Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.En tant que professeur, je crois que j'ai le droit de proposer quelque chose de différent.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Jako profesor chyba mogę zaproponować coś innego.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.대학 교수로서, 저는 뭔가 다르게 제시할 권리를 가지고 있다고 생각합니다.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Kot profesor, mislim da imam pravico, da predlagam nekaj drugega.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Là một giáo sư, tôi nghĩ tôi có quyền đề nghị một cách nhìn khác.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Myslím, že jako profesor mám právo navrhnout jinou možnost.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Professorina minulla on oikeus tehdä toisenlainen ehdotus.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Professzorként úgy gondolom, hogy jogom van valami mást javasolni.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Sebagai seorang professor, saya rasa saya punya hak untuk mengusulkan sesuatu yang berbeda.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Som professor tycker jag att jag har rätt att föreslå något annat.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Ως καθηγητής πανεπιστημίου, νομίζω έχω το δικαίωμα να προτείνω κάτι διαφορετικό.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Като професор, мисля, че имам правото да предложа нещо различно.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.С позиции профессора, я думаю, что я могу предложить другой подход.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Як професор, гадаю я вправі запропонувати щось інше.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.כפרופסור אני חושב שיש לי זכות להציע משהו שונה
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.كبروفسور .. اعتقد ان لدي الحق بان اعترض على هذا
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.このようなやり方です
Bir şekilde, herkese sağlık hizmeti götürmenin bir yolunu bulmalıyız.Πιθανόν να χρειαζόμαστε μια μέθοδο ή ένα τρόπο ώστε να λαμβάνουν όλοι ιατρική περιθαλψη.
Bir şekilde, herkese sağlık hizmeti götürmenin bir yolunu bulmalıyız.Можливо, нам потрібна якась система чи спосіб для людей мати охорону здоров'я
Biyolojiyi bu inanılmaz data ile birleştirmenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu.有用なデータへ変える必要があります その方法は
Bitmiş halı bu, güneşin gökyüzündeki yolunu izleyen turuncu aydınlatmayla tamamlanmış.David Kelley:
Bitmiş halı bu, güneşin gökyüzündeki yolunu izleyen turuncu aydınlatmayla tamamlanmış.Dit is het eindproduct, compleet met oranje verlichting die de zon volgt - de loop van de zon aan de hemel.
Bitmiş halı bu, güneşin gökyüzündeki yolunu izleyen turuncu aydınlatmayla tamamlanmış.E aqui está o produto final, com luzes cor de laranja que seguem a trajetória do sol através do céu.
Bitmiş halı bu, güneşin gökyüzündeki yolunu izleyen turuncu aydınlatmayla tamamlanmış.데이빗 캘리: 그래서 이게 최종물입니다, 주황색 라이팅을 써서 하늘의 해를 따르죠 -- 해의 선로를 말입니다.
Bitmiş halı bu, güneşin gökyüzündeki yolunu izleyen turuncu aydınlatmayla tamamlanmış.Дэвид Келли: И последнее, с оранжевым освещением — оно следует по траектории движения солнца по небу.
Bitmiş halı bu, güneşin gökyüzündeki yolunu izleyen turuncu aydınlatmayla tamamlanmış.空を横切る太陽を追って -- 太陽の軌道に沿って -- 動きます 個室で太陽を感じることができるのです
Biyolojiyi bu inanılmaz data ile birleştirmenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu.Chúng ta cần có một con đường để mang sinh học tới dữ liệu khổng lồ đó.
Biyolojiyi bu inanılmaz data ile birleştirmenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu.Es como tener una aplicación de móvil sin tener Smartphone.
Biyolojiyi bu inanılmaz data ile birleştirmenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu.우리는 이 방대한 자료에 생물학을 적용하는 새로운 방법을 고안해야했는데,
Biyolojiyi bu inanılmaz data ile birleştirmenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu.Musieliśmy znaleźć sposób połączenia biologii z tymi niesamowitymi danymi.
Biyolojiyi bu inanılmaz data ile birleştirmenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu.We moeten een manier vinden om de biologie tot bij die ongelooflijke data te brengen.
Biyolojiyi bu inanılmaz data ile birleştirmenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu.Wir mussten einen Weg finden, die Biologie und diese unglaublichen Daten zu verbinden.
