Ana içeriğe geç
Sözlük

yusuf ile cümle

yusuf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Arkadaşlarımı ve meslektaşlarımı aradım, onlara mail yolladım. Soru şuydu: Yusufçukları ne zaman görüyorsunuz?Я стал звонить и отправлять письма друзьям и коллегам: когда у вас появляются стрекозы?
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Az történik ugyanis, hogy az itteni monszunesőben szaporodnak.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Ce qu'il se passe, c'est qu'elles se reproduisent dans la mousson ici.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Ce se intampla este ca se inmultesc in ploile musonice de aici.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Chúng đang sinh sản trong mưa gió mùa ở đây.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Čo sa deje, je že sa rozmnožujú v monzúnových dažďoch.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Det der sker er at de formerer sig i monsun regnen.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Es ist so, dass sie sich hier mit Hilfe des Monsunregens fortpflanzen.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.In realtà si stanno riproducendo qui, durante le piogge monsoniche.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.인도에서는 몬순 비가 올 때 번식을 합니다.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Lo que pasa es que se están reproduciendo en las lluvias del monzón aquí.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Ne lisääntyvät monsuunisateissa täällä.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Wat er gebeurt, is dat ze zich voortplanten in de moessonregens hier.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Αυτό που συμβαίνει είναι πως αναπαράγονται στις βροχές των μουσώνων εδώ.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Они размножаются здесь в муссонных дождях.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Онова, което се случва, е, че се размножават в мусонните дъждове тук.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.מה שקורה זה שהן מתרבות בגשתי המונסון כאן.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.ما يحدث هو أنها تتزاوج في الأمطار الموسمية هنا.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.そして今日外で目にする
Ayrıca biliyorum ki, bu olaylar Yusuf Şah olmadan meydana gelmezdi.내가 알고 그것 없는 유서 프 샤 없이 일어날 수 있는 경우, 수... 안 일어날 수 있습니다.
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.Da fortalte den øverste munnskjenk Josef sin drøm og sa til ham: Jeg så i drømme et vintre som stod foran mig;
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.Elbeszélé azért a fõpohárnok az õ álmát Józsefnek, és monda néki: Álmomban ímé egy szõlõtõ vala elõttem;
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.Então contou o copeiro-mor o seu sonho a José, dizendo-lhe: Eis que em meu sonho havia uma vide diante de mim,
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.Entonces el jefe de los coperos contó su sueño a José, diciendo: --En mi sueño veía delante de mí una vid
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.술 맡은 관원장이 그 꿈을 요셉에게 말하여 가로되 내가 꿈에 보니 내 앞에 포도나무가 있는데
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.Pengurus minuman itu berkata, "Dalam mimpi itu saya melihat ada pohon anggur di depan saya
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.Pove torej veliki točaj sanje svoje Jožefu in mu reče: V sanjah mojih, glej, je bila vinska trta pred menoj,
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.Så fortalte Overmundskænken Josef sin Drøm og sagde: "Jeg så i Drømme en Vinstok for mig;
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.И рассказал главный виночерпий Иосифу сон свой и сказал ему: мне снилось, вот виноградная лоза предо мною;
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.Тогава началникът на виночерпците разказа своя сън на Иосифа, като му рече: В съня ми, ето лоза пред мене;
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.ויספר שר המשקים את חלמו ליוסף ויאמר לו בחלומי והנה גפן לפני׃
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.فقصّ رئيس السقاة حلمه على يوسف وقال له كنت في حلمي واذا كرمة امامي.
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.酒 政 便 將 他 的 夢 告 訴 約 瑟 說 、 我 夢 見 在 我 面 前 有 一 棵 葡 萄 樹
Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.酒政 便 將 他 的 夢告 訴約 瑟說 、 我 夢見 在 我 面 前 有 一 棵 葡萄樹
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Она кажется довольно заурядной.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Ce sont des libellules à l'aspect médiocre.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Den ser temmelig gennemsnitlig ud for en guldsmed.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Đó là một con chuồn chuồn nhìn khá tầm thường.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Este o libelula cu un aspect oarecum mediocru.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Es una libélula que tiene un aspecto un poco común.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.È una libellula dall'aspetto ordinario.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Ez egy meglehetősen középszerű kinézetű szitakötő.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Het is een libel die er weinig bijzonder uitziet.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Je to pomerne obyčajne vyzerajúca vážka.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.평범하게 생긴 잠자리니까요.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Se on aika tavanomaisen näköinen sudenkorento.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Sie ist eine relativ unscheinbar wirkende Libelle.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Ważka wygląda raczej przeciętnie.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.Εμφανισιακά δεν είναι μία πολύ εντυπωσιακή λιβελούλη.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.То е доста посредствено на вид водно конче.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.זוהי שפירית עם מראה די רגיל.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.نحن ننظر إلى يعسوب يبدو أنه دون المتوسط.
Biraz vasat görünümlü bir yusufçuk.どうせトンボを研究するのなら 赤くてきれいなやつとか
Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.Братья его пошли пасти скот отца своего в Сихем.
Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu.Într'o zi, cînd intrase în casă, ca să-şi facă lucrul, şi cînd nu era acolo nici unul din oamenii casei,
Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu.그러할 때에 요셉이 시무하러 그 집에 들어갔더니 그 집 사람은 하나도 거기 없었더라
Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu.Men en dag då han kom in i huset för att förrätta sina sysslor, och ingen av husfolket var tillstädes därinne,
Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu.Men en Dag han kom ind i Huset for at gøre sin Gerning, og ingen af Husfolkene var til Stede i Huset,
Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu.Một ngày kia, Giô-sép vào nhà đặng làm công việc; vả, chẳng có người nhà nào ở đó,
Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu.Một ngày_kia , Giô-sép vào nhà đặng làm công_việc ; vả , chẳng có người_nhà nào ở đó ,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod