Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.だから、あなた方は他の者を多神教徒と非難してはならない。
"Zalimi/zulmü ifşa etmek gerek".然るを理不尽の族(やから)無道至極せり。
Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin."その場合財産など追っかけてはならぬ。
Beş ay kuşatmadan sonra, Thomas'a bağlı insanlar nihayetinde aç atları ve zulalarındakileri yemeye başladılar.封鎖から5ヶ月後、トマスの部下たちは最終的に飢えた馬と彼らの持つ革を食べることを余儀なくされた。
Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır, bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder.火乃香の相棒であり、保護者であり、また親友でもある。
2005 yılında Avrupa Parlamentosu eşcinsellere zulümü de kapsayan bir Holokost çözülümünü benimsemiştir.2005年、欧州議会はホロコーストに同性愛者に対する迫害を含む決議を採択した。
Ayette geçen "Zülkifl", peygamberin adı değil lâkabıdırve "nasip ve kısmet sahibi" anlamına gelir.ちなみに陸軍においては「御名」を一般的な「ぎょめい」でなく「おんな」と読んだ。
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.平等を愛し、不平等を嫌う。
İnsanların zulme başkaldıracak yolları tıkanmıştır.主人公の行く手を阻む悪の集団である。
Andrzej Zulawski (Lehçe: (22 Kasım 1940 - 17 Şubat 2016) Lwów, Polonya doğumlu film yönetmeni. .アンジェイ・ズラウスキー (Andrzej Żuławski , 1940年11月22日 - 2016年2月17日) は、ポーランドの映画監督。
İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir.欺瞞(ぎまん) 何もかもが上手くいってない人。
Zulmiye’yi Suna Pekuysal oynamıştır.跡を養子の氏宥が継いだ。
Zuluca ya da Zulu dili (isiZulu), Zulu halkın dili olup yaklaşık 10 milyon kişi tarafından konuşulur.ズールー語(Zulu、isiZuluとも)は、南アフリカ共和国のズールー族の95%、約900万人によって話される言語である。
1977 - Pakistan Genelkurmay Başkanı Ziya ül Hak darbe yaptı: Başbakan Zülfikar Ali Butto tutuklandı.1977年 - パキスタンでムハンマド・ジア=ウル=ハク将軍がクーデターを起こし、ズルフィカール・アリー・ブットー首相ら閣僚を逮捕。
Pusat'a; Zülfikar Ağa ile beraber destek olmaktadır.そのため直哉主導による、さらなる仕掛けを認めて協力する。
Ancak ertesi yıl bir kısmı iskanı terk edip zulme başladı (1703).しかし翌1961年は故障もあって低迷。
İşgalcilerin halka zulmetmesi.そのため罪人の処刑も市で行われる。
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.悪が消えた世界で正義のパワーが暴走!
Zulma ona bunun kadınların bir ortak sorunu olduğunu söyler.原因は彼の派手な女性関係だといわれている。
İtalyan Sinagogu Zülfaris Sinagogu, bugün 500.モノクロ、シネマスコープ、115分。
Zaruret ve Zulmiye kuaförde birlikte çalışmaktadırlar.よく、仁やあきらとつるんで悪さを働いている。
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.癸酉,诏禁淮北人不得侵掠,犯者以大辟论。
Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin."将旦,别去,以金簪遗文韶。
303 yılında Roma İmparatorluğu'nun Hıristiyanlara yönelik son ve en büyük zulmü başladı.在303年,羅馬帝國开始最後且最大的一次對基督徒的迫害。
Bu ve diğer zulümlerin etkisiyle, Yahudiler 17. yüzyılda Batı Avrupa'ya geri döndüler.由于迫害驱使,犹太人在17世纪搬回西欧。
1929 yılında ailesi zulüm korkusuyla Sibirya'ya taşındı.1929年,因担心受到迫害,卓娅全家搬到西伯利亚。
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.但是約櫃並沒有保護他們,使他們不致遭受他們肆意違反耶和華的律法所招致的惡果。
Susmuş (Züleyman) mahalleye geri dönmüştür.對過去曾失去的任那的領地,朝中常有奪回之意。
Fakat Kaçar hanedanlığının başa gelmesiyle 1794'te eski zulümlere devam edildi.律师们在1790年仍然试图处理他的破产纠纷。
"Zalimi/zulmü ifşa etmek gerek".而墜墮者。