Biyolojiyi bu inanılmaz data ile birleştirmenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu.אנחנו צריכים שתהיה לנו האפשרות להוציא את הביולוגיה מתוך המידע הרב הזה,
Biyolojiyi bu inanılmaz data ile birleştirmenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu.احتجنا لإيجاد طريقة لاكتشاف الطبيعة الحيوية لتلك البيانات المذهلة،
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor."Ci siamo detti: "Ci deve essere per forza un modo migliore di fare le cose."
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor."Donc nous nous sommes dit, " Allez, il y doit y avoir une meilleure façon de le faire à coup sûr. "
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor."그래서 "분명히 더 좋은 방법이 있습니다." 라고 말을 했습니다.
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor."Ne-am spus, "Trebuie să existe o cale mai eficientă de-a face asta."
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor.""Tiene que haber un mejor modo de hacer esto".
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor."We vonden dat er een betere manier moest zijn om dit aan te pakken.
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor."Wir sagten uns: "Also - das geht bestimmt auch besser!"
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor."Λοιπόν, εμείς είπαμε: "Ελάτε, σίγουρα υπάρχει καλύτερος τρόπος να το κάνετε αυτό".
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor.""Хайде, сигурно трябва да има по-добър начин за това".
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor.""Хватит, наверняка имеется лучший способ.
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor."למקרה חמור של מלריה, מקבלים כמעט את אותה רמה של תשומת לב, ואין סדר עדיפויות.
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor."ولذلك قلنا، "تعال، هناك يجب أن يكون طريقة أفضل للقيام بذلك بالتأكيد. "
Biz de dedik ki "Bu uygulamanın kesinlikle daha iyi bir yolunun olması gerekiyor."私たちは考えました なんとかしてアシャの人たちを
Böyle bir şey olunca insanlara, dünyaya çeşitli pencerelerden geri dönmenin çok fazla yolunu veriyorsunuz.Când se întâmplă asta, le oferi oamenilor mai multe feluri de a re-intra în lume prin diferite ferestre.
Böyle bir şey olunca insanlara, dünyaya çeşitli pencerelerden geri dönmenin çok fazla yolunu veriyorsunuz.그렇게 될 때, 여러분은 사람들이 다양한 방식으로 여러 창문을 통해서 그 세계로 돌아갈 수 있도록 해줍니다.
Böyle bir şey olunca insanlara, dünyaya çeşitli pencerelerden geri dönmenin çok fazla yolunu veriyorsunuz.Quando isso acontecer, as pessoas terão múltiplas formas de voltar a entrar no mundo por diferentes janelas.
Böyle bir şey olunca insanlara, dünyaya çeşitli pencerelerden geri dönmenin çok fazla yolunu veriyorsunuz.כשזה קורה, אתם נותנים לאנשים כמה דרכים להיכנס בחזרה לעולם דרך כמה חלונות
Böyle bir şey olunca insanlara, dünyaya çeşitli pencerelerden geri dönmenin çok fazla yolunu veriyorsunuz.عندما يحدث هذا توفر للناس عدة طرق إلى إعادة الدخول إلى العالم عبر نوافذ متعددة,
Böylece Dylan'a besleyeceğimiz verileri elde etme yolunu bulduk.Dylan에 주입한 입력을 얻을 수 있을까 생각했었습니다.
Böylece Dylan'a besleyeceğimiz verileri elde etme yolunu bulduk. Ve biz de bunu yaptık.Megcsináltuk.
Böylece Dylan'a besleyeceğimiz verileri elde etme yolunu bulduk. Ve biz de bunu yaptık.Y eso fue lo que hicimos.
Böylece Dylan'a besleyeceğimiz verileri elde etme yolunu bulduk.ואז נוכל להשיג קלטים לדילן.
Böylece Dylan'a besleyeceğimiz verileri elde etme yolunu bulduk.و بهذه الطريقة نحصل على المعطيات, التي ندخلها إلى "ديلان"
Böylece Dylan'a besleyeceğimiz verileri elde etme yolunu bulduk.で、私たちは実行に移しました
Böylece Fransa'nın yolunu tuttum.Et j'ai pris le bateau pour la France.
Böylece Fransa'nın yolunu tuttum.Ho preso la nave per la Francia.