yoz ile cümle
yoz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.Af Pasjhurs Efterkommere: Eljoenaj, Ma'aseja, Jisjmael, Netan'el, Jozabad og El'asa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.av Pashurs barn: Eljoenai, Maaseja, Ismael, Netanel, Josabad och Eleasa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.av Pashurs barn Eljoenai, Ma'aseja, Ismael, Netanel, Josabad og Elasa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.A z synów Passurowych: Elijenaj, Maasejasz, Izmael, Natanael, Jozabad, i Elasa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.Dei figli di Pascur: Elioènai, Maaseia, Ismaele, Natanaele, Iozabàd ed Eleasà
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.De los hijos de Pasjur: Elioenai, Maasías, Ismael, Natanael, Jozabad y Elasa
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.des fils de Paschhur, Eljoénaï, Maaséja, Ismaël, Nethaneel, Jozabad et Éleasa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.de zonen van Pashur: Eljoënai, Maäseja, Ismaël, Nethaneël, Jozabad en Elasa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.din fiii lui Paşhur: Elioenai, Maaseia, Ismael, Netaneel, Iozabad şi Eleasa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.E dos filhos de Pasur: Elioenai, Maaséias, Ismael, Netanel, Jozabade e Elasa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.In iz sinov Pashurjevih: Eljoenaj, Maaseja, Izmael, Netanel, Jozabad in Elasa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.Kaum Pasyhur: Elyoenai, Maaseya, Ismael, Netaneel, Yozabad, dan Elasa
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.바스훌 자손 중에는 엘료에내와 마아세야와 이스마엘과 느다넬과 요사밧과 엘라사였더라
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.Pashur fiai közül: Eljoénaj, Maaszéja, Ismáel, Nethanéel, Józabád és Elásza;
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.Pashurin jälkeläisiä Eljoenai, Maaseja, Ismael, Netanel, Joosabad ja Elasa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.Trong con cháu Pha-su-rơ có Ê-li-ô-ê-nai, Ma-a-xê-gia, Ích-ma-ên, Na-tha-na-ên, Giô-xa-bát, và Ê-lê-a-sa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.unter den Kindern Pashur: Eljoenai, Maaseja, Ismael, Nathanael, Josabad und Eleasa;
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.zo synov Pašchúrových: Eljoenaj, Maaseiáš, Izmael, Natanael, Jozabad a Elasa,
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.Z synů Paschur: Elioenai, Maaseiáš, Izmael, Natanael, Jozabad a Elasa.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.Και εκ των υιων του Πασχωρ, Ελιωηναι, Μαασιας, Ισμαηλ, Ναθαναηλ, Ιωζαβαδ και Ελασα.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.и из сыновей Пашхура: Елиоенай, Маасея, Исмаил, Нафанаил, Иозавад и Эласа;
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.От Пасхоровите потомци, Елиоинай, Маасия, Исмаил, Натанаил, Иозавад и Еласа.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.ומבני פשחור אליועיני מעשיה ישמעאל נתנאל יוזבד ואלעשה׃
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.ومن بني فشحور اليوعيناي ومعسيا واسماعيل ونثنئيل ويوزاباد والعاسة.
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.巴 施 戶 珥 的 子 孫 中 、 有 以 利 約 乃 、 瑪 西 雅 、 以 實 瑪 利 、 拿 坦 業 、 約 撒 拔 、 以 利 亞 撒
Paşhuroğullarından: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Yozavat, Elasa.巴 施戶珥 的 子孫 中 、 有 以利 約乃 、 瑪西雅 、 以 實瑪利 、 拿 坦業 、 約撒拔 、 以利 亞撒
Planımız, yozlaşma meselesini ele alan저흰 놀리우드의 자화상을
Planımız, yozlaşma meselesini ele alanהתוכנית הייתה לתת לכם דיוקן של נוליווד,
Planımız, yozlaşma meselesini ele alanكانت الخطة أن نعطيكم صورة عن نوليود,
Planımız, yozlaşma meselesini ele alanノリウッドの姿を
Polisin yozlaşması.Corupţie în cadrul poliţiei.
Polisin yozlaşması.De la corruption policière.
Polisin yozlaşması.경찰의 부패를 다룬 영화를 만들었습니다.
Polisin yozlaşması.Korupcji w policji.
Polisin yozlaşması.llamada "Checkpoint". Corrupción policial.
Polisin yozlaşması.Polizeikorruption.
Polisin yozlaşması.Tham nhũng trong ngành cảnh sát.
Polisin yozlaşması. Ve bunu yapmak için dokuz günü vardı.Hij had negen dagen om de film te maken.
Polisin yozlaşması.О коррупции в полиции.
Polisin yozlaşması.Полицейска корупция.
Polisin yozlaşması.שחיתות משטרתית.
Polisin yozlaşması.فساد الشرطة.
Polisin yozlaşması.撮影期間は9日間でした
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.Corupţia din viaţa noastră politică a devenit un coşmar aievea.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.De verloedering van ons politieke leven was een levende nachtmerrie geworden. Niets werd ontzien.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.Die Zerstörung unseres politischen Lebens war zu einem Alptraum geworden. Nichts war ausgeschlossen.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.정치적 생활의 부패는 살아있는 악몽이 됐습니다. 아무것도 예외가 될 수 없었죠.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.La corruption de notre vie politique est un cauchemar devenu réalité. Rien n'y échappait.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.La corruzione della nostra vita politica era divenuta un incubo vivente. Nulla ne era immune.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.Niszczenie naszego życia politycznego stało sie rzeczywistym koszmarem. Nic nie było wyjątkiem.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.Sự xuống cấp trong nền chính trị đã trở thành một cơn ác mộng ngoài đời thực. Không có điều gì là ngoại lệ.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.Коррупция нашей политической жизни стала кошмаром наяву. Без исключений.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.Покварата на политическия ни живот бе станала жив кошмар. Нищо не бе освободено.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.השחיתות בפוליטיקה שלנו הפכה לסיוט יומיומי; הכל נפגע --
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.وإفساد حياتنا السياسية أصبحت كابوس. وليس استثناء.
Politikanın gittikçe yozlaşıyor olması bir kâbusa dönüşmüştü ve her alan bundan nasibini almaktaydı.現実の悪夢となってしまいました 免れたものは何一つありませんでした 権限の分離 市民的自由
Rod Blagojevich'in anladığı gibi bir yozlaşmadan da bahsetmiyorum. Herhangi bir adli suçtan bahsetmiyorum.Je ne parle pas de la corruption à la Rod Blagojevich.
Rod Blagojevich'in anladığı gibi bir yozlaşmadan da bahsetmiyorum.Ich meine nicht Korruption im Sinne Rod Blagojevichs.
Rod Blagojevich'in anladığı gibi bir yozlaşmadan da bahsetmiyorum.Ik bedoel niet Rod Blagojevich-achtige corruptie.
Rod Blagojevich'in anladığı gibi bir yozlaşmadan da bahsetmiyorum.로드 블라고이어비치와 같은 부패를 상원의원직을 돈받고 팔려고 했던 혐의