yuva ile cümle

yuva kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bana yuvarlak bir kaç giysiler bol dökümlü ve gitti in.Jaz draped nekaj oblačil krogu me in odšel v.
Bana yuvarlak bir kaç giysiler bol dökümlü ve gitti in.따라.
Bana yuvarlak bir kaç giysiler bol dökümlü ve gitti in.Obrátila sa jedného rána, keď som bol ešte v posteli, popíjali čaj a myslieť na to, a to.
Bana yuvarlak bir kaç giysiler bol dökümlü ve gitti in.Obrátila se jednoho rána, když jsem byl ještě v posteli, popíjeli čaj a myslet na to, a to.
Bana yuvarlak bir kaç giysiler bol dökümlü ve gitti in.Odwróciła się pewnego ranka, gdy byłem jeszcze w łóżku, popijając herbatę i myśli o tym i że.
Bana yuvarlak bir kaç giysiler bol dökümlü ve gitti in.Ze draaide zich op een ochtend, terwijl ik nog in bed genot van thee en denken van deze en dat.
Bana yuvarlak bir kaç giysiler bol dökümlü ve gitti in.Вона повернулася, одного разу вранці, коли я був ще в ліжку, потягуючи чай і думати про це і що.
Bana yuvarlak bir kaç giysiler bol dökümlü ve gitti in.على طول.
Bana yuvarlak bir kaç giysiler bol dökümlü ve gitti in.私はこのお茶や考え方をすすりながらベッドにまだいる間、彼女はある朝なって、
Barfiks yüzünden bisepslerim iyice yuvarlaklaşmıştıParce qu'avant, mes biceps étaient très ronds, avec les tractions en pronations.
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.Doy el parte solo para decir que cuando dejé la casa de acogida tenía dos cosas que quería hacer.
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.Estou a relatar apenas para dizer que, quando saí do orfanato, havia duas coisas que eu queria fazer.
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.제가 보호시설을 떠났을 때 하고싶은 일이
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.Riporto i fatti semplicemente per dire che quando lasciai l'istituto volevo fare due cose.
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.Αναφέρομαι στο παρελθόν απλώς για να πω πως όταν έφυγα απ' το οικοτροφείο είχα δύο πράγματα που ήθελα να κάνω.
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.שכאשר עזבתי את בית היתומים היו שני דברים
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.عندما تركت منزل الأطفال كان لدي شيئين
Basit olarak şunu söylemek için, çocuk yuvasını terk ettiğimde yapmak istediğim iki şey vardı.やりたかった事があります 1つは自分の家族を見つける事
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Ai đào hầm sẽ té xuống đó ; Kẻ nào lăn đá , đá sẽ trở đè lại nó .
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Ai đào hầm sẽ té xuống đó; Kẻ nào lăn đá, đá sẽ trở đè lại nó.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Celui qui creuse une fosse y tombe, Et la pierre revient sur celui qui la roule.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Chi scava una fossa vi cadrà dentro e chi rotola una pietra, gli ricadrà addosso
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Cine sapă groapa altuia cade el în ea, şi piatra se întoarce peste cel ce o prăvăleşte.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Den som graver en grav, skal falle i den, og den som velter en sten op, på ham skal den rulle tilbake.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Den som gräver en grop, han faller själv däri, och den som vältrar upp en sten, på honom rullar den tillbaka.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.El que cava fosa caerá en ella; y al que hace rodar una piedra, ésta le vendrá encima
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.I Graven, man graver, falder man selv, af Stenen, man vælter, rammes man selv.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Joka kuopan kaivaa, se itse siihen lankeaa; ja joka kiveä vierittää, sen päälle se takaisin vyörähtää.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Kdo jámu kopá, do ní upadá, a kdo valí kámen, na něj se obrací.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.ki vermet ás [másnak], abba belé esik; és a ki felhengeríti a követ, arra gurul vissza.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.함정을 파는 자는 그것에 빠질 것이요 돌을 굴리는 자는 도리어 그것에 치이리라
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Kto drugiemu dół kopie, wpada weó; a kto kamień toczy, na niego się obraca.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.O que faz uma cova cairá nela; e a pedra voltará sobre aquele que a revolve.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Ten, kto kope jamu, padne do nej, a kto valí kameň, obráti sa do neho.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Wer eine Grube macht, der wird hineinfallen; und wer einen Stein wälzt, auf den wird er zurückkommen.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Οστις σκαπτει λακκον, θελει πεσει εις αυτον και ο λιθος θελει επιστρεψει επι τον κυλιοντα αυτον.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Който копае ров ще падне в него, И който търкаля камък, върху него ще се обърне.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.Кто роет яму, тот упадет в нее, и кто покатит вверх камень, к томуон воротится.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.כרה שחת בה יפל וגלל אבן אליו תשוב׃
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.من يحفر حفرة يسقط فيها ومن يدحرج حجرا يرجع عليه.
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.挖 陷 坑 的 、 自 己 必 掉 在 其 中 . 輥 石 頭 的 、 石 頭 必 反 輥 在 他 身 上
Başkasının kuyusunu kazan içine kendi düşer, Taşı yuvarlayan altında kalır.挖 陷坑 的 、 自己 必 掉 在 其中 . 輥石頭 的 、 石頭必 反輥 在 他 身上
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.A keď pozrely, videly, že je kameň odvalený; lebo bol veľmi veliký.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.(A spojrzawszy ujrzały, iż był kamień odwalony;) bo był bardzo wielki.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.(A vzhlédše, uzřely odvalený kámen.) Byl zajisté veliký velmi.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.És odatekintvén, láták, hogy a kõ el van hengerítve; mert felette nagy vala.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Et, levant les yeux, elles aperçurent que la pierre, qui était très grande, avait été roulée.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.In ko pogledajo, vidijo, da je kamen odvaljen; bil je namreč zelo velik.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Ja katsahtaessaan ylös he näkivät kiven poisvieritetyksi; se oli näet hyvin suuri.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Khi ngó xem , thấy hòn đá đã lăn ra rồi ; vả , hòn đá lớn lắm .
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Khi ngó xem, thấy hòn đá đã lăn ra rồi; vả, hòn đá lớn lắm.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.눈을 들어 본즉 돌이 벌써 굴려졌으니 그 돌이 심히 크더라
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Maar toen zij bij het graf kwamen, ontdekten zij dat de steen al weg was.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Ma, guardando, videro che il masso era gia stato rotolato via, benché fosse molto grande
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Mas, levantando os olhos, notaram que a pedra, que era muito grande, já estava revolvida;
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Men när de sågo upp, fingo de se att stenen redan var bortvältrad. Den var nämligen mycket stor.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Og da de så op, blev de var at stenen var veltet bort; for den var meget stor.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Og da de så op, bleve de var, at Stenen var væltet fra; (thi den var meget stor)
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Pero cuando miraron, vieron que la piedra ya había sido removida, a pesar de que era muy grande
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Şi cînd şi-au ridicat ochii, au văzut că piatra, care era foarte mare, fusese prăvălită.

İlgili Sayfalar