O zamandan beri ondan hiç haber almadım.I have never heard from him since.
Bizim etki sahamız o zamandan beri çok genişledi.Our sphere of influence has expanded so much since then.
O zamandan beri burada mısın?Have you been here since?
Bu o zamandan beri çok iyi.It has been very fine since then.
O zamandan beri üç yıl geçti.Three years have passed since then.
O zamandan beri ondan haber alınmadı.He has not been heard of since.
O zamandan beri onu görmedim.I haven't seen her since then.
Ben o zamandan beri onu görmedim.I haven't seen her since then.
Hâlâ onu tartışacak yeterli zamanımız var.We still have enough time to discuss it.
Onu zamanında yapabilir misin?Can you make it on time?
Bunu yapmak zorunda olsaydım, o zaman yapardım.If I had had to do it, I would have done it at that time.
O zamana kadar yağmur durursa biz saat ikide başlayacağız.We will start at two o'clock if it has stopped raining by that time.
Aslında bir zaman sorunu.It is essentially a question of time.
O tamamen zaman kaybı.It is a sheer waste of time.
Bu birkaç aylık zaman içerisinde unutulacak.It'll be forgotten in a few months' time.
Bir zaman meselesi olarak düşünülüyor.It is regarded as a matter of time.
Bu bir zaman kaybıdır.It's a waste of time.
O zaman ve para kaybıdır.It's a waste of time and money.
O, kesinlikle zaman kaybıdır.It's certainly a waste of time.
Onu boş zamanınızda yapabilirsiniz.You can do it at your leisure.
Uzun zaman önceydi.It was ages ago.
O bitirmek için zamanımızın olmadığı zor bir sınavdı.It was such a hard test that we did not have time to finish.
O, oldukça yakın zamanda oldu.It happened quite recently.
Kız arkadaşım gittiğinden beri uzun, uzun zaman oldu.It's a long, long time since my girl's been gone.
Ne zaman başlar?When does it begin?
Oraya zamanında varmak için bir taksiye bindim.I took a taxi to get there in time.
Her zaman sağlıklı olmanızın nedeni odur.That's why you were always healthy.
O zaman bir beyzbol maçına ne dersin?Then, how about a baseball game?
Onun olduğu tam zamanı biliyorum.I know the exact time when that happened.
O zaman ne yaptın?What did you do then?
O zamandan beri onu kimse görmedi.Nobody has seen him ever since.
Bu onu yapmak için mümkün olan tek zaman.This is the only possible time for doing that.
Bütün hikayeyi anlatmak uzun zaman alırdı.It would take a long time to tell the whole story.
Bu hikâye bana çok uzun zaman önce yaşadığım bir tecrübeyi hatırlatıyor.The story reminds me of an experience I had long ago.
O tartışma bir zamanlar karara bağlandı ve herkes için.That dispute has been settled once and for all.
Yaşlı adam zamanının çoğunu gençliğine bakarak geçirdi.The old man spent most of his time looking back on his youth.
Yaşlı adama her zaman torunu eşlik eder.The old man is always accompanied by his grandson.
Tren zamanında geldi.The train arrived on schedule.
Tren zamanında vardı.The train arrived on time.
Tren her zaman zamanında gelir.The train is always on time.
Sorun zamanla kendiliğinden çözülecektir.The problem will resolve itself eventually.
Bu kitabı ne zaman okusam yeni bir anlam buldum.I found a new meaning whenever I read the book.
Kitabı okumak için zaman bulamıyorum.I cannot find time to read the book.
O kitabı okumak uzun zaman almayacaktır.It won't take long to read that book.
Bu kitap ilginç, aynı zamanda öğretici.This book is interesting, also instructive.
Kitabın geri dönüşü için belirli bir zaman yoktur.There is a definite time to return the book.
Her zamanki gibi, fizik öğretmeni, sınıfa geç kalmıştı.As usual, the physics teacher was late for class.
Ben bir zamanlar hikayeyi duyduğumu hatırlıyorum.I remember hearing the story once.
Sesi ne zaman duydun?When did you hear the sound?
Uçuş için tam zamanında vardım.I was just in time for the flight.
Saç stili yakın zamanda gençler arasında popüler oldu.The hairstyle soon became popular among young people.
O zamanlar hiç radyo yoktu.There were no radios in those times.
O ada bir zamanlar Fransa tarafından yönetildi.That island was governed by France at one time.
Şehir son zamanlarda hızla genişledi.The city has rapidly expanded recently.
Tren Kyoto'ya zamanında vardı.The train arrived in Kyoto on time.
Dükkân ne zamana kadar açık?When is the store open till?
Bahçe, zambaklarıyla ünlüdür.The garden is famous for its irises.
Şehir her zaman turistlerle kaynıyor.The town is always crawling with tourists.
O sabah ne zaman kalktın?When did you get up that morning?
Adam onun raporunu okumada hiç zaman kaybetmedi.The man lost no time in reading his paper.