Firavun onlara zulmeder.Kaçmaya çalışan bu halkın peşine düşen Firavun'un askerleri sularda boğulup ölürler.法老的大軍尾隨不捨,結果復合的海水把他們全軍淹沒溺斃。
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir.1300年后,犹太人在基督教欧洲受到更多的歧视和迫害。
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.臧堅叩頭說:「謹拜謝君主的命令。
Ehriman bazen gökten ateşler yağdırır, bazen fırtınalar koparır ve iyiliğe ve iyilere hep zulüm eder.天庭設有玉樞院,為職掌雷霆生發、賞善罰惡的機構。
Lâkin siz doğrulukla hizmet edip din ve devleti kayırdıktan sonra, hâşâ, Hakk Teâlâ kuluna zulmetmez.雖未必盡合吾意,然再閱到此,合則從,不合則否,不輕意放過矣。
Zulmiye’yi Suna Pekuysal oynamıştır.谦等并共咨诹,议消国难。
Ama Zülfü kıyamaz.一、國無惡道願。
Elvira, Zulma ve Haly Mustafa Beyi hala bir deli "pappataci" gibi bulurlar.Elvira、Zulma 和 Haly 這個時候發現 Mustafà 仍然懵然地扮演 pappataci。
Roma İmparatoru Diocletian döneminde Hristiyanların gördüğü zulüm esnasında tutuklandı.据说在罗马皇帝戴克里先迫害基督徒期间被杀。
Bunun üzerine biz de üzerlerine gökten bir pislik azabı saldık; çünkü zulmediyorlardı.天下事有難易乎?為之,則難者亦易矣;不為,則易者亦難矣。
Zulmün Artsın.故晏冤理得申。
İsyandan sonra, Şirvan emirleri halka karşı zulüm ve gaddarlıklarını daha da arttırdılar.應仁之亂後,宗教勢力因治安惡化而強化武力。
Ancak daha sonra kayınvâlidesinin zulmüne dayanamayarak boşanmış ve Türkiye'ye geri dönmüştür.及後發現關詠荷卻一直無微不至地照顧其家姐,重逢後復合。
Zulular genelde kabileler halinde yaşayagelmişlerdir.氏族一般作为部落的成员而存在。
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.雅志困轩冕,遗恨寄沧洲。
Ancak Debşelim hükümdar olduktan sonra halkına zulüm etmeye başladı.在宥明法印圓寂後,當地居民開始供奉燈籠來追思他。
Zülfü’nün başına bir şey gelirse tüm varlığı amcasının olacaktır.若不成子,夫安所得統 而繼之。
1938 yılında Nazi zulmünden kaçan ailesi New York'a taşındı.1938年因逃避纳粹迫害,随全家迁到美国纽约。
2005 yılında Avrupa Parlamentosu eşcinsellere zulümü de kapsayan bir Holokost çözülümünü benimsemiştir.雖然這段歷史仍具爭議,但是歐洲議會于2005年採納了關於對同性戀屠殺的解決方案。
Çalışmasında değişik ülkelerdeki tartışmalar, Yahudi gelenekleri ve zulümler aktarılmıştır.他们提出各种思想上的矛盾及犹大行为和永刑的差异。
Bestesi Zülfü Livaneli’ye aittir.盆骨則屬於莉莎娜。
Çolak Ağa halka zulmedermiş.因是劉裕所以篡逆。
Bilinen ilk adı Zülfazl'dır ("Çok faziletli").처음 이름은 필현(弼賢)이고 자는 정보(正甫)인데 뒤에 필균으로 고쳤다.
Buna göre Zülkarneyn kelimesi iki boynuz sahibi şeklinde tercüme edilir.선시천(善時天)ㆍ시분천(時分天)이라 번역.
İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir.하위 집합은 삭제에 대한 조건을 정의할 수 있으며, 정의하지 않으면 모든 행이 삭제된다.
Lâkin siz doğrulukla hizmet edip din ve devleti kayırdıktan sonra, hâşâ, Hakk Teâlâ kuluna zulmetmez.따라서 대리인이 상대방과 통모(通謀)하여 허위의 행위를 하여도 효력이 생기지 않고 대리인에 착오가 있으면 취소할 수 있다.
Çünkü, Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Allah, iman edenlerin velisidir.그는 종종 “하나님과의 대화”를 언급하였으며, 그분이 자신을 안전하게 해줄 것이라 믿었다.
Bunun üzerine biz de üzerlerine gökten bir pislik azabı saldık; çünkü zulmediyorlardı.하늘이 사물의 법을 마련하여 사람에게 주었으니 어느 누가 사대와 오상을 높일 줄 모르리오.
"Zalimi/zulmü ifşa etmek gerek".의(疑) 부정견(不正見): 악견(惡見)이라고도 한다.
416–420: Yezdigirt'in eski kararını feshetmesi ve Hıristiyanların zulme uğraması.416–420: 야즈데게르드 초기의 명령을 뒤엎고 기독교 박해하다.