Ana içeriğe geç
Sözlük

yolunu ile cümle

yolunu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun nedeni çocuklarda hava yolunun dar olmasıdır.Detta beror på att luftvägarna hos barn är mycket små.
Her ülke de kendi yolunu seçer." dedi.Så varje land bestämmer nu själv vilken väg man ska ta."
O nereye gitse yolunu gözlemektedirler.Gud gör samma sak, då han tittar från avstånd.
Sonra bir yolunu buldu.Men så hittar han en lösning..
O da tıpkı amcası gibi büyü yolunu seçmiştir.Han skulle sedermera välja karriär som magiker.
Alex, Carter'ı açık camdan çeker ve tren yolunun yakınındaki bir yere düşerler.Men Alex lyckas dra ut honom genom fönstret innan tåget kör på bilen.
Ve bu köy yolunu ruhunun hatırası için yapmıştır.Han gjorde denna bro för sin själ.
Hindistan'a giden ilk deniz yolunu 1498 yılında Portekizli denizci Vasco da Gama tarafından keşfetmiştir.Till Indien fördes smittan 1498 av Vasco da Gamas sjömän.
Bu durumu, İtalya’ya yapacağı bir seyahatle ortadan kaldırma yolunu seçmiştir.Hon avbröt dock den verksamheten genom att fly till Italien.
Bununla birlikte Leningrad için bir ikmal yolunun açık tutulması çok önemliydi.Från Ostrov fanns det två möjliga framryckningsvägar till Leningrad.
Harekat, başarısızlıkla sonuçlanmıştır… bu işin içinden sıyrılmanın bir yolunu da göremiyorum.”"Det är därför FBI är så frustrerade, för det finns ingenting att få grepp om."
Arktik Okyanusu'ne ulaşmayı hedeflediğinde dev buz kitleleri yolunu kesti ve Hawaii'ye geri döndü.Efter att ha stoppats av isen i norr återvände expeditionen till Hawaii för att övervintra.
Her zaman solunum yolunun açık olması sağlanmalıdır.Läpparna måste dock hela tiden sluta tätt kring öppningen.
TEM otoyolunun yanında inşa edilen bu yaya yolunun bitiminin otoyola çıkması ise eleştiri konusu oldu.Upplysningsskylt om slut på tätbebyggt område eller slut på motorväg innebär denna hastighet.
İşçi sınıfı hareketi zafer kazanacak, barış ve sosyalizm yolunu açacaktır.Förtruppen skall leda arbetarklassen och folket mot seger och socialismen.
Ocak 2001'de Pochettino Paris Saint-Germain'in yolunu tuttu.I januari 2001 skrev Pochettino på för Paris Saint-Germain.
Kalan Fransız Haçlı ordusu III. Konrad komutasındaki Alman Haçlılarının aynı yolunu takibe başladı.Även Konrad III av Tyskland tog korset.
George Liska'ya göre, "gereksiz yere uzayan Bizans–Pers anlaşmazlığı İslam'ın yolunu açtı".За словами Джорджа Ліскі, «надто тривалий візантійсько-персидський конфлікт відкрив шлях ісламу».
Köprüden araba yolunun dışında tramvay yolu da geçmektedir.По мосту окрім автодороги проходить і трамвайна лінія.
Aldığı bursla New York'un yolunu tuttu.Гроші, які заробила, вона витратила на першу поїздку в Нью-Йорк.
Sonra bir yolunu buldu.Він знайшов єдиний вихід.
Komitenin bu girişimi 1925'te Cenevre Protokolü'nün imzalanmasının yolunu açmıştır.Конвенція доповнює собою Женевський протокол 1925 року.
Alternatif olarak, üst idrar yolunu etkileyebilir ve bu durumda piyelonefrit olarak adlandırılır.Або вона може охоплювати верхній сечовий тракт, і в цьому випадку вона відома як пієлонефрит.
Zafer, Asya'daki Latin mülklerinin çoğunun kurtarılmasının yolunu açtı.Ця перемога забезпечила вихід збірній в чвертьфінал кубка Азії.
Hindistan'a giden ilk deniz yolunu 1498 yılında Portekizli denizci Vasco da Gama tarafından keşfetmiştir.Морський шлях до Індії був відкритий португальським мореплавцем Васко да Гамою в 1498 році.
Yol gösteren Allah’tır; kimi yolunu şaşırır."Bůh pohybuje duchy k jejich cíli, avšak směr určují oni samotní.
George Liska'ya göre, "gereksiz yere uzayan Bizans–Pers anlaşmazlığı İslam'ın yolunu açtı".George Liska dodává: „zbytečně protahovaný byzantsko-perský konflikt islámu otevřel cestu“.
Geçiş yolunun tehlike altında olmaması gerekir.Zjistíme, zda nám nehrozí nebezpečí.
Jack Will'i kurtarmanın bir yolunu bilmektedir.Jack tedy požádá Willa o pomoc.
Rükneddin Kılıçarslan ve adamları hep birlikte Kayseri yolunu tuttular.Opilí a šílení žoldnéři zabili každého, kdo jim zkřížil cestu.
