Bu yunus kendinin farkında.هذا دلفين يملك وعي ذاتي.
Bu yunus kendinin farkında.ベイリーという名の 若いイルカです
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.En die dolfijnstalen bevatten een enorme lading PCB's, dioxines en zware metalen.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.E quelle parti di delfino contenevano un tasso di PCB elevatissimo, diossine e metalli pesanti.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.Et ces parties du dauphin contenaient des quantités importantes de PCB, et de toxines et de métaux lourds.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.Iar acele bucăţi de delfin erau pline de bifenili policloruraţi, dioxine şi metale grele.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.그리고 이 돌고래 부분은 엄청난 PCB 축적물과 독소와 중금속을 가지고 있었습니다.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.Und diese Delfinteile waren stark mit PCBs belastet, mit Dioxinen und Schwermetallen.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.Và những phần đó của cá heo có một lượng lớn PCBs, đi-ô-xin và kim loại nặng.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.В этих частях дельфина содержалось огромное количество ПХБ, диоксинов и тяжелых металлов.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.И в тези части от делфини има огромно количество PCB-та, диоксини и тежки метали.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.וחלקי הדולפין האלה הכילו כמויות ענק של ביפניל רב-כלורי, דיוקסינים ומתכות כבדות.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.و أجزاء الدلفين هذه كان فيها كميات كبيرة من "البي سي بي" الديوكسين والمعادن الثقيلة.
Bu yunuslar PCB lerin,diyoksinlerin... ...ve ağır metallerin... ...büyük yüklü parçalarıydı.大量のPCBや ダイオキシンや重金属が含まれていました それら大量の汚染物は
Bu yunuslar SONAR.Zvuk může být cítit ve vodč, protože akustická impedance vody a tkáně jsou stejné.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.Bueno, CHAT está diseñado específicamente para darles a los delfines el poder para solicitarnos cosas.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.CHAT byl navržen obzvláště pro to, aby umožnil delfínům požadovat od nás věci.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.CHAT e proiectat expres pentru a le da posibilitatea delfinilor să ceară lucruri de la noi.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.CHAT is specifiek ontworpen om dolfijnen de mogelijkheid te geven om ons iets te verzoeken.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.CHAT je konkrétne navrhnutý nato, aby si pomocou neho mohli od nás delfíny niečo vypýtať.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.CHAT jest skonstuowany specjalnie dla delfinów, aby prosić rzeczy od nas.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.CHAT zielt spezifisch darauf ab, dass Delfine etwas von uns erbitten können.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.CHAT מתוכנן במיוחד לאפשר לדולפינים לבקש מאיתנו דברים.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.Eh bien, CHAT a été spécifiquement conçu pour donner aux dauphins les moyens de nous solliciter.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.Il CHAT è progettato specificamente per permettere ai delfini di chiederci le cose.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.Jamen, CHAT er designet specifikt til at tillade delfinerne at bede om ting fra os.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.챗은 특별히 돌고래들이 우리에게 무엇인가를 달라고 요구할 수 있도록 만들어졌어요.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.O CHAT foi concebido para permitir especificamente aos golfinhos pedirem-nos coisas.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.Το CHAT είναι σχεδιασμένο ειδικά για να ενθαρρύνει τα δελφίνια να ζητούν πράγματα από μας.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.СТТК створений зумисно для того, щоб дати дельфінам змогу просити у нас речі.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.حسناً، لقد صُمِّم نظام "تشات" (CHAT) خصيصاً لتمكين الدلافين من طلب أشياءٍ منّا.
CHAT, yunusların özellikle bizden birşey isteyebilmeleri için tasarlandı.イルカの能力を高めるよう設計されています 双方向的に設計されています
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Ettekö näe sitten, shipmates, että Joona yritti paeta maailmanlaajuisesti Jumalalta?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?, 그렇지 않다면 요나가 하나님 께로부터 세계적으로 도망 모색 뱃친구를, 다들 봤지?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Lihat kamu tidak kemudian, rekan-rekan, bahwa Yunus berusaha melarikan diri di seluruh dunia dari Allah?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Não vedes, então, companheiros, que Jonas tentou fugir de todo o mundo de Deus?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Nem láttok-é tehát, shipmates, hogy Jónás igyekezett menekülni világszerte Istentől? Nyomorult ember!
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Nevidíš, potom kamaráti, že Jonáš snažil utiecť po celom svete od Boha?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Non vedete allora, compagni, che Giona cercava di fuggire in tutto il mondo da Dio?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Oglejte si vi ne takrat, shipmates, da je Jona skušala pobegniti po vsem svetu od Boga? Nesrečen človek!
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak? Sefil bir adam!A se vedea voi nu, atunci, shipmates, că Iona a încercat să fugă la nivel mondial de la Dumnezeu?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak? Sefil bir adam!Ne voyez-vous pas alors, camarades, que Jonas cherché à fuir le monde de Dieu?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak? Sefil bir adam!Se ni inte då, skeppskamrater, som Jona försökte fly över hela världen från Gud?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Seht ihr denn nicht, Kameraden, dass Jonah versucht, weltweit fliehen vor Gott?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Se I ikke da, rejsefæller, at Jonas forsøgte at flygte fra hele verden fra Gud?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?¿Veis entonces, compañeros, que Jonás intentó huir en todo el mundo de Dios?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Xem các ngươi không phải sau đó, shipmates, rằng Jonah đã tìm cách chạy trốn trên toàn thế giới từ Thiên Chúa?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Ziet gij dan niet, scheepsmaten, dat Jona wilde de hele wereld ontvluchten van God?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Zobacz wy nie, towarzysze, że Jonasz próbował uciec na całym świecie od Boga?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Δείτε το YE δεν τότε, συνναύτες, που ο Ιωνάς προσπάθησε να διαφύγει σε όλο τον κόσμο από το Θεό;
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Бачите, то, товариші, що Іона прагнув бігти усьому світі від Бога?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Видите ли, то, товарищи, что Иона стремился бежать всему миру от Бога?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?Нима не виждате, моряци, че Йона се опита да избяга в целия свят от Бога?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?אתם לא ראה אז, המלחים, כי יונה ביקש לברוח בכל רחבי העולם מאלוהים?
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?انظر انتم لا وقتها ، زملاء الملاح ، التي سعت إلى جونا الفرار في جميع أنحاء العالم من الله؟
Değil, daha sonra Yunus Tanrı'nın dünya çapında kaçmaya çalıştı shipmates, siz bak?惨めな男!
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.A povedali mu: Čo ti máme urobiť, aby sa nám upokojilo more? Lebo more sa búrilo viac a viac.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.In ga vprašajo: Kaj hočemo storiti s teboj, da se morje pomiri proti nam? Kajti morje je vedno bolj divjalo.
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.바다가 점점 흉용한지라 무리가 그에게 이르되 우리가 너를 어떻게 하여야 바다가 우리를 위하여 잔잔하겠느냐
Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunusa, ‹‹Denizin dinmesi için sana ne yapalım?›› diye sordular.Řekli ještě k němu: Což máme učiniti s tebou, aby se moře spokojilo? (Nebo moře vždy více a více bouřilo se.)