Bu, Fransız boksunda yasal bir yumruk değil.Ce n’est pas un coup réglementaire en boxe française.
Yumuşak bir ipek tüm vücudunu örtüyordu.Une soie douce lui recouvrait tout le corps.
Süt, yumurta, tereyağı ve daha nicesini alman gerekiyor.Il faut que tu achètes du lait, des œufs, du beurre et tout ça.
Sonra gözlerini yumarak yüksek sesle üç defa: - La ilahe İllallah, dedi.3 questions leur sont posées : "Qui est ton Seigneur ?
Odunu yumuşaktır.L'ile est de forme allongée.
Peru’da patates (“icat edilen”) ve diğer bazı yumrular temel besin maddeleriydiler.La pomme de terre « inventée » au Pérou et de nombreux autres tubercules étaient les aliments de base.
Yumurtadan çıktıktan 11-12 gün sonra uçmayı öğrenirler.Ils apprennent à voler entre 11 et 12 jours après l'éclosion.
Etler yumuşayınca mantarlar ilave edilir.Elles dégagent une odeur aromatique lorsqu’on les frotte.
Yetişkin makaroni penguenleri genellikle ekim sonlarında çiftleşir ve kasım başlarında yumurtalarını yapar.Les gorfous dorés adultes s'accouplent généralement en octobre et pondent leurs œufs début novembre.
4 yumurta bırakırlar.4 œufs.
Herkese karşı çok iltifât eder, yumuşak ve merhametli davranırdı.«Traitez chacun avec douceur et gentillesse.
Birleşik Devletler ve NATO, Çekoslovakya'da gelişmekte olan olaylara büyük ölçüde göz yumdu.Les États-Unis et l'OTAN restèrent largement sourds face à l'évolution de la situation en Tchécoslovaquie.
Tüm kuş türlerinin yumurta kabukları farklıdır.Les coquilles d’œufs d'oiseaux sont diverses.
İnsan yiyeceği olarak yetiştirilenleri yumuşak etli, hayvan yemi olanları ise sert etlidir.En période de disette, elles étaient consommées par les humains comme aliment d'appoint.
Yumurtalarını buraya bırakırlar.Celles-ci y pondent leurs œufs.
Türlerin hepsi sadece bir yumurta bırakır.Chaque hôte ne peut supporter qu’un œuf.
Yumurtalar 2-4 günde açılır.Les œufs éclosent dans les 2-4 jours.
Bunların isimleri ise yumru tepe ve gülmezdir.Ses habitants sont appelés les Riedisheimois et les Riedisheimoises.
Yumuşak mercanlar.Les Mains sales.
Yumurtalar sıcaklığa bağlı olarak 2-5 günde açılırlar.Les œufs éclosent en 1 à 2 semaines en fonction des températures.
Asla birisine vurulmasına göz yummam ve asla şiddet uygulanması gerektiğini düşünmem.Je n'ai jamais toléré frapper quiconque, et je pense que la violence ne doit survenir à aucun moment.
Fakat yumurtalardan yeni çıkacakları öldürmek için ilaç 2 ay sonra tekrarlanmalıdır.Une deuxième dose, deux semaines après, serait nécessaire afin de tuer les œufs.
Bunlar beş türe bağlı olarak birkaç yüz yumurta bırakabilirler.Ils peuvent déposer de cinq à quelques centaines d'œufs, selon les espèces.
Yaklaşık 200 yumurta bırakırlar.La femelle pond environ 200 œufs.
Üzerine yumurtalar kırılır.Les œufs y sont collés.
Yumurtaların pişmesiyle yemek hazırlanmış olur.Réveillez-vous nous faire cuire des œufs.
Yumurtalar 8-10 gün içinde açılır.Les œufs éclosent après 8 à 14 jours.
Bakteri ile temastan 10-40 gün sonra küçük ağrısız yumrular belirir.De petits nodules, indolores apparaissent environ 10 à 40 jours après le contact avec la bactérie.
İstiridyeler gri bir toz biçiminde milyonlarca yumurta döker.Elles pondraient jusqu’à 3 millions d’oeufs sous forme d’un ruban muqueux.
