yuva ile cümle
yuva kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Und sie sahen dahin und wurden gewahr, daß der Stein abgewälzt war; denn er war sehr groß.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Και αναβλεψασαι θεωρουσιν οτι ο λιθος ητο αποκεκυλισμενος διοτι ητο μεγας σφοδρα.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.И, взглянув, видят, что камень отвален; а он был весьма велик.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.І поглянувши, побачили, що відкочено каменя; був бо великий дуже.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.ובהביטן ראו והנה נגללה האבן כי היתה גדלה מאד׃
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.فتطلعن ورأين ان الحجر قد دحرج. لانه كان عظيما جدا.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.那 石 頭 原 來 很 大 、 他 們 抬 頭 一 看 、 卻 見 石 頭 已 經 輥 開 了
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.那 石頭 原 來 很大 、 他 們 抬頭 一 看 、 卻見 石頭 已 經輥 開了
Batarya yuvamız var.저희에게는 배터리 베이가 있고 가격은 100달러로
Batarya yuvamız var. Ama ham petrol batarya ile yer değiştirdi.Avem un compartiment de baterie care costă aceleași sute de dolari ca și rezervorul.
Batarya yuvamız var.Chúng ta có bình ắc-quy.
Batarya yuvamız var.Il coûte la même somme d'une centaine de dollars qu'un réservoir.
Batarya yuvamız var.Noi abbiamo l'alloggiamento della batteria.
Batarya yuvamız var.Tenemos el compartimento de la batería.
Batarya yuvamız var.Van egy akksi tartály.
Batarya yuvamız var.We hebben een batterijhouder.
Batarya yuvamız var.Имаме легло за батерията.
Batarya yuvamız var.יש לנו חיבור לבטרייה, שעולה כמה מאות דולרים
Batarya yuvamız var.لدينا حاوية البطارية ، تكلف نفس المئة دولار
Batarya yuvamız var.数百ドルのコストがかかります
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Alors parfois je regarde de l'intérieur, comme l' "ÉgoCentrisme" et les cercles restreints.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Czasem patrzę od środka, jak EgoCentryCzność i kręgi wewnętrzne.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Então, algumas vezes vejo do interior, como em "EgoCentriCidade" e nos círculos concêntricos.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Manchmal schaue ich von Innen heraus, wie EgoCentriCity ("Egocentrik-Stadt") und die inneren Kreise.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Néha a belsőt vizsgálom, mint az énközpontúság és a belső körök.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Někdy se dívám zevnitř, egocentricky a ve vnitřních kruzích.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Niekedy sa na veci pozerám z vnútra, ako EgoCentriCity a jeho vnútorné kruhy.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Qualche volta lo vedo dall'interno, vedo l'egocentrismo e i circoli ristretti.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Soms kijk ik vanuit de binnenkant, zoals egocentrisme en de besloten kring.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Terkadang saya melihat dari dalam seperti egosentrisme, dan lingkaran dalamnya.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Uneori văd din interior, ca egocentrismul şi cercurile interioare.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Άλλοτε κοιτάζω από το εσωτερικό, σαν την Πόλη της ΕγωΚεντρικότητας και τους εσώτερους κύκλους.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Иногда я смотрю изнутри, с позиций эгоцентричности и внутренних кругов.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.И така, понякога аз гледам отвътре, като ЕгоЦентриПолис и вътрешните кръгове.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Іноді я дивлюся з середини, з позиції егоцентричності та з позиції внутрішніх кіл.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Čutil je, kot če bi bila oseba, ki je privedla do pogled na gnezdo nekaj čudnih ptic in mora premakniti tiho.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Czuł się tak, jakby był prowadzony patrzeć na jakieś dziwne ptasie gniazdo i musi poruszać się cicho.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Er fühlte sich, als würde er geführt wurden, um auf einige seltsame Vogelnest aussehen und bewegen muss leise.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Hänestä tuntui kuin hän olisi vetäminä katsomaan outoja linnunpesän ja on siirryttävä pehmeästi.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Han følte, som om han blev ført til at se på nogle mærkelige fuglerede og skal flytte sagte.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Han kände som om han leds att titta på några konstiga fågelboet och måste flytta mjukt.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Hij voelde zich alsof hij geleid om naar te kijken nest een of andere vreemde vogel en moet bewegen zachtjes.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.그가 뭔가 이상한 새가 둥지를보고 주도되고 있었고, 이동해야하는 경우로서 그 느낌 부드럽게.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Ông cảm thấy như thể anh đã được dẫn đến xem xét một số tổ chim lạ và phải di chuyển nhẹ nhàng.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Se simţea ca şi cum el ar fi fost condus să se uite la cuib o pasăre ciudată şi trebuie să se mişte încet.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Si sentiva come se fosse condotto a guardare nido qualche strano uccello e deve muoversi dolcemente.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Úgy érezte, mintha vezeti nézni valami furcsa madár fészkét, és át kell helyezni halkan.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Ένιωθε σαν να είχαν ως αποτέλεσμα να δούμε φωλιά κάποια περίεργα πτηνών και πρέπει να προχωρήσει απαλά.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Він відчував, як ніби він був ведуть дивитися на гніздо якоїсь дивної птахи і повинні рухатися м'яко.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Он чувствовал, как будто он был ведут смотреть на гнездо какой-то странной птицы и должны двигаться мягко.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.Той почувствал, ако той доведе до изглежда в някаква странна птица гнездо и трябва да се движат тихо.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.הוא הרגיש כאילו הוא מובל להסתכל על קן ציפור משונה וחייב לעבור ברכות.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.شعرت كما لو انه يجري قاد إلى النظر في بعض عش الطيور الغريبة ، ويجب التحرك بهدوء.
Bazı garip kuş yuvasına bakmak için yürütülüyor ve taşımanız gerekir gibi hissetti usulca.静かに。 彼女は壁に階段状と吊りツタを持ち上げたときに彼は始めた。
"Bekleyen Bir Yuva ve Aile"EPISODIO 6: "EL CAMINO DE LA ESPERANZA"
"Bekleyen Bir Yuva ve Aile" -Hey!"Et hjem, hvor familien venter."
"Bekleyen Bir Yuva ve Aile" -Hey!"Ett hem där familjen väntar"
"Bekleyen Bir Yuva ve Aile" -Hey!"La strada della speranza".
"Bekleyen Bir Yuva ve Aile" -Hey!"Uma Casa Com Uma Família à Espera"
"Bekleyen Bir Yuva ve Aile" -Hey!W domu czeka rodzina