Ana içeriğe geç
Sözlük

zam ile cümle

zam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
O zaman yanına bir şey almadı.He did not have anything with him then.
O, o zaman evde olmalıydı.He must have been home then.
O, o zaman on yaşında bir çocuktu.He was then a boy of ten.
O, o zaman üniversiteyi yeni bitirmiş.He was then fresh from college.
O, o zaman yorgundu.He was tired then.
O, o zaman yorgun görünüyordu.He looked tired then.
O, o zaman bir kitap okuyordu.He was reading a book at that time.
O zamandan beri ona ne oldu?What has become of him since then?
O, onu zamanında bitirmek için elinden geldiği kadar çok çalışmak zorundaydı.He had to work as hard as he could to finish it in time.
Onu zamanında bitirmek için elinden geleni yapacaktır.He will do his best to finish it on time.
O zamandan beri dini etkinliklerle uğraşıyor.He has engaged in religious activity since then.
O zamandan beri öğle yemeğinde içmeye alıştı.He has since taken to drinking at lunch.
Okula tam zamanında vardı.He got to school just in time.
O, son tren için tam zamanında geldi.He was just in time for the last train.
O her zaman siyah gözlük takar.He always wears dark glasses.
O zaman zaman bize uğradı.He dropped in on us from time to time.
O, zaman zaman dedektif hikayeleri okur.He reads detective stories on occasion.
Çok zor bir zaman geçirdi.He went through a very hard time.
Kart oynamak için zamanı yok.He doesn't have the time to play cards.
Partide harika bir zaman geçirdiğini sözlerine ekledi.He added that he had a wonderful time at the party.
O sadece bir motosiklete değil fakat aynı zamanda bir arabaya da sahip.He's got not only a motorbike but also a car.
O bir zamanlar olduğu gibi enerjik değil.He isn't as energetic as he once was.
O, hemen hemen her zaman evdedir.He is almost always at home.
Onlar uygunsuz bir zamanda geldiler.They came at an inconvenient time.
Onun okula gitme zamanı geçti.It is time he went to school.
O yaşamak için uzun zamanı olmadığını çok iyi biliyordu.He knew full well that he didn't have long to live.
O zaman içerisinde gerçekleri öğrenecek.He will learn the facts in the course of time.
O zamanla başarılı olacak.He'll succeed in time.
O sadece iyi bir vuruşçu değil fakat aynı zamanda harika bir savunma.He is not only a good batter but also a wonderful defense.
Bir doktor ve aynı zamanda bir romancıdır.He is a doctor and also a novelist.
Yağmura rağmen zamanında vardı.He arrived on time in spite of the rain.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Fransızca da konuşur.He can speak not only English but also French.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Almanca da konuşabilir.He can speak not only English but also German.
O sadece İngilizce değil fakat aynı zamanda Almanca da konuşur.He can speak not only English but also German.
Bir şey yapmaya başladığı zaman, o kendini ona adıyor.When he begins to do anything, he devotes himself to it.
Sınıfa zamanında gelebildi.He managed to be on time for class.
Ne zaman yanıtınızı istedi?What time did he ask for your response?
Onun ne zaman geri dönmesini umuyorsun?When do you expect him back?
O, ne zaman geleceğini söyledi?When did he say he would come?
Boş zamanının tadını çıkardı.He made the most of his free time.
Boş zamanını en iyi şekilde değerlendirdi.He made the most of his free time.
Benimle ne zaman karşılaşsa arabası hakkında övünür.Every time he meets me, he brags about his car.
Onu gördüğümde her zaman "Merhaba" der.He always says "Hello" when I see him.
Toplantıya zamanında gelmeyecek.He won't be in time for the meeting.
O okula zamanında geldi.He was in time for school.
O, oğlunu almadan hiçbir zaman balık tutmaya gitmez.He never goes out fishing without taking his son.
Kaybedilen zamanı telafi etmeye çalıştı.He tried to make up for lost time.
O her zaman karısına sadık idi.He was always faithful to his wife.
O karar vermek için uzun bir zaman ayırdığından dolayı bir üne sahiptir.He has a reputation for taking a long time to make up his mind.
Son zamanlarda kendini içkiye verdi.He has taken to drinking recently.
O az konuşan bir adam ama o her zaman sözünü tutar.He is a man of few words, but he always keeps his promise.
O sabahleyin her zaman meşgul değildir.He is not always busy in the morning.
Bu zamana kadar gelmeliydiler.He should have arrived by this time.
O zaman zaman hâlâ bana yazıyor.He still writes to me from time to time.
O hâlâ zaman zaman beni arar.He still rings me from time to time.
O hâlâ zaman zaman romanlar yazar fakat eskisi kadar sık değil.He still writes novels from time to time, but not as often as he used to.
Bu zamana kadar geri dönmeliydi.He should have been back by this time.
O, bu sabah her zamankinden daha erken kaktı.He got up earlier than usual this morning.
Gelecek defa onun ne zaman geleceğini merak ediyorum.I wonder when he will come next time.
O ne zaman başı derde girse kız kardeşinin yardımına sığınır.When he is in trouble, he always turns to his sister for help.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod