Affedersiniz. Yumurtalar nerede?Excuse me. Where are the eggs?
İnsanlar politikacıya yumurta fırlattılar.People threw eggs at the politician.
Yazın, yumurtalar çabuk bozulur.In the summer, eggs soon go bad.
Ortada fol yok yumurta yok.Don't cry before you get hurt.
Bir yumurtayı iki elimle temiz bir şekilde kırmam imkansız.It is impossible for me to cleanly crack an egg with both hands.
Yumurtalarınız hakkında ne düşünüyorsunuz?What do you think about your eggs?
Onun çenesine yumruk attım.I punched him in the chin.
Biri un, süt ve yumurtayla kek yapabilir.With flour, milk and an egg, one can bake a cake.
Bütün Kertenkeleler yumurtlayabilirAll lizards can lay eggs.
Bazı yumurtalar çürük değildi ama onların geriye kalanı çürüktü.Some eggs weren't rotten, but the rest of them were.
Senpai, bana biraz yumuşak dondurma alır mısın?Senpai, would you buy me some soft ice cream?
Sözler yumruklardan daha fazla incitir.Words hurt more than fists.
Bir kız gibi yumruk atıyorsun.You punch like a girl.
Bir amfibinin yaşam döngüsü üç aşamadan oluşur: yumurta, larva ve ergin.The life cycle of an amphibian consists of three stages: egg, larva and adult.
Bana gelince yumurtadan hoşlanmam.As for me, I don't like eggs.
Evren bir kozmik yumurta ise, o zaman onu kim yumurtladı?If the universe is a cosmic egg, who laid it then?
São Paulo ülkedeki en büyük yumurta üreticisi.São Paulo is the biggest producer of eggs in the country.
Bir Paskalya yumurtası boyuyorum.I'm painting an Easter egg.
Bu bir dinozor yumurtasının bir kopyasıdır.This is a replica of a dinosaur's egg.
Bu yumurtaları kırmamak için dikkatli ol.Be careful not to break these eggs.
Bu robot yumurtayı kırmadan tutabilir.This robot can hold an egg without breaking it.
Yumurtaları sıkı tut yoksa onları kıracaksın.Hold the eggs tight or you'll break them.
Bana haşlanmış yumurtayı nasıl pişireceğini bilmediğini mi söylüyorsun?Are you telling me you don't know how to cook hard-boiled eggs?
Kaplumbağaların yumurtladığını bilmiyor muydun?Didn't you know turtles lay eggs?
Mike Yumi ile konuşurken eğlendi.Mike had fun talking to Yumi.
Mike Yumi ile konuşarak eğlendi.Mike had a good time talking to Yumi.
O, bir yumurta çıkardı.He took out one egg.
Yumurtalar yazın çabuk bozulur.Eggs go bad quickly in the summer.
Dinozor yumurtaları mı? İmkansız. Bu hayvanlar çoktan tükenmişler.Dinosaur eggs? Impossible. These animals are already extinct.
O bana biraz yumurta likörü yaptı.She made me some eggnog.
İki karton yumurta satın al.Buy two egg boxes.
Bir yumurta bir zigottur.An egg is a zygote.
O tavuk son zamanlarda hiç yumurta yumurtlamadı.That chicken hasn't laid any eggs lately.
Bu tavuklar neredeyse her gün yumurtlar.Those hens lay eggs almost every day.
Pasta yaparken yumurta, tereyağ ve şeker kullanmalısın.When making a cake, you must use eggs, butter and sugar.
Sıkılmış bir yumrukla kimsenin elini sıkamazsın.You can't shake someone's hand with a clenched fist.
Çocuk dairesinin penceresinden insanlara yumurtalar atmayı seviyordu.The boy liked throwing eggs at people from the window of his flat.
Annem on yumurta kaynattı.My mother boiled ten eggs.
O her zaman yumurtaları tuzsuz ve bibersiz yer.He always eats eggs without salt and pepper.
Çiğ yumurta yiyemem. Onlar pişirilmeli.I can't eat raw eggs. They have to be cooked.
Tom onun yüzüne yumruk attı.Tom punched him in the face.
Tom, Mary'ye bir yumurta fırlattı.Tom threw an egg at Mary.
O kutuda birçok yumurta var.There are lots of eggs in that box.
Onun cildi mükemmel bir şekilde yumuşak.Her skin is perfectly smooth.
O bir dilim yumurtalı kıymalı börek yedi.She ate a slice of pork pie with egg.
Tom yumruklu bir kavgaya karıştı.Tom was involved in a fistfight.
Bir yumurta en az beş dakika boyunca kaynamalıdır.An egg should cook for at least 5 minutes
Bıyıksız bir öpücük tuzsuz bir yumurta gibidir.A kiss without a mustache is like an egg without salt.
Yumurta kabuklarını organik çöp tenekesine atın.Throw the egg shells in the organic rubbish bin.
Tom kıllı yumruğunu kaldırdı.Tom raised his hairy fist.
Yumurtalar hala sıcak.The eggs are still hot.
Mary birkaç yumurtalı sandviç yaptı.Mary made some egg sandwiches.
Tom bir yumurta kızartıyor.Tom is frying an egg.
Tom bir yumurta kaynatıyor.Tom is boiling an egg.
Yılan bir yumurta yutuyor.The snake is swallowing an egg.
Ayaklarımın arkasını yumuşatmak için ponza taşı ile ovarım.I rub with pumice, in order to smooth the back of my feet.
İlk kez bir yumurta kızarttım.This is the first time I've fried an egg.
Bu ilk yumurta kızartışım.This is the first time I've fried an egg.
İlk kez yumurtalarıma biber serptim.This is the first time I've ever put pepper on my eggs.
Tom'un kafasına yumruk atmak istiyorum.I would like to punch Tom in the head.