Kololo, 1830'larda Shaka Zulu'nun Mfecane'sinden kaçmak zorunda kaldı.The Kololo were forced to flee from Shaka Zulu's Mfecane during the 1830s.
Raporda, Sünni çoğunluğun zulüm gören başlıca grup olduğu belirtildi.[1]The report said the Sunni majority is the primary persecuted group.[9]
Ortaklığı açığa çıktı, dolayısıyla zulüm başladı.His partnership got exposed, hence the persecution began.
Domažlice Savaşı'ndan sonra Alman askerlerine zulmeden Hussitler, romantik resimHussites persecuting the German soldiers after the Battle of Domažlice, romantic painting
Kültür Devrimi sırasında zulüm gördü ve siyasi sürgünde zaman geçirdi.He was persecuted during the Cultural Revolution and spent time in political exile.
Biz: "Ey Zülkarneyn!We said: "O Dhu'l-Qarneyn!
Seyyah Zülkarneyn, sonraki yazarların gözde konularından biriydi.Dhu al-Qarnayn the traveller was a favourite subject for later writers.
Zülkarneyn Cinlerin yardımı ileYecüc ve Mecüc'e karşı bir duvar örüyor.Dhu al-Qarnayn building a wall with the help of Demons to keep away Gog and Magog.
Zülkarneyn olarak tanımlanan kişilerPeople identified as Dhu al-Qarnayn
Zülkarneyn, ( Arapça ذُو ٱلْقَرْنَيْن ); lit.Dhu al-Qarnayn, (Arabic: ذُو ٱلْقَرْنَيْن, romanized: Ḏū l-Qarnayn, IPA: [ðuː‿l.qarnajn]; lit.
Babası, Brüksel'deki zulümden kaçan zengin bir kuyumcu ustası, mücevherci ve oymacıydı.His father was a wealthy goldsmith, jeweller, and engraver who had fled persecution in Brussels.
Diocletianus Zulmü sırasında Kourion Piskoposu Philoneides şehit edilmiştir.During the Diocletianic Persecution, Philoneides, the Bishop of Kourion, was martyred.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Yvette: „Ein Glück, daß ich Sie vor dem warnen kann.
1983 - Zülfaris Sinagogunda son düğün.1983 - Letzte Hochzeit in der Synagoge.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.Erzürne dich nicht über die Bösen; sei nicht neidisch auf die Übeltäter.
"Zalimi/zulmü ifşa etmek gerek".Die Rechtlosen).
Diğer Hristiyanlar ise bu zulmü yeterince protesto etmedi.Andere Christen wiederum protestierten nicht genügend gegen diese Grausamkeiten.
Şehirde bulunan bir müze bu zulmü sergilemektedir.Das Wahrzeichen der Stadt ist der Uhrturm.
Firavun onlara zulmeder.Kaçmaya çalışan bu halkın peşine düşen Firavun'un askerleri sularda boğulup ölürler.Doch die Medjai, die Leibwächter des Pharaos, hindern ihn daran, das Ritual erfolgreich zu beenden.
İnsanların zulme başkaldıracak yolları tıkanmıştır.Der Mensch vor dem Unrecht.
Zulmün Artsın.Schreiendes Unrecht.
Zülkif Dağlı, (d.Der Berg Mänalus (lat.
Çünkü, Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Allah, iman edenlerin velisidir.Dieses wird als Gabe Gottes aufgefasst, die nur den Gläubigen gewährt wird.
Ağustos ayında İspanyalılar Prato’yu alarak orada yaşayan halka zulmetmiştir.Im August nahmen die Spanier Prato im Sturm und begingen Gräueltaten an den Einwohnern.
Nazilerin Yahudilere yönelik zulmüne çok fazla sayıda Hristiyan katıldı ya da sempati ile baktı.Zu viele Christen waren an den Grausamkeiten der Nazis gegen die Juden beteiligt oder billigten sie.
Zülüflü baltacılar kemend atarak onu padişah önünde boğup idam ettiler.Bösartige Verleumder hätten ihn ins Unglück gestürzt.
Sulh ve sükûnu sağlayıp, memleketinde her türlü zulme mâni oldu.Ein Bösewicht hat ihn und sein gesamtes Volk in Raben verwandelt.
Zulmedenler ve birbirinden razı olmayanlar da cemevine giremez.(Sachkunde) Die Diskursteilnehmer täuschen weder sich noch andere.
Daha sonraki süreçte Abbasoğulları da Emevi zulmünü aratmayacak davranışlarda bulunmuşlardı.Wären nun seine Kinder zu Bastarden erklärt worden, hätten sie keinerlei Erbberechtigung gehabt.
Zülüflü Baltacılar Koğuşu'nda kalanların sayısı 120-200 kişi civarındaydı.Die Zahl der ritterlichen Teilnehmer an den Landtagen schwankte zwischen 120 und 200.
