Onun elbiseleri her zaman demode.His clothes are always out of style.
Her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
O her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
O metotlarında zamanın gerisindedir.He's behind the times in his methods.
Onun konuşmasını dinlemek her zaman hoş.His talk is always pleasant to listen to.
Her zamanki gibi anahtarı masaya koydu.He put the key on the desk as usual.
Çok çalışmasına rağmen, her zamanki gibi fakir kaldı.Though he worked hard, he remained poor as ever.
O her zaman fikrini değiştiriyor.He's always changing his mind.
O, zamanını iyi kullanır.He makes good use of his time.
O, onlara harika zaman geçirdiğini söyledi.He told them that he had had a wonderful time.
O, "Arabam her zaman bozuluyor." dedi.He said, "My car is always breaking down."
O, her zamanki gibi aylaktır.He is as idle as ever.
O, her zamanki kadar güçlü.He is as strong as ever.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
O, bana ne zaman evet diyeceğimi öğretti.He told me when to say yes.
O buraya ne zaman vardı?When did he arrive here?
O buraya ne zaman geldi?When did he come here?
Buraya ne zaman geldi?When did he come here?
O genellikle zamanında gelir.He usually comes in time.
O, her zaman bana bir çocuk gibi davranır.He always treats me like a child.
O, her zaman kendi bildiğini okumak ister.He always wants to have his own way.
O, her zaman saat yedide evden ayrılır.He always leaves home at seven.
Hatayı her zaman bende buluyordu.He was always finding fault with me.
O, her zaman fikirlerle dolu.He is always full of ideas.
Her zaman ağırlığını hissettiriyor.He is always throwing his weight around.
O her zaman parasızdır.He's always short of money.
O, her zaman para istiyor.He is always asking for money.
O her zaman kahvesini koyu içer.He always takes his coffee strong.
Bana onun her zaman davranış tarzı budur.That is how he always treats me.
Önemsiz konularda her zaman endişe eder.He always worries about minor points.
O her zaman rastgele konuşur.He always tells at random.
O, her zaman birinin evinde kira vermeden yaşıyor gibi görünüyor.He always seems to be living rent-free in somebody's house.
O, her zaman bir arı gibi meşguldür.He is always as busy as a bee.
O her zamanki gibi sağlıklı.He is as healthy as ever.
Her zamanki gibi saat onda yatmaya gitti.He went to bed at ten as usual.
O, her zamanki gibi saat beşte kalktı.He got up at five as usual.
O her zamanki gibi geç geldi.He arrived late as usual.
O her zaman aptal sorular soruyor.He's always asking silly questions.
O her zaman notlar alır.He always takes notes.
O, her zaman iyi oynar.He always plays well.
O, her zaman bir fırıldak çevirir.He is always up to no good.
O, her zamankinden daha erken kalktı.He got up earlier than usual.
O, her zamankinden daha erken geldi.He arrived earlier than usual.
O, eve her zamankinden daha geç geldi.He came home later than usual.
O, her zamankinden daha çok çalıştı.He worked harder than ever.
O, her zaman bir tüfek ile yürür.He always walks with a rifle.
O her zaman bir kelimeyi çok fazla söyler.He always says one word too many.
O her zaman çok çalışır.He always studies hard.
O her zaman çok çalışıyor.He always works hard.
O, her zaman karısının görüşlerine değer verir.He always values his wife's opinions.
O, her zaman kendini müziğe adadı.He has always devoted himself to music.
Her zaman yaptığı işte istediği kadar zaman harcar.He always takes his time in everything he does.
O, her zaman kendi bildiğini okumaya çalışır.He always tries to have his own way.
O, her zaman okula geç kalır.He is always late for school.
O, her zaman okul kravatını takar.He always wears his school tie.
O her zaman paraya sıkışıktır.He is always pressed for money.
O her zaman hayal kuruyor.He is always day-dreaming.
O, her zaman size bakıyor.He's always looking at you.
O, Pazartesi günleri her zaman evdedir.He is always at home on Mondays.
Her zaman nakit sıkıntısı çekiyor.He's always running short of cash.