Gözlerini yum ve beni dinle.Regarde de tous tes yeux, regarde !
Yılda 70-90 arası yumurta verir.Elle pond ~70 œufs par an.
Hiroki Ishiyama: Yumi'nin sinir bozucu erkek kardeşidir.Hiroki Ishiyama est le petit frère de Yumi.
Bu yalıtkanlar genellikle silindirik veya yumurta şeklinde olan seramiklerdir.Ces masques représentent généralement les clowns ou les démons.
O, ne pahasına olursa olsun yumurtaları korur.Elle évite également Tomas à tout prix.
Aralık'ta dişi tek bir yeşilimsi beyaz yumurtayı yumurtlar.En juillet la femelle pond deux œufs vert pâle.
Bir dişi 80 kadar yumurta yapar.La femelle pondra 80 œufs environ.
Yalancı olarak anılmaya sinirlenen Poe, English'i yumruk yumruğa bir kavgaya zorladı.Vexé d’avoir été traité de menteur, Poe se battit avec English.
Yumurtalar bahar başlangıcında çatlar.Les œufs écloront au printemps suivant.
Dıştan bakıldığında sert bir kişi fakat yumuşak kalpli.Extérieurement, elle n'est que douceur excepté son regard pesant.
Yumurta şeklinde bir kafası vardı.Ils ont une tête en forme d'œuf vue de face.
Bütün flamingolar gibi bu tür de bir çamur yığınına tek tebeşir gibi-beyaz bir yumurta koyar.Comme tous les flamants, il pond un unique œuf blanc crayeux sur un amas de boue.
Roddenberry 24 Ekim 1991'de, 70 yaşında kalp krizinden hayata gözlerini yummuştur.Roddenberry mourut le 24 octobre 1991 d'une insuffisance cardiaque.
Hüküm verileceği gün, öteki tanrılar onu tutarlar ve yumuşayan Anum, ölümsüzlük yiyecek ve içeceğini getirtir.Le jour où le radeau met les voiles, Sun donne à Jin un guide de conversation qu'elle a écrit pour lui.
Dişi kondor sıklıkla tek bir beyaz yumurta bırakır.La femelle pond généralement un seul œuf blanc.
Tek beyaz bir yumurta koyarlar.La femelle pond un seul œuf blanc.
Uzun ve kalın tüyleri özellikle sırtında yün yumak halindedir.Les poils sont longs et arqués, notamment sur le dos.
Arkadaşları ona yumurta getirmişlerdir.Les enfants lui balancent des œufs.
Yumurtalar, üç hafta civarında kırılır.Les œufs incubent durant environ trois mois.
Diğer el ile yumruk yapılan el kavranır.Son autre main est brisée.
İlk yumak incecik açılır.On ouvre la première enveloppe.
Bir dişi en fazla on yumurta kesesi üretebilir.Une ponte peut générer plus d'une centaine d'œufs.
Larvalar yumurtadan birkaç gün sonra çıkarlar.Les œufs éclosent après quelques jours.
Camideki boya düzenini kurmak için 30.000’den fazla yumurta kullanılmıştır.Plus de 30 000 œufs ont été nécessaires pour élaborer le liant contenu dans la peinture.
Tipik yumurta sayısı ikidir.Les œufs sont au nombre de deux.
2 beyaz yumurta bırakırlar.La femelle dépose 2 œufs blancs.
Üç yumurta kırıp kahvaltı yaptım.Elle se réveille et fait frire deux œufs au petit-déjeuner.
Çok yumuşaktır bu yüzden kolayca dövülebilir.Il est très mou et on peut facilement s'y enliser.
Çoğunlukla Nil'de, hayvansal yağ ve kireçtaşı tozundan yapılan yumuşak sabun kullanılarak yıkanılırdı.La plupart se baignaient dans le Nil et utilisaient un savon pâteux à base de graisse animale et de craie.
Ovovivipar, yumurtaları vücut içerisinde gelişen hayvanlardır.La femelle est ovovivipare, l'éclosion des œufs se produisant à l'intérieur du corps.
Her yumurtanın içinden bir sürpriz çıkar.Il a une obsession pour les œufs de toutes sortes.