Bütün yumurtaları bozuldu.All the eggs went bad.
Hepsi on yumurta vardı.There were ten eggs in all.
Bu yumurtaları soymama yardım et.Help me with shelling these eggs!
Bir yumurta kabuğu kolayca kırılır.The shell of an egg is easily broken.
Yumurtaların fiyatı yükseliyor.The price of eggs is going up.
Yumurtalar düzine ile satılırlar.Eggs are sold by the dozen.
Onlar yumurtaları süpermarkette satarlar.They sell eggs at the supermarket.
Yumurtalarınızı nasıl istersiniz?How would you like your eggs?
Yumurtanı nasıl istersin?How do you like your eggs done?
Yumurtalar umurumda değil.I don't care for eggs.
Yumurtalar ağırlığına ve boyutuna göre sınıflandırılır.The eggs were graded according to weight and size.
Yumurtaları çırpın.Beat the eggs.
Lütfen benim için bir yumurta kaynatın.Please boil an egg for me.
Yumurtalarımı iki dakika kaynatır mısınız lütfen?Would you please boil my eggs for 2 minutes?
Lütfen yumurtaları çok sert kaynatma.Please don't boil the eggs so hard.
Kaynamış bir yumurta istiyorum.I want a boiled egg.
Bir yumurta kaynat.Boil one egg.
Yumurtaları kırmamaya dikkat et.Take care not to break the eggs.
Yumurtaları kırmadan bir omlet yapamazsın.You cannot make an omelet without breaking eggs.
Ben yumurtayı katı kaynattım.I hard-boiled an egg.
Yumurtaları toplamak onun işiydi.It was his job to gather eggs.
Benim için bir yumurta kızartın.Fry an egg for me.
O yumurta yediği zaman kurdeşen olur.He gets hives when he eats eggs.
Yumurtaları düşürmemek için dikkatli olmalısın.You must be careful not to drop the eggs.
Ooo! Yukiko! O acıtıyor! Bana yumruklarınla vurmaktan vazgeç!Ow! Yukiko! That hurts! Quit hitting me with your fists!
Bir yüz çıbanım var.Bir burun deliğinin arkasında acılı bir yumru var.I have a facial boil. There's a painful lump at the back of one nostril.
Yumurta beyazlarını katılaşana kadar çırpın.Beat the egg whites until stiff.
O düzineyle yumurta aldı.She bought eggs by the dozen.
Yumurtayı kaynar suya koy.Put the egg into boiling water.
Bugünkü yumurta yarınki tavuktan iyidir.Better an egg today than a hen tomorrow.
Bir yumruk sadece bir yumruktur. Bir tekme sadece bir tekmedir.A punch is just a punch. A kick is just a kick.
Onun bir yumurtası var ve onu yiyor.He has an egg and is eating it.
Omlet yapmak için bir yumurta kırmak zorundasın.You have to break an egg to make an omelet.
Yumi tenis oynamak için parka gitti.Yumi went to the park to play tennis.
Dışarısı çok sıcak, bir yumurta kızartabilirsin.It's so hot outside, you could fry an egg.
İki tane kızarmış yumurta ve kahve, lütfen.Two fried eggs and coffee, please.
Yumi Ishiyama, Lyoko takımının en yaşlı üyesidir.Yumi Ishiyama is the oldest member of Team Lyoko.
Yumi Ishiyama Lyoko Takımı'nın en eski üyesidir.Yumi Ishiyama is the oldest member of Team Lyoko.
Biraz daha yumuşak konuşur musunuz?Would you mind speaking a little softer please?
Yumurtaları sevmediğimi biliyorsun.You know that I don't like eggs.
Yumurta sevmediğimi bilirsin.You know that I don't like eggs.
Yumurta sevmediğimi biliyorsun.You know that I don't like eggs.
Yumurta sevmediğimi bilirsiniz.You know that I don't like eggs.
Yumurta sevmediğimi biliyorsunuz.You know that I don't like eggs.
Cesar Chavez 1927 yılında Arizona'da, Yuma yakınındaki küçük bir çiftlikte doğdu.Cesar Chavez was born on a small farm near Yuma, Arizona in 1927.
Hangisi ilk olarak geldi? Yumurta mı yoksa tavuk mu?What came first? The egg or the hen?
Ben yumurta sevmiyorum.I don't like eggs.
Ben yumurta sevmem.I dislike eggs.
Bir insanın kalbi, yaklaşık olarak yumruğuyla aynı boyuttadır.A person's heart is approximately the same size as their fist.
Hangisi önce geldi: tavuk mu yoksa yumurta mı?Which came first, the chicken or the egg?
Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?Which came first, the chicken or the egg?
Biraz çırpılmış yumurta ister misiniz?Would you like some scrambled egg?
Bütün yumurtalarını bir sepete koy ve sonra sepeti izle.Put all your eggs in one basket and then watch that basket.
Katolik Kilisesi prezervatif kullanımına göz yummamaktadır.The Catholic Church doesn't condone the use of condoms.
Bir yumurtayı kaynatmak yaklaşık on dakika sürer.It takes about ten minutes to boil an egg.
Bu kek un, süt, yumurta ve şeker içerir.This cake contains flour, milk, eggs and sugar.
Yumurtanızı nasıl istersiniz?How do you like your eggs?
Mary'nin bir düzine yumurtaya ihtiyacı vardır.Mary needs a dozen eggs.
Yumurtalarımı sadece altı pişmiş olarak alacağım.I'll have my eggs sunny side up.
Tom yumruğu ile duvara vurdu.Tom struck the wall with his fist.