yukarı ile cümle

yukarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu sayı bir önceki bölümün ulaştığı 9.21 milyon izleyiciden aşağı yukarı 1.2 milyon kişi daha fazladır.W szczytowej formie Teraz my! oglądało ponad 2,21 mln widzów.
1960 - Burkina Faso, (eski adıyla Yukarı Volta), Fransa'dan bağımsızlığını ilan etti.1960 – Burkina Faso (jako Górna Wolta) uzyskała niepodległość (od Francji).
Yukarı çıkıldıkça 'İYİ'ye yaklaşılabilir.Im dalej na południe, tym wyżej można ją znaleźć.
Dawn da yukarıda beyaz saçlı bir adamdan yardım ister.Z pomocą Januszkowi przybywa piękny młodzieniec na rączym koniu.
Ayrıca yukarıda bahsedildiği gibi Pascal üçgeni ve Pascal’ın kumarı da hala onun adını taşımaktadır.Nazwisko uczonego pojawia się również, jak wyżej wspomniano, w trójkącie Pascala i zakładzie Pascala.
Tapınağın Yukarı Kapısı'nı onardı ve Ofel kentinin duvarlarını genişletti.Wznosił nowe fortece i naprawiał mury miejskie.
Yukarı Mahalle (Tortilla Flat), Nobel ödüllü yazar John Steinbeck'in 1935 yılında yazdığı romandır.Tortilla Flat (ang. Tortilla Flat) – powieść amerykańskiego pisarza Johna Steinbecka, opublikowana w 1935.
Yukarıdaki eyaletler zillah (ضلع) adı verilen 105 ilçe'ye ayrılır.Prowincje dzielą się dalej na 105 zilli (dystryktów), które są z kolei podzielone są na tehsile.
Birleştirme işlemlerinde sol tarafın, sağ tarafından 4 santim kadar yukarı kaydığı tespit edilmektedir.Patrząc z góry, formacja przypomina cztery palce prawej ręki.
Yukarı Volta tur atladı.Później powrócił do skoku wzwyż.
Yukarıdaki işlemde n = 2 için Mn = 3 olur.Przykładowo Załóżmy n = 3.
Yukarıda ise çalışma odaları ve toplantı odası var.Posiada wystawy i salę konferencyjną.
Yukarıdan aşağıya doğru derin yarık ve çatlaklar vardır.Górna strona jest wklęsła a dolna płaska.
Tiffany'de Kahvaltı, (film), yukarıdaki romandan Blake Edwards'ın uyarladığı 1961 tarihli film.Zaprojektował jej legendarną czarną suknię z filmu Śniadanie u Tiffany’ego (1961) Blake’a Edwardsa.
Yukarı doğru bakarken tankın ortasında, onun içerisine doğru giden bir delik görür ve tankın içerisinde girer.Na dnie zbiornika znajduje się wlot gazu, który przepływa przez zbiornik i opuszcza go na górze.
Yukarı Eğrisu Gölleri, Çifte Göller'e yakın olan iki gölden oluşmaktadır.To bardzo stare osiedle, położone na przesmyku pomiędzy dwoma jeziorami połączonymi strugą.
Yukarı Basilika Kilisesi'nde ise San Francesko'nun hayatından sahneleri veren fresko tablolar vardır.Na nich są namalowane sceny z życia św. Franciszka.
E : Everyone ; 6 yaş ve yukarısını temsil eder.Tabela:Analfabetyzm wśród ludności w wieku 10 lat i więcej.
Yukarı mahalle, aşağı mahalle.Np. deroppe, tam w górze .
Yukarı mahalle merkezdir.Położona w dzielnicy Górna.
İkisi yatay üçüncü dikey düzlemde yukarı doğru olmak üzere üç güneş paneli vardı.Pierwotnie na osi kamienicy na wysokości trzeciej kondygnacji znajdowały się balkony.
Bugün Çin'de aşağı yukarı 45,000 Camii vardır.W Nowym Jorku istnieje w sumie ponad 975 tysięcy budynków.
M.Ö. 3100 yıllarında antik Asyut kenti Yukarı Mısır'ın 13. Nome'sinin başkentiydi.W czasach faraońskich miasto było stolicą XIII nomu górnoegipskiego.
Elektronlar yukarıda tanımlandığı gibi uyarılmıştır.Na wstążce umieszczano emblematy opisane wyżej.
Yukarı kuark ismi, Gell-Man ve Zweig tarafından Kuark Modeli'nde 1964 yılında verilmiştir.Istnienie kwarka górnego było postulowane w 1964 przez Gell-Manna i Zweiga.
Yukarı doğru kalkan kapı hafifçe ileri gider.Pręt smyczka wygięty jest lekko ku górze.
Büyükhanım ise yukarıda, onların gelip vedalaşmasını bekler.Gromada z popem na czele, przyszła go żegnać.
Onun belinden yukarısını görebiliyorum, belde bitiyor."Później z dołu, z Ałaju, widziałem ten szczyt i stąd okazał się on najwyższy”.
Dalları yukarı doğru sarkık değildir.Szyjki słupka nie przyrośnięte do zalążni.
