Çevre yolunu tamamlamak için “Doğu Geçidi” teklif edildi.A selyemút keleti végállomása volt.
Amerika yolunu tutan grup Amerika'da parlamaya başladı.Amerikában kezdett a csillaga leáldozni.
Meiji Hükümeti 1872'de Shinbashi'den Yokohama'ya Japonya'nın ilk tren yolunu yapmıştır.A Meidzsi kormány építette japán első vasútját 1872-ben, Sinbasitól Jokohamáig.
Ama her seferinde bir yolunu bulup kaçmayı başarmaktadırlar.Mindig van egy cél, ahova el kell jutniuk.
Teorem : Yönlü graflarda Hamilton yolunun bulunması NP-tamdır.Bizonyítás: Indirekt tegyük fel, hogy van a gráfban Hamilton-út.
Her zaman solunum yolunun açık olması sağlanmalıdır.A zsinórt a mintavonalon folyamatosan kell végigvezetni.
2006 kış transfer döneminde sürpriz bir transferle, İtalya yolunu tuttu.A 2014-es téli átigazolási időszakban újra visszatért Portugáliába.
Bu durumu, İtalya’ya yapacağı bir seyahatle ortadan kaldırma yolunu seçmiştir.E munkája miatt lemondott tervezett itáliai útjáról.
Bu kadın yolunu kaybedince bir ağacın altında uyuya kalır.Miután ez megadatott neki, csendben örökre elalszik egy fa alatt.
Ön yüz yolunun geleneksel kullanım şekli zamanla kaybolmaktadır.Az elődöntő hagyományos kieséses formában zajlik.
Jack Will'i kurtarmanın bir yolunu bilmektedir.Ezután Iorek beleegyezik abba, hogy segít Willnek megmenteni Lyrát.
Yolunu kapatıyorsun.Útban vagy!
Her ülke de kendi yolunu seçer." dedi.Jokainen maa päättää itse minkä tien valitsee."
Rahip bunun tek yolunun bu olduğunu söyler.Kapteenin mielestä se on ainut keino.
Aynı zamanda Kuzeybatı Geçidi olarak bilinen zorlu deniz yolunu başarıyla aşan ilk kişidir.Hän lienee myös ensimmäinen Koillisväylän läpi purjehtinut ihminen.
O da tıpkı amcası gibi büyü yolunu seçmiştir.Hän oli myös taikuri isänsä Magnifin tapaan.
Doğu Anglia Krallığı Vikinglerle anlaşma yolunu seçerler ve Vikinglere at tedarik ederler.Itä-Anglian kuningas Edmund osti rauhan antamalla viikinkien käyttöön hevosia.
Buradan geçen D010 devlet yolunun etkisi şüphesiz inkâr edilemez.10. D:n asemat murskaantuivat olemattomiin.
Hindistan'a giden ilk deniz yolunu 1498 yılında Portekizli denizci Vasco da Gama tarafından keşfetmiştir.Ensimmäinen meritien Intiaan löytänyt eurooppalainen oli portugalilainen Vasco da Gama vuonna 1498.
Eğlence olsun diye uzun olan kara yolunu seçmişlerdir.Lama-ajat olivat viihteen kulta-aikaa.
Magga - Acıların sona ermesinin yolunu Sekiz Katlı Asil Yol gösterir.Tie kärsimyksen sammuttamiseen on jalo kahdeksanosainen polku.
Ancak Beyaz Rusya, bu krizin üstesinden gelmek için kendi yolunu seçti.Ωστόσο, η Λευκορωσία επέλεξε τον δικό της τρόπο να ξεπεράσει αυτήν την κρίση.
Rolling Stone, Bad'i görmenin en iyi yolunun Thriller'ın devamı olarak bakmamak olduğunu belirtti.Το Rolling Stone δήλωσε ότι «ο καλύτερος τρόπος να αξιολογηθεί το Bad δεν ήταν ως συνέχεια του Thriller».
Bunun nedeni çocuklarda hava yolunun dar olmasıdır.Αυτό συμβαίνει λόγω του μικρού μεγέθους των αεραγωγών των παιδιών.
O da tıpkı amcası gibi büyü yolunu seçmiştir.Σκέφτηκε, λοιπόν, να παραστήσει κι αυτός το μάγο.
Demir yolunun onarılması ve yeniden açılması girişimleri yapıldı ancak faydalı olmadı.Έγιναν προσπάθειες να διορθωθεί η τροχιά και να διασωθεί η αποστολή, αλλά δεν είχαν επιτυχία.
Sonra bir yolunu buldu.Εκεί βρήκε τη λύση.
Onunla evlenmeye karar verir fakat nişan yüzüğünü almanın bir yolunu bulması gerekir.Αποφασίζει να τον εγκαταλείψει αυτή, αλλά κυρίως αποφασίζει να παντρευτεί.
Bu demir yolunun da önemli yolcuları olmuştur.Επίσης είναι σημαντικός σιδηροδρομικός κόμβος.
Her şeyden önce hastanın hava yolunun açılması gerekir.Στο άνοιγμα αυτό εισάγεται ο ασθενής.
Bu film birçok Alman sinemacıyla beraber ona ABD'nin yolunu açtı.Πολλά γερμανικά εστιατόρια των ΗΠΑ το κάνουν αυτό.
Her gün bir yolunu bulup dizini kanatıyor ve Zeynep'e pansumana gidiyor.Όλη τη μέρα προσπαθεί να βρει ρίμες με το μυαλό του στα σύννεφα.
Ama her seferinde bir yolunu bulup kaçmayı başarmaktadırlar.Παρά τις προσπάθειες του εκείνος καταφέρνει πάντα να ξεφεύγει.
Bunu yapmanın bir yolunu bulacağımdan eminim..Είμαι σίγουρος που θα βρω έναν τρόπο να το κάνω αυτό.
Her ülke de kendi yolunu seçer." dedi.Så alle lande vælger selv, hvilket spor, de vil følge".
Bu iz yolunun kullanılması biyoteknoloji ve tıp alanında gelecek vadeden bir araçtır.Udnyttelsen af denne vej er også et lovende værktøj i bioteknologi og medicin.
D 715 Devlet Yolu, Kırıkkale-Silifke yolunun bir kısmıdır.Sekundærrute 157 er en rutenummereret landevej på Sjælland.
Bunun yapmanın bir yolunu bulur.Det er altså én måde at gøre det på.
Sabır aşk yolunun ışığıdır.En film om kærlighedens uransagelige veje.
Yayla yolunun doğal bir güzelliği vardır.Baise har betydelig naturskønhed.
Faith ise harap bir halde Los Angeles'ın yolunu tutar.Han bruger sine superkræfter til at holde gaderne i Los Angeles trygge.
Keşap-Trabzon yolunun 1. km'sinde yer alır.Den følger Mernbanens tracé på den første kilometer.
Çevre yolunu tamamlamak için “Doğu Geçidi” teklif edildi.Der er stillet forslag om at fuldende ringvejen med en østlig passage.
Buradan geçen D010 devlet yolunun etkisi şüphesiz inkâr edilemez.Alle trusler mod de romerske provinser fra gallisk side må på dette tidspunkt have været meget usandsynlige.
Tatilde Birleşik devletler'e gider Maimi- New York yolunu otostopla geçer.USA tester superfly: New York til London på en time.
""Yolunu şaşıran şehir"!.""Guess who's coming to town!".
Rahip bunun tek yolunun bu olduğunu söyler.Presten svarer at dette er den eneste måten å gjøre det på.
Yolunuza engel olarak dikildiklerini düşündüğünüz şeylerle savaşmayın.Der dere ikke er overbevist nok til å slåss, må dere slippe frem de som er overbevist».
Ama her seferinde bir yolunu bulup kaçmayı başarmaktadırlar.Til alt overmål klarer de å finne en vei ut.
Oğlu bu gün babasının yolunu devam etdiriyor.Sønnen fortsatte farens politiske kurs.
En uzun göç yolunu, deniz kıyı kırlangıçı (Sterna paradisaea) kateder.Like ved innløpet ligger Olderfjordholmen (samisk: Leaibevuonsuolu).
Yayla yolunun doğal bir güzelliği vardır.Baise har betydelig naturskjønnhet.
Sonuç olarak, aktığı bölgede önemli bir taşıt yolunu oluşturur.Den er følgelig en viktig transportvei i de områdene den renner gjennom.
2000 yılında Çanakkale Dardanelspor'un yolunu tuttu.Han tok over for Bjørnar Svendsen i 2000.
Bu nedenle devletin giderlerini karsilamak icin vergi gelirlerini artırma yolunu seçti.Regjeringa valgte derfor i stedet å øke skatten på oljeproduksjon.
Arktik Okyanusu'ne ulaşmayı hedeflediğinde dev buz kitleleri yolunu kesti ve Hawaii'ye geri döndü.Etter å ha blitt stoppet av isen i nord, vendte ekspedisjonen tilbake til Hawaii for å overvintre.
İhvan üs-Safâ filozofları Kur'an'ı mecazî olarak yorumlama yolunu kabul etmişlerdir.Poeter og filologer trenger kunnskap om korrekte uttale.
Erken ölümü, Trebonianus ve gerçek oğlu Volusianus'a taht yolunu açtı.Hans død åpnet veien for styret til Gallus sammen med hans sønn Volusianus.
Her ülke de kendi yolunu seçer." dedi.Jadi setiap negara menentukan sendiri jalan yang akan diambil".
""Yolunu şaşıran şehir"!.""Kota yang Menginjak-injak musuh").