Genel olarak sessiz harflerin çoğu yumuşatılır.Or la plupart des nouvelles idées sont tacites.
Bulunulan enleme göre mart ile nisan aylarında 1 ila 3 yumurta yumurtlanır.Il pond en moyenne trois œufs entre mars et juillet.
Ucu sallanmaması için soyulup ateşte yumuşatılan söğüt (kʼąyʼ) dallarıyla bağlanır.Celui-ci tente de raisonner avec lui puis, désespéré, le poignarde avec un stylo (non mortellement).
Yapılışı: Yumurtalı hamur açılır.Oophage : organismes qui se nourrit d'œufs.
Tuzlu sularında ise 250 balık, 2,500 kabuklu ve 700 yumuşakça türü barınır.Les eaux écossaises contiennent environ 2 500 espèces de crustacés et 700 mollusques.
Düğ (ince bulgur ) yumuşamamış, sert ise elinizle az, az su serperek yoğurmayı sürdürünüz.Elle sort rarement de l'eau et est maladroite sur la terre ferme.
Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı.C'est une oublieuse personne, mais je ne lui en veux pas de ses manques.
Bu yuvalarda iki adet beyaz yumurta bulunur.La ponte comporte deux œufs blancs.
(Symbiote'lar yaşam süreleri boyunca bir defaya mahsus olmak üzere yumurtlarlar.Les marmottes viennent partager un instant de gourmandise.
Bu karşılaşma, yumuşak bir geçişten bir hayli uzak, ani ve genellikle şoke edici bir yüzleşmedir.On peut parfois percevoir une atmosphère sombre, presque tragique.
Besinleri eklembacaklılar ve yumuşakçalardır.Ce sont des oxydants et des réducteurs doux.
Ejderhalar, konuşabilmeyi yumurtanın içindeyken öğrenirler.А колхозник яйца видит, Когда в бане моется.
Ağaç serçesi yumurtadan çıktıktan bir yıl sonra üreyebilecek duruma gelir.Il faut environ un an pour passer d'un œuf à un adulte.
Omurgasızlar genellikle yumurtlayarak çoğalırlar.La salamandre femelle couve souvent les œufs.
Orlon yumuşak olup, bükülebilen bir elyaftır.Paterson est un calme, un taiseux.
Yumurtalıklar: Östrojenler (Östron dışında), Gestajenler (Progestron). ^ a b "Hipotalamus hormonları".L'espèce est hémicryptophyte. ↑ a et b (en) « Bromelia exigua Mez, Beibl.
Yuva yapmazlar, yumurtalarını toprak üzerine bırakırlar.Ils ne mettent donc pas bas mais pondent des œufs.
Böylelikle yumruklar daha az hasar vermektedir.Elles entraînent moins de lésions.
Bulgaristan'la ilişkileri yumuşattı (1933).En Belgique par les pays dévastés (1931).
PVC sert bir plastik olup, daha yumuşak ve daha esnek hale getirmek için plastifiyanlar ilave edilir.Pour les matières plastiques, un plastifiant est un additif utilisé pour les rendre plus souple et flexible.
Pop rock, rock müziğin daha hafif, daha yumuşak ve ticari pop müziği andıran bir türevidir.Cela donne un son plus doux, plus commercial et assez proche de la musique pop.
Kuşlar yumurtlar.Las aves ponen huevos.
Yumi öğretmen olacak.Yumi será maestra.
Onun bir yumurtası var ve onu yiyor.Él tiene un huevo y lo está comiendo.
Yumi çok iyi İngilizce konuşur.Yumi habla muy bien el inglés.
Bir yumurta gibi görünüyor.Parece un huevo.
Sanırım Yumi hasta.Creo que Yumi está enferma.
Bütün yumurtalarınızı tek bir sepete koymayın.No pongas todos los huevos en la misma canasta.
Yumi bu kamerayı yarın öğleden sonra kullanacak.Yumi usará esta cámara mañana por la tarde.
Yumi yarın öğleden sonra bu kamerayı kullanacak.Yumi usará esta cámara mañana por la tarde.
Yumi birçok kitabı vardır.Yumi tiene muchos libros.
Yumi'nin birçok kitabı var.Yumi tiene muchos libros.
Kutuda çok sayıda yumurta var.Hay muchos huevos en la caja.
Yumurtaları kırmadan omlet yapılmaz.No se puede hacer una tortilla sin romper los huevos.
Beyaz yumurtalar ile kırmızı yumurtaların arasında bir tat farkı var mı?¿Hay diferencia de sabor entre los huevos blancos y los huevos rojos?
Ken, Bill ve Yumi'yi davet ettim.Invité a Ken, a Bill y a Yumi.
Tom gençken, her gün üç yumurta yedi.Cuando Tom era joven, se comía tres huevos al día.
Yumi'nin şimdi çok parası var.Ahora Yumi tiene mucho dinero.
Yumurtaları satın almayı unuttun mu?¿Se te ha olvidado comprar huevos?
Sözler, yumruklardan daha fazla zarar verir.¡Las palabras hacen más daño que los puños!
Listeye bir düzine yumurtayı ekle.Añádele una docena de huevos a la lista.
Rüyamda Yumi'yi gördüm.En mi sueño vi a Yumi.
Yumi geldiğinde televizyon izliyordum.Cuando llegó Yumi, yo estaba viendo la televisión.
Yumi ve Emi İngilizce testi için çalışıyorlar.Yumi y Emi están estudiando para el test de inglés.
Yumi arkadaşlarımdan biridir.Yumi es una de mis amigas.
Yumi mutlu, değil mi?Yumi es feliz, ¿verdad?
Yumi tenis oynamayacak.Yumi no va a jugar al tenis.
Yumi tenis oynamak için parka gider.Yumi va al parque a jugar al tenis.
Yumi tenis oynamada iyidir.A Yumi se le da bien jugar al tenis.
Yumi dün gece İngilizce çalıştı.Yumi estudió inglés anoche.
Yumi bir öğretmen olacak.Yumi se hará profesora.
Yumi pazar günü tenis oynamaktadır.Yumi juega al tenis los domingos.
Kim daha iyi İngilizce konuşabilir, Yoko mu yoksa Yumi mi?¿Quién habla mejor inglés, Yoko o Yumi?
Bu masa Yumi tarafından kullanılır.Esta mesa la usa Yumi.
Yumiko biraz kızmıştı.Yumiko se había enfadado un poco.
Eğer tavşanlar yumurtlamıyorlarsa neden Paskalya'nın simgesiler?Si los conejos no ponen huevos, ¿por qué son el símbolo de pascua?
Yumi benim arkadaşlarımdan biridir.Yumi es una de mis amigas.
Yumurtalarınızı nasıl istersiniz?¿Cómo queréis los huevos?
Kutuda birkaç yumurta var.Hay algunos huevos en la caja.
O, yaklaşık bir yumurta büyüklüğündedir.Tiene cerca del tamaño de un huevo.