Almanya'da bir evin üzerinde leylek yuvası olmasının evi yangına karşı koruduğuna inanılırdı.Στη Γερμανία, η παρουσία μιας φωλιάς του πτηνού σε κάποιο σπίτι, πιστευόταν ότι το προστατεύει από πυρκαγιά.
Montaj yuvası diğer üreticilerin aygıtını da kabul edebilir.Εκδοχές του προϊόντος είναι επίσης διαθέσιμες από άλλους κατασκευαστές.
Yapısı nedeniyle Kuş Yuvası adıyla anılır.Η ονοματοδοσία οφείλεται στους κοντούς ταρσούς του πτηνού.
Birkaç hafta daha annelerinin yuvasında kalır ve yaklaşık bir yıl sonra ergenlik çağına ulaşırlar.De bliver hos moderen i omkring tre år, hvorefter de er kønsmodne.
Ayrıca, microSD kart yuvası sayesinde 32GB'a kadar genişletilebilir bellek kartlarını da destekliyor.I tillegg støtter den Micro-SD minnekort på inntil 32 GB.
Bir masaüstü bilgisayar bir WNIC çoğunlukla PCI yuvasına yer almaktadır.På en stasjonær datamaskin er den vanligvis tilknyttet ved å bruke en PCI-buss.
Telefon, ekstra depolama için bir microSD yuvası içermiyor.Terdapat slot microSD sebagai tambahan penyimpanan.
Bir ağaçta delerek yuvasını inşa eder ve 3-6 yumurta bırakır.Spesies ini mendirikan sarang di pohon dan mengerami 3-6 telur.
Yuvasını, ya kozalaklı ağaçların üstüne ya da sarmaşık dolanmış ağaç gövdelerine yapar.Dari sisi tubuhnya atau dari pusarnya tumbuh sebatang pohon atau pokok anggur yang bercabang-cabang.
Bu kartın ayrıca bir PC kartı yuvası var.Lounge ini juga menerima pemegang kartu GECC.
Terzi kuşu adını yuvasını inşa ediş şeklinden alır.Kation mengambil nama bentuk unsurnya.
MicroSDHC kart yuvası da arka kapağın altında bulunur (ancak pilin altında değildir).Khay cắm thẻ nhớ microSDHC cũng ở bên dưới nắp lưng của máy (nhưng không nằm dưới pin).
Telefon, ekstra depolama için bir microSD yuvası içermiyor.Điện thoại không có khe microSD để mở rộng bộ nhớ.
Bütün beyaz sumrular gibi, yuvasını ve yavruyu savunurlar ve davetsiz misafirlere saldırırlar.Giống như tất cả đàn chim nhạn trắng, nó bảo vệ tổ của nó và bảo vệ con, chống lại những kẻ xâm nhập.
Kundak içi mermi yuvası 5 mermi alır.Sử dụng hộp đạn rời 5 viên.
X5'in aksine, X3'te bir CF yuvası yoktu.Nên trên phương diện nào đó thì iPhone 5C chưa thành công.
Aile Yuvası’nda (Domicile Conjugal, 1970) Antoine ve Christine evliyiz.家庭(1970)では、アントワーヌとクリスティーヌ・ドイネルは夫婦です。
Dünyanın kenarları olan Lintukoto (kuşların yuvası), kuların kışın yaşadığı sıcak ülkedir.地球の端には "Lintukoto" (鳥の住処)と呼ばれる暖かい地域があり、冬の間鳥が住んでいた。
Yedi mürettebattan üçü yaralandı, ancak makineli tüfek yuvası yok edildi.実際に、船員のうち3名が弾片で負傷していた。
Alt kısımda bir microSD kart yuvası (2GB'a kadar, 512MB kart dahil edilmiştir) bulunmaktadır.外部メモリーはmicroSD(512メガバイトまで対応)を採用。
Altı tane makineli tüfek yuvası imha edildikten sonra deniz piyadeleri 47mm top mağaralarıyla karşılaştılar.在清除了6個20毫米機關炮要塞後,海軍陸戰隊前往攻擊裝有47毫米反戰車炮的洞穴。
Kuluçka sırasında erkek uyuma yuvasında kalır.休假時在男子美容院度過。
Ağaçta yaptığı yuvasına 2-3 yumurta yumurtlar.나무 둥지에 2~3개의 알을 낳는다.
Bellek kartı yuvası yoktur.여자축구는 와일드카드가 없다.
Yuvasını toprak üzerinde yapar ve kuluçkaya burada yatar.그곳에서 딸 구월이를 안고 우물에 투신하여 자진한다.
Yuvasını yere yapar ve içine 4-8 yumurta bırakır.둥지는 땅 위에 있으며, 4~8개의 알을 낳는다.
Dünyanın kenarları olan Lintukoto (kuşların yuvası), kuların kışın yaşadığı sıcak ülkedir.땅의 가장자리에는 새들이 겨울을 나는 따뜻한 곳인 "새들의 고향" 린투코토(Lintukoto)가 있다.
Erkek ve dişi çiftin aynı böcek yuvasından beslendikleri görülmüştür.개와 인간은 먹이 사슬의 정점에서 많은 것을 공유하고 있다.
Altı tane makineli tüfek yuvası imha edildikten sonra deniz piyadeleri 47mm top mağaralarıyla karşılaştılar.לאחר שהשמידו שש עמדות מקלעים ניצבו הנחתים מול עמדת תותח ה-47 מילימטרים.
“Eğer çocuk yuvası modellerinin olumlu olduğunu düşünürsek; okullar üzerinde yoğunlaşacağız.”אם נצליח להשריש לתלמידות שתכלית הלימודים לשאוף להידמות לאימותינו, שלא למדו, סימן שהצלחנו בחינוך הבנות".
Böylece bağlama elemanlarının zamanla gevşeyip yuvasından çıkmasının önüne geçilmiş olur.הגעה של שוטרי זמן מאלצת אותו לעזוב את המקום.
Ocak 1957’de Cezayir’den kovuldu ve Blida Hastanesi’ndeki ‘isyan yuvası’ dağıtıldı.Той е изгонен от Алжир през януари 1957 г., а „гнездото на фелага (бунтовниците)“ в болница Блида е разрушено.
Kuşu yuvasında gözlemlemek zordur.Потайни трудни за наблюдение птици.
Konakçısının yuvasında bulunur.Идва стопанката на кръчмата.
Almanya'da bir evin üzerinde leylek yuvası olmasının evi yangına karşı koruduğuna inanılırdı.Съществувал е закон, според който при пожар в къщата котката трябва да бъде спасена възможно най-бързо.
SD kart yuvası yoktur, USB sayısı 1'e düşürülmüştür.Освен това няма USB порт, така че всичко трябва да е записано на SDHC карта.
Ovadan bakıldığında bir kartal yuvası görünümündedir.Dok sam sjedio na krevetu, ugledah pauka.
Matka Kanyonu, kimisi bölgeye özgü olan pek çok bitki ve hayvan türünün yuvasıdır.Kanjon Matka je stanište raznih biljaka i životinja, od kojih su neke endemske vrste za ovo područje.
Kuluçka sırasında erkek uyuma yuvasında kalır.Počas internácie žila na Budči.
Yuvası yerdedir ve 2-4 yumurtayla birlikte bulunur.Ima eno leglo, kar pomeni dve do štiri jajca.
1980'lerde şehir Solidarność (Türkçe: Dayanışma Sendikası) hareketinin yuvası oldu.Žinoma kaip vieta, kur 1980 m. susikūrė profsąjungų judėjimas „Solidarumas“.
Yer domuzu yuvasını ziyaret eden diğer memelilere de bulaşırlar.Kitam vabzdžiui įgėlusi bitė išgyvena.
Bir üreme bölgesi içinde gökdoğan çiftinin birkaç yuvası bulunabilir.Vieno patino teritorijoje gali gyventi kelios patelės.
Bu kartın ayrıca bir PC kartı yuvası var.Sama organisatsioon tõi turule ka PC-kaardi.
Başlangıçta ana kartlar büyük ölçüde ISA idi ve az sayıda PCI yuvası içeriyordu.Esialgu olid emaplaadid enamjaolt ISA-pesadega ja omasid mõnda PCI-pesa.
Üç ila yedi yumurta bataklık bir alanın yakınında bir yer yuvasına koyulur.Ta sai 1,5 adramaad Viljandi lähedal kodukülla Puiatusse. ... ...
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Hans ögon likna duvor invid vattenbäckar, duvor som bada sig i mjölk och sitta invid bräddfull rand.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Hans øine er som duer ved rinnende bekker; de bader sig i melk, de hviler i sin ramme.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.hans Øjne som Duer ved rindende Bække, badet i Mælk og siddende ved Strømme,
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Hij heeft prachtige ogen, die lijken op badende duiven.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.I suoi occhi, come colombe su ruscelli di acqua; i suoi denti bagnati nel latte, posti in un castone
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.jeho oči jako holubice nad tokmi vody, umyté v mlieku; sedia ako vrúbené drahokamy;
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.눈은 시냇가의 비둘기 같은데 젖으로 씻은 듯하고 아름답게도 박혔구나
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Matanya bagaikan merpati pada mata air, merpati bermandi susu, duduk di tepi kolam
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Mắt người như chim bò câu gần suối nước , Tắm sạch trong sửa , được nhận khảm kỹ_càng .
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Mắt người như chim bò câu gần suối nước, Tắm sạch trong sửa, được nhận khảm kỹ càng.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Ochii lui sînt ca nişte porumbei pe marginea izvoarelor, scăldaţi în lapte, şi odihnindu-se în faţa lui plină.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Oči jeho jako holubic nad stoky vod, jako v mléce umyté, stojící v slušnosti.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Oči njegove so kakor golobice ob bistrih potokih, z mlekom umite, lepo posajene.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Oczy jego jako gołębicy nad strumieniami wody, jako umyte w mleku, stojące w mierze swojej;