Görüşmeler sonunda Gençlerbirliği'nin yolunu tuttum.Setkání se uskutečnilo nakonec v Domě mládeže.
Toplantının amacı, English Football League'den ayrılmanın yolunu açmaktı.Jeho vystoupení nezabránilo klubu, aby sestoupil do English Football League Championship.
Entlerin dışında yolunu bilen kişilerin sayısı çok azdır.Ví se o nich jen málo, neboť Zrzaví lidé se straní.
Basra ise Bağdat ve Halep arasındaki kervan yolunun bir ucudur.Hawár je sporným územím mezi Bahrajnem a Katarem.
Bunun ardından sinir uçlarından içeri giren virüs, sinir yolunu takip ederek merkezi sinir sistemine ulaşır.Aby to teď k Maggie stihli, musí se svézt nervovým impulsem.
Bir adam yolunu kaybetmiş ve kendini bir köyde bulmuş.Chlapec se však zachránil a utekl do vesnice.
Bu iki olayı birbirinden ayırmanın bir yolunun olması gerekir.Ale ať už se stane cokoliv, potřebujeme si od sebe navzájem odpočinout.
Hamilton yolu problemi, Hamilton yolunun çözümü ile ilgili problemdir.Podobně, uzavřené řešení jezdcovy procházky je příkladem problému nalezení hamiltonovské kružnice.
Tipik bir sistemde çok sayıda ön bellek ana belleğe giden ortak bir veri yolunu paylaşırlar.Typicky park rozděluje několik hlavních cest, od kterých se pravoúhle dělí vedlejší.
Ölüm genellikle solunuma (hava yolunun tıkanması) veya kardiyovasküler sebebe (şok) bağlı olarak gerçekleşir.K ohrožení života dochází nejčastěji srdečním (arytmie) nebo dechovým selháním.
Mahalle yolunun tamamı asfalttır.Hlavní cesta, která vede přes celou dědinu, je asfaltová.
Ama her seferinde bir yolunu bulup kaçmayı başarmaktadırlar.Musí rychle najít způsob jak se odtamtud dostat.
Her ülke de kendi yolunu seçer." dedi.Așa că fiecare țară decide asupra propriului drum pe care să se îndrepte."
Artık, kendisinin yolunu çizmişti.După care hotărât s-a îndreptat spre ieșire.
George Liska'ya göre, "gereksiz yere uzayan Bizans–Pers anlaşmazlığı İslam'ın yolunu açtı".Potrivit lui George Liska, inutilul și prelungitul conflict bizantino-persan a netezit calea Islamului.
Sonra bir yolunu buldu.E a ales altă cale.
Amaç düşmanı yok edip ortadan kaldırmak değil, ona karşı savunarak onu kazanmanın yolunu keşfetmektir.Datoria unui amiral nu este să atragă înfrângerea ci să câștige victoria.
Posof-Ardahan yolunun geçtiği tek caddesi vardır.Are un singur drum principal care merge prin mijlocul său.
Hindistan'a giden ilk deniz yolunu 1498 yılında Portekizli denizci Vasco da Gama tarafından keşfetmiştir.Africa de sud-est a fost explorată de navigatorul portughez Vasco da Gama în 1498.
Terzinin gözleri tekrar bağlanır ve evin yolunu adımlarıyla bulur.Se duce la el, îl leagă din nou la ochi și acesta reconstituie drumul până la casa unde a fost dus.
Aynı zamanda Kuzeybatı Geçidi olarak bilinen zorlu deniz yolunu başarıyla aşan ilk kişidir.De asemenea, a fost primul navigator care a reușit să traverseze Pasajul de nord-vest.
Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları.Ekkor kiáltották kétségbeesve: „Karg Allah!”, azaz: segíts, Allah!
"Kimse yolunuzda duramaz.Senki nem állhat az útjukba.
Frank Miller çocukken bu filmi izlemiş ve 'yaratıcılık hayatının yolunu değiştirdiğini' söylemiştir.Frank Miller még gyermekként látta és állítása szerint "megváltoztatta az alkotói irányzatát."
Sarah, yalnız başına mağaraya girer ve Axel ile Irene'ı ararken yolunu kaybeder.Sarah egyedül megy be, és elveszve keresi Axelt és Irenet.
B1004 yolunun üstünde, Ware ve Bishop's Stortford arasında bulunur.Félúton található Ware és Bishop's Stortford között, a B1004-es út mentén.
Cesur olmanızdan ötürü yolunuza çıkan her şey.Bármi nélkül ami a bátorságod útjába áll.
Bu patika yolunun bazı kısımları henüz tamamlanmamıştır.Az útvonal ezen része még nem kivitelezett.
Genç çift kendilerine miras kalan evi görmek üzere Düzce'nin yolunu tutar.A két hajléktalanná vált testvér elhatározza, hogy megnézik az örökölt házat.
Yolunun tehlikeli olduğu konusunda Katarn'ı uyarır .ÉS figyelmezteti Clarkot, hogy Kara veszélyes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod