.Tom jotted down the meeting time in his diary.
Benim tüm istediğim senin zamanında gelmen.All I ask is that you show up on time.
Ben yaklaşık senin yaşında olduğum zamanı hatırlıyorum.I remember when I was about your age.
Çok az zamanımız var, onu da boşa harcamayalım.Let's not waste what little time we have.
Zamanımızı boşa harcamayalım.Let's not waste our time.
Pastayı fırından çıkarma zamanı.It's time to take the pie out of the oven.
Şimdi eğitimine başlama zamanı.Now it's time to start studying.
İkimizin de zamanını harcıyorsun.You're wasting both of our time.
İkimizin de zamanını harcıyorsunuz.You're wasting both of our time.
Zamanın için sana teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for your time.
Bu kadar zamanı boşa harcamak istemedim.I didn't want to waste so much time.
Bizim fazla zamanımız yok.We haven't got much time.
Sanırım Robert'ı uyandırma zamanı.I reckon it's time to wake Robert up.
Gürültüye alışmak uzun zamanımı aldı.It took me a long time to get used to the noise.
Ülkedeki otobüsler çoğunlukla zamanında gelmezler.Buses in the country don't usually come on time.
Bütün zamanımı bu projeye adamak istiyorum.I want to dedicate all my time to this project.
Bütün zamanımı seninle geçirmek istiyorum.I want to spend all my time with you.
Zamanının çoğunu almak istemiyorum.I don't want to take up much of your time.
Bunu tekrar yapmaya çalışmak için zamanımı harcamak istemiyorum.I don't want to waste my time trying to do this again.
Ben bunu zamanında yaptırmak için ihtiyacı vurgulamak istiyorum.I want to emphasize the need to get this done on time.
Yapmak istediğim her şeye yetecek zamanım olmayacak.I won't have enough time for everything I want to do.
Tom'un işlerin nasıl yapılmasını istediğimizi anlamasının zamanı geldi.It's time for Tom to understand how we want things done.
Şimdi bizimle gidip gitmeyeceğine karar verme zamanı.Now's the time to decide if you want to go with us or not.
Yapmak istediğim her şeyi yapmak uzun zamanımı alacak.It'll take me a long time to do all the things I want to do.
Yılın hangi zamanında evlenmek istediğin hakkında düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to get married?
Yılın hangi zamanında Boston'u ziyaret etmek istediğini düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to visit Boston?
Yılın hangi zamanında sefere çıkmak istediğini düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to take a cruise?
Şimdi gerçekten evlenmek isteyip istemediğine karar verme zamanı.Now's the time to decide whether you really want to get married or not.
Zamanını harcamak istemiyorum.I don't want to waste your time.
Vergi sezonu muhasebeciler için yılın en meşgul zamanıdır.Tax season is a very busy time of year for accountants.
Noel'den önceki ay mağazalar için yılın çok meşgul zamanıdır.The month before Christmas is a very busy time of year for stores.
Ne kadar meşgul olursam olayım çocuklarım için her zaman zamanım olacak.No matter how busy I become, I'll always have time for my children.
Çocuklar, benim için gitme zamanı.It's time for me to go, kids.
Tam zamanında geldin, yeni modeli test edebilir misin lütfen?You come right in time. Can you please test the new model?
Kayıp zamanı telafi etmeliyiz.We have to make up for lost time.
Gitme zamanım geldi.It's about time I was going.
Mary ona zamanını boşa harcamamasını söyledi.Mary told him not to waste her time.
Senin bu patlak tekeri şimdi tamir etmek için zamanın olur muydu?Would you have time to fix this flat tire now?
Başlama zamanı.It's time to begin.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod