Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.Il y avait un conseiller, nommé Joseph, homme bon et juste,
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.In glej, mož po imenu Jožef, svetovalec, mož dober in pravičen
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.공회 의원으로 선하고 의로운 요셉이라 하는 사람이 있으니
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.Nu var där en rådsherre, vi namn Josef, en god och rättfärdig man,
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.Og se, det var en mann ved navn Josef, som var rådsherre, og en god og rettferdig mann -
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.Og se, en Mand ved Navn Josef, som var Rådsherre, en god og retfærdig Mand,
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.Und siehe, ein Mann mit Namen Joseph, ein Ratsherr, der war ein guter, frommer Mann
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.Και ιδου, ανηρ τις Ιωσηφ το ονομα, οστις ητο βουλευτης, ανηρ αγαθος και δικαιος,
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.И ето, един човек, на име Иосиф, който беше съветник, човек добър и праведен,
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.І ось чоловік, на ймя Йосиф, що був радник, чоловік добрий і праведний,
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.Тогда некто, именем Иосиф, член совета, человек добрый и правдивый,
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.והנה איש ושמו יוסף והוא מן היעצים איש טוב וצדיק מן הרמתים עיר היהודים׃
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.واذا رجل اسمه يوسف وكان مشيرا ورجلا صالحا بارا.
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.有 一 個 人 名 叫 約 瑟 、 是 個 議 士 、 為 人 善 良 公 義
Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı.有 一 個 人名 叫 約瑟 、 是 個議士 、 為人 善良 公義
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:فتقدموا الى الرجل الذي على بيت يوسف وكلموه في باب البيت.
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:他 們 就 挨 進 約 瑟 的 家 宰 、 在 屋 門 口 和 他 說 話
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.A bozkal všetkých svojich bratov a plakal nad nimi. A potom už hovorili jeho bratia s ním.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.A îmbrăţişat de asemenea pe toţi fraţii lui, plîngînd. După aceea, fraţii lui au stat de vorbă cu el.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.A políbiv všech bratří svých, plakal nad nimi; a potom mluvili bratří jeho s ním.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.Besó a todos sus hermanos y lloró sobre ellos. Después de esto, sus hermanos hablaron con él
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.Daarna sloot hij al zijn broers, die inmiddels hun spraak weer hadden teruggevonden, in zijn armen.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.E José beijou a todos os seus irmãos, chorando sobre eles; depois seus irmãos falaram com ele.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.És megcsókolá mind az õ testvéreit és síra õ rajtok; azután beszédbe ereszkedének vele az õ testvérei.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.Il embrassa aussi tous ses frères, en pleurant. Après quoi, ses frères s`entretinrent avec lui.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.In poljubi vse brate svoje in joka ob njih vratu. Potem šele izpregovore bratje njegovi ž njim.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.I pocałowawszy wszystkę bracią swoję, płakał nad nimi; a potem rozmawiali z nim bracia jego.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.요셉이 또 형들과 입맞추며 안고 우니 형들이 그제야 요셉과 말 하니라
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.Người cũng ôm các anh mình mà khóc . Ðoạn , anh_em nói_chuyện cùng người .
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.Người cũng ôm các anh mình mà khóc. Ðoạn, anh em nói chuyện cùng người.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.Och han kysste alla sina bröder och grät i deras armar. Sedan samtalade hans bröder med honom.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.Og han kyssede alle sine Brødre og græd ved deres Bryst; og nu kunde hans Brødre tale med ham.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.Og han kysset alle sine brødre og gråt ved deres bryst; og siden talte hans brødre med ham.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.Poi baciò tutti i fratelli e pianse stringendoli a sé. Dopo, i suoi fratelli si misero a conversare con lui
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.Und er küßte alle seine Brüder und weinte über ihnen. Darnach redeten seine Brüder mit ihm.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.И целовал всех братьев своих и плакал, обнимая их. Потом говорили сним братья его.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.И целуна всичките си братя и плака над тях; и след това братята му се разговаряха с него.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.וינשק לכל אחיו ויבך עליהם ואחרי כן דברו אחיו אתו׃
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.وقبّل جميع اخوته وبكى عليهم. وبعد ذلك تكلم اخوته معه
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.他 又 與 眾 弟 兄 親 嘴 、 抱 著 他 們 哭 、 隨 後 他 弟 兄 就 和 他 說 話
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.他 又 與眾 弟兄 親嘴 、 抱著 他 們哭 、 隨後 他 弟兄 就 和 他說話
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,A Jakob riekol Jozefovi: Silný Bôh všemohúci sa mi ukázal v Lúze, v Kananejskej zemi, a požehnal ma
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,E disse Jacó a José: O Deus Todo-Poderoso me apareceu em Luz, na terra de Canaã, e me abençoou,
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,És monda Jákób Józsefnek: A mindenható Isten megjelenék nékem Lúzban, a Kanaán földén, és megálda engem.
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,Giacobbe disse a Giuseppe: «Dio onnipotente mi apparve a Luz, nel paese di Canaan, e mi benediss
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,Iacov a zis lui Iosif: ,,Dumnezeul Cel Atotputernic mi S'a arătat la Luz, în ţara Canaan, şi m'a binecuvîntat.
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,I rzekł Jakób do Józefa: Bóg wszechmogący ukazał mi się w Luzie, w ziemi Chananejskiej, i błogosławił mi.
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,Jacob dit à Joseph: Le Dieu tout puissant m`est apparu à Luz, dans le pays de Canaan, et il m`a béni.
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,Ja Jaakob sanoi Joosefille: "Jumala, Kaikkivaltias, ilmestyi minulle Luusissa Kanaanin maassa ja siunasi minut
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,Jakob sagde til Josef: "Gud den Almægtige åbenbarede sig for mig i Luz i Kana'ans Land og velsignede mig;
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,요셉에게 이르되 이전에 가나안 땅 루스에서 전능한 하나님이 내게 나타나 복을 허락하여
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,Og Jakob sa til Josef: Den allmektige Gud åpenbarte sig for mig i Luz i Kana'ans land og velsignet mig
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,und sprach zu Joseph: Der allmächtige Gott erschien mir zu Lus im Lande Kanaan und segnete mich
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,Y Jacob dijo a José: --El Dios Todopoderoso se me apareció en Luz, en la tierra de Canaán y me bendij
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,Και ειπεν ο Ιακωβ προς τον Ιωσηφ, Ο Θεος ο Παντοδυναμος εφανη εις εμε εν Λουζ εν τη γη Χανααν και με ευλογησε
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,И сказал Иаков Иосифу: Бог Всемогущий явился мне в Лузе, в земле Ханаанской, и благословил меня,
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,И Яков каза на Иосифа: Бог Всемогъщи ми се яви в Луз, в Ханаанската земя, и благослови ме, като ми каза:
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,ויאמר יעקב אל יוסף אל שדי נראה אלי בלוז בארץ כנען ויברך אתי׃
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,وقال يعقوب ليوسف الله القادر على كل شيء ظهر لي في لوز في ارض كنعان وباركني.
Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,雅 各 對 約 瑟 說 、 全 能 的 神 曾 在 迦 南 地 的 路 斯 向 我 顯 現 、 賜 福 與 我