Zulu, yönetmenliğini Jérôme Salle'nin yaptığı Fransız suç filmidir.Als Abschlussfilm wurde der in Südafrika spielende französische Kriminalfilm Zulu von Jérôme Salle benannt.
Zülfü’nün başına bir şey gelirse tüm varlığı amcasının olacaktır.Hepp, Fred: Wenn der Vater fehlt, kommen die Onkels.
Zulma ona bunun kadınların bir ortak sorunu olduğunu söyler.Girlfriend beschreibt das Gefühl eine weibliche Partnerin zu haben.
Çok sayıda cinayet ve diğer zulümlerden sorumluydu.Zudem sind sie für zahlreiche Morde und Vertreibungen verantwortlich.
Pusat'a; Zülfikar Ağa ile beraber destek olmaktadır.Der Sprühkopf wird mit einer (bei manchen Dosen abnehmbaren) Schutzkappe versehen.
Ailesi Sovyet zulmünün kurbanı oldu.Seine gesamte Familie wurde Opfer des Holocaust.
Devşirme olarak İstanbul'a getirilmiş ve Zülüflü Baltacılar ocağında eğitim almıştır.Er wurde aus seiner Heimat durch das System der Knabenlese nach Istanbul gebracht und ausgebildet.
Aynı yıl sonlarında Maraş (Zülkadiriye) Eyalet valiliğine nakledildi.Ende desselben Monats wurde Regierungsland in Hay verkauft.
Anavatanlarındaki dinî baskı ve zulümlerden kaçarak önce Hollanda'ya, sonra da Amerika'ya gelmişlerdi.Vor der Machtergreifung der Nationalsozialisten flüchtete er nach Holland und von da in die USA.
Adaletin zıddı ise zulümdür.Wo Unrecht zu Recht wird.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.Et ne M'interpelle plus au sujet des injustes, car ils vont être noyés.”
1983 - Zülfaris Sinagogunda son düğün.1983 - Dernier mariage dans la synagogue Zülfaris.
İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir.Même si le stratagème ne trompe personne, ils sont à l'abri de toutes poursuites.
98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi.Elle dit : "Je me réfugie contre toi auprès du Tout Miséricordieux.
Biz bundan tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik!" diyecekler.Bien plus, nous étions des injustes".
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.En 1946, elle doit quitter le pays en raison des persécutions perpétrées par le dictateur Rafael Trujillo.
Beş ay kuşatmadan sonra, Thomas'a bağlı insanlar nihayetinde aç atları ve zulalarındakileri yemeye başladılar.Après cinq mois de siège, les partisans de Thomas sont contraints de se nourrir des chevaux affamés.
Ottla böylece Yahudilere karşı yapılan zulümlere karşı korumasını kaybetmiş oldu.Ottla perd alors sa protection contre la persécution des Juifs.
"Zalimi/zulmü ifşa etmek gerek".Géhenne (Gehenna) : plans des neutres loyaux mauvais.
1938 yılında Nazi zulmünden kaçan ailesi New York'a taşındı.En 1938, sa famille, fuyant les persécutions nazies, part pour New York.
Bu ne saç, bu ne kahkül, bu ne zülüftür?Quel est ce mythe, ce symbole, cette allégorie, ce miracle ?
Bu mesnevi eser Şeyyad Hamza'nin en meşhur mesnevisi olup Yûsuf ve Züleyhâ hikâyesinin anlatır.Il se lit ジュウ (juu), ジュッ (ju) ou ジッ (ji) en lecture on et とお (too) en lecture kun.
Ancak daha sonra kayınvâlidesinin zulmüne dayanamayarak boşanmış ve Türkiye'ye geri dönmüştür.Il repousse alors sa compagne qui s'envole au loin, puis revient et l'embrasse.
Ardından Zülfü de tabii.Puis c'est le néant.
Pusat'a; Zülfikar Ağa ile beraber destek olmaktadır.Les Émigrés (Muhâjirûn) et Auxiliaires (Ansâr) – sortirent avec lui.
2009'da, Belçika ekiplerinden Zulte Waregem'e transfer oldu.En 2010, il est repéré par des émissaires du club belge de Zulte Waregem.
Zuleikha Robinson 29 Haziran 1977 doğumlu İngiliz oyuncudur.Zuleikha Robinson Zuleikha Robinson est une actrice anglaise, née à Londres le 29 juin 1977.
Baskıya ve zulme teslim olmadığı belirtilir.Il n'y a alors ni inculpation, ni présomption d'innocence.
ABD emperyalizminin küçük çocuğu İsrail bir zulüm yaptı.La mort du fils du premier astronaute israélien a provoqué une forte émotion en Israël.
Güney Afrika'daki Zulu kabilesinin kendi dili vardır.La tribu Zulu de Sudáfrica tiene su propia lengua.