Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Os seus olhos são como pombas junto �s correntes das águas, lavados em leite, postos em engaste.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.õ szemei mint a vízfolyás mellett való galambok, melyek tejben fürödnek, [szép] teljesen helyheztettek.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Seine Augen sind wie Augen der Tauben an den Wasserbächen, mit Milch gewaschen und stehen in Fülle.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.Sus ojos son como palomas junto a los arroyos de aguas, bañados en leche y sentados sobre engastes
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.οι οφθαλμοι αυτου ως περιστερων επι των ρυακων των υδατων, λελουμενοι εν γαλακτι, καθημενοι ως λιθοι ενθεσεως
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.глаза его – как голуби при потоках вод, купающиеся в молоке, сидящие в довольстве;
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.עיניו כיונים על אפיקי מים רחצות בחלב ישבות על מלאת׃
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.عيناه كالحمام على مجاري المياه مغسولتان باللبن جالستان في وقبيهما.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.他 的 眼 如 溪 水 旁 的 鴿 子 眼 、 用 奶 洗 淨 、 安 得 合 式
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.他 的 眼如 溪水 旁 的 鴿子 眼 、 用奶 洗淨 、 安 得 合式
~a satırının sol üst yuvasına bir ikili yerleştir.ضع اثنين في الخانة أقصى يسار الصف ~a.
‹‹Babili baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, Yıkım süpürgesiyle süpüreceğim›› Diyor Her Şeye Egemen RAB.A obrátim ho v majetok ježov a v močiare a vymetiem ho metlou vykántrenia, hovorí Hospodin Zástupov.
‹‹Babili baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, Yıkım süpürgesiyle süpüreceğim›› Diyor Her Şeye Egemen RAB.A obrátím jej v dědictví bukačů, a v jezera vod, a vymetu jej pometlem zahynutí, praví Hospodin zástupů.
‹‹Babili baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, Yıkım süpürgesiyle süpüreceğim›› Diyor Her Şeye Egemen RAB.I uczynię je osiadłością bąków, i kałużami wód, i wymiotę go miotłą spustoszenia, mówi Pan zastępów.
‹‹Babili baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, Yıkım süpürgesiyle süpüreceğim›› Diyor Her Şeye Egemen RAB.내가 또 그것으로 고슴도치의 굴혈과 물웅덩이가 되게 하고 또 멸망의 비로 소제하리라 나 만군의 여호와의 말이니라
‹‹Babili baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, Yıkım süpürgesiyle süpüreceğim›› Diyor Her Şeye Egemen RAB.И сделаю его владением ежей и болотом, и вымету его метлою истребительною, говорит Господь Саваоф.
‹‹Babili baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, Yıkım süpürgesiyle süpüreceğim›› Diyor Her Şeye Egemen RAB.ושמתיה למורש קפד ואגמי מים וטאטאתיה במטאטא השמד נאם יהוה צבאות׃
‹‹Babili baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, Yıkım süpürgesiyle süpüreceğim›› Diyor Her Şeye Egemen RAB.واجعلهم ميراثا للقنفذ وآجام مياه واكنسها بمكنسة الهلاك يقول رب الجنود
‹‹Babili baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, Yıkım süpürgesiyle süpüreceğim›› Diyor Her Şeye Egemen RAB.我 必 使 巴 比 倫 為 箭 豬 所 得 、 又 變 為 水 池 . 我 要 用 滅 亡 的 掃 帚 掃 淨 他 . 這 是 萬 軍 之 耶 和 華 說 的
‹‹Babili baykuş yuvasına, bataklığa çevirecek, Yıkım süpürgesiyle süpüreceğim›› Diyor Her Şeye Egemen RAB.我 必 使 巴比 倫為 箭豬 所得 、 又 變為 水池 . 我 要 用 滅亡 的 掃帚掃淨 他 . 這是 萬軍 之 耶和華 說的
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.Babel skal blive en Grushob, Sjakalers Bolig, til Rædsel og Spot, så ingen bor der.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.Ba-by-lôn sẽ trở nên đống hư nát, hang chó rừng, trò gở lạ và xỉ báng, không có dân ở nữa.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.Ba-by-lôn sẽ trở_nên đống hư nát , hang chó rừng , trò gở lạ và xỉ báng , không có dân ở nữa .
