Sabahları her zaman ofiste değildir.He is not always in the office in the morning.
O her zaman halka açık bir toplantıya sesleniyor gibi konuşur.He always talks as though he were addressing a public meeting.
O her zaman mutludur.He is always happy.
O her zaman küçük şeyler hakkında kendini rahatsız eder.He always troubles himself about minor things.
O, her zaman şemsiyesini kaybediyor.He is always losing his umbrella.
O her zaman eseri ile zamanın gerisinde.He is always behind time with his work.
O, çalışırken her zaman mırıldanır.He always hums while working.
Her zaman işlerini yarım bırakır.He always leaves his work half done.
O her zaman bize bir şey söylemeye çalışıyor.He's always trying to say something to us.
Her zaman konuşmamızı kesiyor.He's always breaking into our conversation.
O, her zaman benimledir.He is always with me.
O, her zaman bana karşı cana yakındır.He is always friendly to me.
O bana her zaman alaycı uyarılar yapar.He always makes cynical remarks to me.
O her zaman benimle ilgili hata buluyor.He is always finding fault with me.
O her zaman işleri yapma tarzım hakkında şikayet ediyor.He is always complaining about the way I do things.
O beni her zaman yemek partilerine davet etti.He always invited me to his dinner parties.
O her zaman beni aptal yerine koyuyor.He is always making a fool of me.
Beni her zaman kız kardeşimle karıştırır.He always mistakes me for my sister.
O her zaman dakiktir.He is always punctual.
Her zaman niyetleri hakkında muğlak.He is always vague about his intentions.
O, her zaman başarılarıyla övünüyor.He is always boasting of his achievements.
O her zaman kendini ön planda tutar.He always puts himself first.
O, zaman sınıfa geç kalır.He's always late for class.
O, her zaman mümkün olduğunca geç saatlere kadar yatakta kalır.He always stays in bed as late as he can.
O her zaman patronuyla anlaşmazlık içinde.He is always at odds with his boss.
O her zaman şaka yapıyor.He is always joking.
O her zaman yemeklerden şikayetçi oluyor.He's always complaining about the food.
O her zaman yapmadan önce bir şeyi dikkatlice planlar.He always plans a thing out carefully before he does it.
O, insanlara her zaman bir sürü sorun çıkarıyor.He is always giving people a lot of trouble.
O her zaman insanların hatasını yakalar.He always tries to trip people up.
Onun her zaman, dünya hakkında büyük bir merakı oldu.He has always had a great curiosity about the world.
O her zaman sınıfın zirvesindedir.He is always at the top of the class.
O hükümetten her zaman aşağılayarak bahseder.He always speaks of the government with contempt.
O her zaman mavi gömlek giyer.He always wears blue shirts.
O her zaman mavi gömlekler giyer.He always wears blue shirts.
O parasını her zaman özgürce harcıyor.He always spends his money freely.
O her zaman öğretmenin hatasını buluyor.He is always finding fault with his teacher.
O her zaman başkalarını bir aptal yerine koyar.He always makes a fool of others.
O her zaman başkalarının hatalarını buluyor.He is always finding fault with others.
O her zaman diğer insanların hatalarını bulmak için hazırdır.He is always ready to find fault with other people.
O her zaman başkalarının iyi tarafını görmeye çalışır.He always tries to see the good in others.
O, her zaman diğer insanlara güvenir.He always relies on other people.
O her zaman kötü muameleden şikayetçi.He is always complaining of ill treatment.
O her zaman büyük işletmeler ile ilişki kurmuştur.He has always associated with large enterprises.
O her zaman biriyle uyuşmazlık içinde gibi görünüyor.He seems to be always in conflict with someone.
O her zaman geç gelmez.He doesn't always come late.
O her zaman geç kalmaz.He is not always late.
O her zaman sabahtan akşama kadar çalışıyor.He is always working from morning till night.
O her zaman hayvanlara karşı naziktir.He is always kind to animals.
O her zaman aynı şeyi söylüyor.He always says the same thing.
O her zaman iş arkadaşlarından izole edilmiştir.He is always isolated from his fellow workers.
O her zaman okuyor.He is always reading.
O onunla her zaman fısıldayarak konuşuyor.He is always speaking to her in whisper.
O, her zaman onun yanında yer alır.He always takes sides with her.
O, her zaman onun hakkında iyi konuşur.He always speaks well of her.
Fakir insanlara karşı her zaman cömerttir.He is always generous to poor people.
Her zaman imkansızı yapmaya çalışıyor.He is always trying to do the impossible.
O her zaman şikâyet ediyor.He is always complaining.
O her zaman onun arkasından babasının hakkında kötü konuşuyor.He always speaks ill of his father behind his back.
O, her zaman odasını temiz tutar.He always keeps his room clean.