Kuru olarak tuza yatırma: Bu yöntemde aynen yukarıdaki yol izlenir.Och låt dem inte gå med svajande gång för att dra uppmärksamheten till sina dolda behag.
Finnmark ilinin aşağı yukarı 36%'sı Finnmarksvidda platosunda yer almaktadır.Finnmarksvidda täcker 36 procent av Finnmarks yta.
Yukarıdakilerin özeti olarak, bu radyasyon, kara deliklerin termodinamiği için önemli bir rol oynar.Som kortfattat nämnts ovan, spelar denna strålning en viktig roll för svarta håls termodynamik.
Ürünlenim (İndüksiyon) denklemi için yukarıya bakınız.För släkten, se Hermelin (släkt).
Köpek yukarı doğru bakıyordu.Tubará ligger uppe på en höjd.
Yukarı Mah.Stå upp!.
Parmak ıslatılıp gökyüzünü işaret edecek şekilde yukarı kaldırılır.Formas genom att peka med pekfingret upp mot himlen.
Bairro Alto (Yukarı Mahalle) Lizbon’un merkezî yerlerinden biridir.Bairro Alto är en stadsdel i centrala Lissabon i Portugal.
Yukarıdaki atmosfer denklemnindeki her τ x {\displaystyle \tau _{x}} için bu hesaplanır.Hänsyn har tagits till detta i varje τ x {\displaystyle \tau _{x}} i atmosfärekvationen ovan.
4 Ağustos - Afrika cumhuriyetlerinden Yukarı Volta adını Burkina Faso olarak değiştirdi.4 augusti – Övre Volta byter namn till Burkina Faso.
Yukarıdakiler sadece Maxwell ilişkileri değildir.Deltagarna som är med är inte bara från Gotland.
İlahlar bu gök katında yaşarlar; hiç kimse daha yukarıdaki gök katlarında neler olduğunu bilemez.De leder oss ner i helvete, men de kan själva inte ingripa i vad som sker där.
Erwin Neher (20 Mart 1944, Landsberg am Lech, Yukarı Bavyera) Alman biyofizikçi.Erwin Neher, född 20 mars 1944 i Landsberg am Lech, Bayern, är en tysk biolog.
Yukarı şehir dağın üst yamacında yer alıyordu.Jag har varit uppe på bergets topp.
Yukarıda gösterilen değerler ortalamadır ve sadece gösterilen manyetik alanlarda geçerlidir.Värdena ovan är approximativa och endast giltiga för de nämnda magnetiska fälten.
Işık yuvarından (fotosfer) yaklaşık 20 km/s hızla yukarı doğru hareket ederler.Den rör sig uppåt med en hastighet på omkring 20 km/s från fotosfären.
Yukarıdaki limit a civarında doğrudur.Bar Āftāb-e Sādāt ligger uppe på en höjd.
Eski adı Yukarı Macahel olan Camili yöresinde yer alır.Namnet betyder Från där uppe på Hopi.
Yetkililer isyancıları durdurmak için aşağı yukarı bin polisi seferber etmişlerdir.Omkring 1 000 poliser hade kommenderats ut för att förhindra upplopp.
En yukarıda en büyük tanrı oturur.Jumal ligger uppe på en höjd.
Monorail trenlerin yukarıda olanlarıdır.Monorailtåg är bredare än spåret de går på.
Kestrel motoru SpaceX tarafından Falcon 1 roketinin yukarı aşamasında kullanılmak üzere geliştirilmiştir.Kestrelmotorn utvecklades under början av 2000-talet av SpaceX för andra steget på företagets Falcon 1-raket.
Başı yukarıda bir ağaçtan aşağı inebilen tek kedi türüdür.Det är även den enda arten i familjen kattdjur som kan klättra nedför ett träd med huvudet nedåt.
Ortadaki şeref yeri aşağı yukarı tanrılara ya da kahramanlara ayrılmış oluyordu.Å andra sidan fanns även exempel på, att egentliga gudar sjunkit i rang till halvgudar eller heroer.
Koltuk değeneği omuzu yukarı kaldırır.Staven håller huvudet uppe.
Yukarıdaki örnek bu duruma işaret eder: Konu bir çeyrek notada biter.Tecknet kallas då slutpunkt: Detta är ett exempel på en mening där slutpunkten visar meningens slut.
Bu suyun %80'i Keban barajının yukarısından kaynaklanır.Nu har ca 80% av vattnet åkt tillbaks till kroppen från primärurinen.
Antik Mısır tarihinin büyük bir kısmı boyunca, Teb (Thebes) kenti Yukarı Mısır' ın idari merkezi oldu.Under tiden tar en annan rivaliserande släkt, med sin bas i Thebe, kontroll över Övre Egypten.
Yukarıda listelenmiş albümlerinin yanı sıra kaydettiği ancak henüz yayınlanmamış CD'leri de vardır.Dessutom finns en ännu ej komplett förteckning över samlingsalbum som har publicerats på CD.
Bir dağ veya tepe gibi eğimli arazide, halatlarla yukarıya çekilerek çalışır.Med hjälp av rep och änterhake kan man till exempel klättra över en mur.
Yukarı git ^ Andrew Hamilton.Statt, Söderhamn.
İlgili Sayfalar