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.E Babilônia se tornará em montões, morada de chacais, objeto de espanto e assobio, sem habitante.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.És Babilon kõrakássá lesz, sárkányok lakhelyévé, csudává, csúfsággá és lakatlanná lesz.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.I będzie Babilon obrócony w mogiły, w mieszkanie smoków, w zdumienie, i w poświstanie, i będzie bez obywatela.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.I bude Babylon v hromady, v příbytek draků, v užasnutí a ckání, tak že nebude v něm žádného obyvatele.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.In Babilon bode v kupe kamenja, prebivališče šakalov, v grozo in žvižganje brez prebivalca.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.바벨론이 황폐한 무더기가 되어서 시랑의 거처와 놀람과 치소거리가 되고 거민이 없으리라
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.Og Babel skal bli til grusdynger, en bolig for sjakaler, til en forferdelse og til spott, så ingen bor der.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.Και η Βαβυλων θελει εισθαι εις σωρους, κατοικητηριον θωων, θαμβος και συριγμος, ανευ κατοικου.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.Вавилон ще стане грамади, Жилище на чакали, За учудване и подсвиркване, Необитаем.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.И Вавилон будет грудою развалин, жилищем шакалов, ужасом и посмеянием, без жителей.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.והיתה בבל לגלים מעון תנים שמה ושרקה מאין יושב׃
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.وتكون بابل كوما ومأوى بنات آوى ودهشا وصفيرا بلا ساكن.
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.巴 比 倫 必 成 為 亂 堆 、 為 野 狗 的 住 處 、 令 人 驚 駭 、 嗤 笑 、 並 且 無 人 居 住
Babil taş yığınına, çakal yuvasına dönecek, Dehşet ve alay konusu olacak. Kimse yaşamayacak orada.巴比 倫必 成 為亂堆 、 為野 狗 的 住處 、 令人 驚駭 、 嗤笑 、 並且 無人 居住
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Ada sarang tawon yang saya biarkan berkembang di halaman, tepat di luar pintu rumah saya.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Da war ein Wespennest, das ich in meinem Hof wachsen ließ, direkt vor meiner Tür.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.E c'era un nido di vespe che avevo lasciato crescere nel mio cortile, proprio fuori dalla mia porta.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Er zat een wespennest, dat had ik laten groeien in mijn tuin, net buiten mijn deur.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Et il y avait un nid de guèpes que j'avais laissé grandir dans mon jardin juste devant ma porte.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Havia um ninho de vespas que eu tinha deixado crescer no jardim, mesmo à porta de minha casa.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.그 때 저희 집 앞마당엔 제가 자라게 내버려둔 말벌 둥지가 하나 있었지요. 현관문 바로 바깥에요.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Na podwórku miałam gniazdo os, Na podwórku miałam gniazdo os, tuż przed drzwiami.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Og der var et hvepsebo som jeg havde ladet vokse i min gård, lige uden for min dør.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Şi era un cuib de viespi pe care l-am lăsat să crească în curtea mea, chiar la exteriorul uşii mele.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Volt egy darázsfészek, amit hagytam nőni az udvaromon, rögtön kint az ajtó előtt.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Y había un avispero que había dejado crecer en mi jardín, justo fuera de mi puerta.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Υπήρχε μία σφηκοφωλιά στην αυλή μου, ακριβώς έξω από την πόρτα μου.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.Имаше едно гнездо на оси, което ги бях оставила да направят в двора ми, точно пред вратата.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.У меня было осиное гнездо, которое я оставила во дворе прямо около двери.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.והיה קן של צרעות שאפשרתי לו לגדול בחצר שלי. ממש מחוץ לדלת שלי.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.وكان هناك عش للدبابير تركته ينمو في فناء منزلي. خارج باب المنزل.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.スズメバチの巣があって 成長するに任せていました たいていの人は小さいうちにそれをたたき落とします
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.Doy el parte solo para decir que cuando dejé la casa de acogida tenía dos cosas que quería hacer.
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.Estou a relatar apenas para dizer que, quando saí do orfanato, havia duas coisas que eu queria fazer.
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.제가 보호시설을 떠났을 때 하고싶은 일이
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.Riporto i fatti semplicemente per dire che quando lasciai l'istituto volevo fare due cose.
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.Αναφέρομαι στο παρελθόν απλώς για να πω πως όταν έφυγα απ' το οικοτροφείο είχα δύο πράγματα που ήθελα να κάνω.