Ana içeriğe geç
Sözlük

yum ile cümle

yum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu kitabın hem sert hem de yumuşak kapak sürümleri mevcuttur.The book is available in both hard and soft-cover versions.
Öğretmenimin çok yumuşak bir sesi var.My teacher has a very soft voice.
Yumurta sarısı sarıdır.Yolks are yellow.
Yumi oraya yalnız gitti.Yumi went there alone.
Yastığım çok yumuşak!My pillow is so soft!
Yumi'nin erkek arkadaşı biraz antisosyaldir.Yumi's boyfriend is a bit antisocial.
Onlar sertleşene kadar yumurta beyazlarını çırpın.Whip the egg-whites until they are stiff.
Baba en az bir yumurta pişirebilmelidir!Daddy must be able to cook at least one egg!
Onlar başkan Johnson'u çok yumuşak olmakla suçladı.They accused President Johnson of being too soft.
Etrafındaki insanlarla yumuşak bir şekilde konuştu.He spoke softly to the men around him.
Ben gerçekten lop yumurtaları severim.I really like hard-boiled eggs.
Bir çırpma teli ile yumurtaları çırp.Beat the eggs with a whisk.
Çiğ yumurta yiyemem; pişmiş olmalılar.I can't eat raw eggs; they must be cooked.
Bu yıl kış yumuşak, değil mi? Bu çok hoş.This year, the winter is mild, isn't it? It's very nice.
İnekler bize süt verir ve tavuklar, yumurta.Cows give us milk and chickens, eggs.
İnekler bize süt, tavuklar da yumurta verir.Cows give us milk and chickens, eggs.
İnekler bize süt verir, tavuklar da yumurta.Cows give us milk and chickens, eggs.
Çocuğun başında büyük bir yumru var. O kadar çok ağlamasına şaşmamalı.The boy has a huge bump on his head. No wonder he cried so much!
Gül yaprakları çok yumuşak.Rose petals are very soft.
O, yumruklarıyla ona saldırdı.She attacked him with her fists.
Buradaki iklim çok yumuşak olduğu için burada kışın bile nadiren kar yağar.Since the climate here is very mild, it seldom snows here even in the winter.
Güneylilerin yumuşak karakteriyle konuştu.He spoke with a softness characteristic of southerners.
Bir doktor bana yumurtalar yemenin benim için kötü olduğunu söyledi.A doctor told me that eating eggs was bad for me.
Ben sadece mideye yumruk atılmasının nasıl hissedileceğini merak ediyordum.I was just wondering how it would feel to be punched in the stomach.
Yumurta sarısı yemek gerçekten o kadar sağlıksız mi?Is eating egg yolks really that unhealthy?
Çiğ yumurta yemek güvenli midir?Is eating raw eggs safe?
Üzgünüm, ama yumurtalar nerede ?I'm sorry, but where are the eggs?
Yumi'nin Korecesi gittikçe daha iyi oluyor.Yumi keeps getting better at Korean.
Buzdolabından bir yumurta al.Take an egg from the fridge.
Et ve yumurta bir sürü proteine sahiptir.Meat and eggs have a lot of protein.
O tavuk son zamanlarda hiç yumurtlamadı.That hen hasn't laid any eggs at all, lately.
Tom'un yumurta sarısı yiyip yemediği kimin umrunda?Who cares whether Tom eats egg yolks or not?
Tom gençken, her gün üç yumurta yedi.When Tom was young, he ate three eggs every day.
Tom yumuşak bir konuşmacıdır.Tom is a smooth talker.
Tom onun boğazında bir yumru hissetti.Tom felt a lump in his throat.
Tom et ya da yumurta yemez.Tom doesn't eat meat or eggs.
Tom yeni yaptığı roket sobada birkaç yumurta kaynattı.Tom boiled some eggs on the rocket stove that he had just built.
Tom bir düzine yumurta kaynattı.Tom boiled a dozen eggs.
Tom, üç yumurta ve bir dilim kızarmış ekmek yedik.Tom ate three eggs and a slice of toast.
Keşke Tom'un burnuna yumruk atmasaydım.I wish I hadn't punched Tom in the nose.
Tom Mary'nin çiğ yumurta sevmediğini biliyor.Tom knows that Mary doesn't like raw eggs.
Tom Mary'nin yumruğunu bloke etti, sonra sağ eliyle ona tokat attı.Tom blocked Mary's punch, then slapped her with his right hand.
Tom daha yumuşak uçlu bir kurşun kalem istedi.Tom wanted a pencil with a softer lead.
Tom bütün yumurtalarını bir sepete koydu.Tom put all his eggs in one basket.
Tom bana birkaç yumurta kaynattı.Tom boiled me some eggs.
Sen yumurta çırpamazsın.You can't unscramble an egg.
Yarım düzine yumurtamız var.We have a half-dozen eggs.
Turta yapmak için yumurta yağ ve şekere ihtiyacın var.To make a tart, you need eggs, butter and sugar.
Yumurtaları satın almayı unuttun mu?Did you forget to buy eggs?
Tom Mary'nin yüzüne yumruk attı.Tom punched Mary in the face.
Yumurtaları buzdolabına koy.Put the eggs in the refrigerator.
Tom yumurtasına biraz tuz koydu.Tom put some salt on his eggs.
Yumurtamı çok, çok az kaynatılmış istiyorum.I'd like my egg very, very soft boiled.
Rüyamda Yumi'yi gördüm.I saw Yumi in my dream.
Ben Yumi'yi rüyamda gördüm.I dreamed about Yumi.
Mağazaya gidip biraz yumurta alabilir misiniz?Could you go to the store and grab some eggs?
Benim için bir yumurta kaynatır mısınız?Would you please boil an egg for me?
Tek elinle bir yumurta kırabilir misin ?Can you break an egg with one hand?
Bundan böyle hatalarına göz yummayacağım.I won't excuse your mistakes again.
Affedersiniz, yumurtalar nerede?Excuse me, where are the eggs?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod