AB-15’te ve AB-27’de 1990–2008 arasındaki yurtiçiEmisiones internas de GEI en la UE-15 y la UE-27
AB-15’te ve AB-27’de 1990–2008 arasındaki yurtiçiEmissions de GES au sein de l'UE-15 et de l'UE-27 entre
AB-15’te ve AB-27’de 1990–2008 arasındaki yurtiçiFigura 2.3 emisiile interne de GeS în Ue-15 şi Ue-27 între 1990
AB-15’te ve AB-27’de 1990–2008 arasındaki yurtiçiInländische Treibhausgasemissionen (im Bereich der
AB-15’te ve AB-27’de 1990–2008 arasındaki yurtiçiIzpusti TGP v EU-15 in EU-27 v obdobju 1990–2008 (
AB-15’te ve AB-27’de 1990–2008 arasındaki yurtiçiKasvihuonekaasupäästöt EU-15 -maissa ja EU-27
AB-15’te ve AB-27’de 1990–2008 arasındaki yurtiçiU tsläpp av växthusgaser i EU-15 och E
AB-15’te ve AB-27’de 1990–2008 arasındaki yurtiçiΕικόνα 2.3 Εγχώριες εκπομπές αερίων θερμοκηπίου στην ΕΕ των
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.Az EU-s pénzek javítják Ruse lakóinak életminőségét.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.Banii UE contribuie la ameliorarea vieţii locuitorilor oraşului Ruse.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.El dinero de la UE contribuye a mejorar la vida de los residentes de Ruse.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.EU-Gelder helfen, das Leben der Bewohner von Ruse zu verbessern.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.EU-geld verbetert het leven van de inwoners van Ruse.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.EU-medel bidrar till att förbättra livet för de boende i Ruse.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.EU:n varat parantavat Rusen asukkaiden elämänlaatua.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.EU penge forbedrer livet for Ruses indbyggere.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.Fundusze UE poprawiają życie mieszkańcom Ruse.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.I finanziamenti UE contribuiscono a migliorare la vita degli abitanti di Ruse.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.O dinheiro da UE contribui para melhorar a vida dos habitantes de Ruse.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.Peniaze EÚ zlepšujú život obyvateľov mesta Ruse.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.Peníze z EU zlepšují kvalitu života obyvatel Ruse.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.Τα χρήατα τη ΕΕ βελτιώνουν τη ζωή των κατοίκων τη Ruse.
AB parası Rusçuk yurttaşlarının hayatını iyileştiriyor.Парите на ЕС подобряват живота на жителите на Русе.
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Aber angenommen -- (Applaus)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Ale představte si -- (Potlesk)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Ale predstavte si -- (potlesk)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Ale przyjmijmy ...(Brawa) (Napis: zwolennicy teorii asteroidów nie mogą być patriotami.)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Ampak recimo-- (Aplavz)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Dar să presupunem -- (Aplauze)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".하지만 한 번 생각해보세요. (소행성 이론의 지지자는 애국 시민이 될 수 없다.) (박수)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Maar veronderstel -- (Applaus)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Mas suponham... (Risos) (Aplausos) [Os apoiantes da Teoria do Asteroide não são cidadãos patrióticos]
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Ma supponiamo... (Applausi)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Men sæt - (Bifald)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Mutta oletetaan -- (Suosionosoituksia)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Pero supongan... (Aplausos)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Tapi misalnya-- (Tepuk tangan)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Αλλά αν υποθέταμε -- (Χειροκρότημα)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Αλλά αν υποθέταμε -- [Χειροκροτήματα]
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".Но представете си -- (аплодисменти)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".ברור שזה לא יעלה על הדעת. אך הבה נניח-- (תומכי תיאוריית האסטרואיד אינם אזרחים פטריוטיים)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".ברור שזה לא יעלה על הדעת. אך הבה נניח-- (תומכי תיאוריית האסטרואיד אינם אזרחים פטריוטיים) [מחיאות כפיים]
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".ولكن لنفترض.. (تصفيق)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".(拍手) 1987年に ある記者がジョージ・ブッシュ(父)に
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.Aber Offenheit und Verknüpfung hat einen Preis wenn wir an Krankheiten denken.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.De a nyitottságnak és a kapcsolódásnak gyakran ára van a járványok terén.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.Însă deschiderea şi interconectivitatea au un preţ când ne gândim la boală.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.하지만 나라간의 열결됨에 개방이 되어 있다는 것은 항상 댓가가 있기 마련입니다.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.Lecz otwarcie się i współzależności kosztują.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.Maar openheid en netwerkdeelname brengen kosten met zich mee als we aan ziektes denken.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.Mais l'ouverture et l'interconnexion ont un coût en termes de maladies.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.Ma l'essere aperti e interconnessi ha un costo quando pensiamo alle malattie.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.Namun keterbukaan dan keterhubungan mengorbankan sesuatu saat kita berpikir tentang penyakit.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.Pero con la apertura y la inter-conectividad, existe un costo cuando pensamos acerca de las enfermedades.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.Но либерализацията и вътрешната свързаност идва на определена цена, когато си мислим за болестите.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.Но открытость и взаимопроникновение имеют свои издержки, когда мы говорим о болезни.
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.אבל פתיחות וקשרים הדדיים גם גובים מחיר
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.و لكن الإنفتاح و التواصل المتبادل له ثمنه
Ama ticari açılma ve yurtdışı bağlantıları, hastalık açısından maliyetli de.デメリットもあるのです 驚くことではありません
Amerika Vietnam karşıtı ve Yurttaş Hakları hareketleriyle sarsılıyordu.Amerika blev ramt af anti-Vietnam bevægelsen, borgerrettighedsbevægelsen.