1980 lerin sonuna doğru, Filistin Kurtuluş Örgütü, İsraille, iki devletli çözüm yolunu aradı.في أواخر الثمانينات، سعت منظمة التحرير الفلسطينية إلى حل تفاوضي مع إسرائيل في شكل حل الدولتين.
Her zaman solunum yolunun açık olması sağlanmalıdır.أنا دائما أعتقد أن الطريق السهل هو الطريق الصحيح.
Orta Asya ve Batı arasındaki ticaret yolunun geçtiği yerlere hükmetmişlerdir.مارست الخانات السيطرة على طرق التجارة العالمية بين آسيا الوسطى والغرب.
Bu suyun geliş yolunu bilenimiz hiç yok; yaşlılarımızda bizlere böyle gördük böyle biliyoruz diyorlar; derler.وأما المشبهة فيقولون: نحن لا نؤول بل نحمل آيات الصفات وأخبارها على ظاهرها.
Çin ile Hindistan arasındaki ticaret yolunun bir parçası olan Pyu bölgesi yavaş yavaş güneye doğru genişledi.وهو جزء من الطريق التجاري البري بين الصين والهند، ومن ثم توسعت مملكة بيو تدريجيًا جهة الجنوب.
Bunlara ölüm gibi üzülürsünüz ve yolunuza devam edersiniz.لذلك احتقروا الموت، واهتموا بالحياة.
Bu nedenle devletin giderlerini karsilamak icin vergi gelirlerini artırma yolunu seçti.لذلك القطاع العام يعتمد أكثر على مستوى الضريبه من إعتماده على زيادة الناتج المحلي الإجمالي.
Bunu sana anlatmanın başka yolunu bulamadım.لم أجد طريقة أخرى لأخبرك بذلك.
17 Temmuz 2014: Rusya bir düzineden fazla hava yolunu çeşitli yükseltilerden kapadı.17 de julho de 2014: A Rússia fecha mais de uma dúzia de rotas aéreas de diversas altitudes.
Bunu söylemeninn tatlı, kolay ve havalı yolunu bulduk.Nós encontramos nossa maneira doce e simples de dizer isso.
Artık tek kurtuluş yolunun batıya doğru dağları aşmak olduğunun farkına varmışlardı.Agora era evidente que a única saída era subir as montanhas a oeste.
Her ülke de kendi yolunu seçer." dedi.Assim, cada país decide sobre o seu próprio caminho a tomar".
Entlerin dışında yolunu bilen kişilerin sayısı çok azdır.Porém, os que tentavam a fuga eram muito menos que os que emigraram.
Her zaman kurtulmanın bir yolunu bilir." demiştir.Ele sempre sabe que há uma maneira de sobreviver".
Kasım ayında kral Wallis'le evlenip tahtta kalmanın bir yolunu bulmak için Başbakan Stanley Baldwin'e danıştı.Eduardo consultou o primeiro-ministro Stanley Baldwin em novembro sobre um modo de casar e manter o trono.
Intel 80486DX2 – İç işlemcinin saati dışardaki veri yolunun saatinden 2 kat hızlı çalışır.Intel 80486DX2 - O clock do processador é o dobro do clock do barramento externo.
Meiji Hükümeti 1872'de Shinbashi'den Yokohama'ya Japonya'nın ilk tren yolunu yapmıştır.O governo Meiji desenvolveu a primeira rodovia do país, de Shinbashi (Tóquio) a Yokohama, em 1872.
Sonrasında Milwaukee Bucks'ın yolunu tuttu.Após uma breve passagem pelo Milwaukee Bucks.
Ayrıca kervanın yolunu da değiştirdi.Isto também alterou o plano de voo.
""Yolunu şaşıran şehir"!."«Por onde a cidade se move».
Erken ölümü, Trebonianus ve gerçek oğlu Volusianus'a taht yolunu açtı.Sua morte - oportuna - abriu o caminho para Treboniano governar com seu filho Volusiano.
Kudüs Yolu – 40 Km’liktir ve İsrail Milli yürüyüş yolunu Kudüs’e bağlar.Trilha de Jerusalém - 40 km, parte da Trilha Nacional que atravessa a Cidade Santa.
Ocak 2007'de Real Madrid'den ayrıldı ve MLS takımlarından Los Angeles Galaxy'nin yolunu tuttu.Em janeiro de 2011, deixou o Red Bull e foi para o Los Angeles Galaxy.
Hazır yoksa sorunun önce kendi çalışanları tarafından çözülmesi yolunu deneyecektir.Antes que se possa fazer alguma coisa, eles precisam resolver seus problemas pessoais antes.
Ocak 2001'de Pochettino Paris Saint-Germain'in yolunu tuttu.No final de janeiro de 2001, Pochettino assinou pelo Paris Saint-Germain.
Artık, kendisinin yolunu çizmişti.(Que ele também concebeu e dirigiu).
Yöneltme işlemi bir veri paketinin bir istasyondan diğerine yolunun belirlenmesidir.As informações trafegam na rede de um host para o outro.
İpek yolunun bu bölgeden geçtigi sanilmaktadir.A antiga Estrada Real passava pela região.
NA yolunu umursadığımda ve paylaştığımda minnetim konuşur").Spreek en verkondig mij des Meesters wil."
Bu Sielulintu (ruh kuşu), kişinin ruhunun rüya aleminde dolaşırken yolunu kaybolup gitmesine mânî olur.Zulk een ziel beweegt en leeft naar de Wil van haar Schepper en gaat het allerhoogste Paradijs binnen.”
Her ülke de kendi yolunu seçer." dedi.Verder moet ieder jong mens zijn eigen weg zoeken."
Ama her seferinde bir yolunu bulup kaçmayı başarmaktadırlar.Telkens weten zij te ontsnappen.
Ölüm genellikle solunuma (hava yolunun tıkanması) veya kardiyovasküler sebebe (şok) bağlı olarak gerçekleşir.Als doodsoorzaak werd meestal gegeven pellagra (hypovitaminose) of hartfalen.
Her zaman solunum yolunun açık olması sağlanmalıdır.Het strooisel moet steeds verwijderd worden.
Geçiş yolunun tehlike altında olmaması gerekir.Hun tocht is niet zonder gevaren.
Sonra bir yolunu buldu.Hij vindt een manier.
Budizm'de bodhisattva yolunun kilit kavramlardan biri olarak kabul edilmektedir.In het westerse boeddhisme lijkt er een verschuiving plaats te vinden in de doelstellingen van het pad.
Bu kadın yolunu kaybedince bir ağacın altında uyuya kalır.Na het eten gaat hij onder een boom slapen.
Onunla evlenmeye karar verir fakat nişan yüzüğünü almanın bir yolunu bulması gerekir.Hij besluit om aan Kelly een huwelijksaanzoek te doen en koopt een verlovingsring.
Hozat-Pertek-Elazığ yolunun kenarında yer almaktadır.Afweg - van de Grebbedijk aflopende zijweg.
Köprü yolunun genişliği 3,55 ile 3,70 m arasında değişir ve köprü uçlarında 4,30 m'ye kadar genişler.Het wegdek is 3,55 tot 3,70 meter breed en verbreedt zich op de bruggenhoofden tot 4,30 meter.
Bâzı Çor'lar ölmüş insanların, yeraltı âleminin yolunu bulamamış olan Süne ruhlarıdır.Het waren de zielen van de gesneuvelden, die geen rust konden vinden.
Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.Hij nam het ook op en had er een (toen) grote hit mee.
Bu toplantı bilge siyasi liderin Azerbaycan`ı bağımsızlığa götürecek dava yolunun başlangıcıydı.De gebeurtenis legde het fundament voor een onafhankelijk Azerbeidzjan.
Köy yolunun 4/6'sı betonlanmıştır.Ook zijn de haltes verhoogd langs de route van lijn 4/6.
O senenin sorusu bir gemi üzerine gemi direklerini yerleştirmenin en iyi yolunun bulunmasıydı.De opdracht was om de beste plaats te bepalen, waar op een schip de mast moet worden geplaatst.
Yolun tamamı E E99 Uluslararası yolunun bir parçasıdır.De gehele weg maakt deel uit van de E19.
Hamilton yolu problemi, Hamilton yolunun çözümü ile ilgili problemdir.Bij de Poeldyk gaat de weg over Hamsterdyk van de buurtschap Horne.
Bu arada, Syaoran Sakura’ya aşık olur ve duygularını açıklamanın bir yolunu bulmaya çalışır.Tymczasem Syaoran zakochuje się w Sakurze i próbuje znaleźć drogę jak okazać jej swoje uczucia.
Her ülke de kendi yolunu seçer." dedi.Więc niech każdy kraj decyduje sam, jaką drogę obierze."
Hozat-Pertek-Elazığ yolunun kenarında yer almaktadır.Idzie się do niego drogą do Bogusławic, a następnie drogą polną.
Zafer, Asya'daki Latin mülklerinin çoğunun kurtarılmasının yolunu açtı.Zwycięstwo przyczyniło się do odzyskania przez Greków łacińskich posiadłości w Azji Mniejszej.
Bunun üzerine yeniden Amsterdam ekibinin yolunu tuttu.Jej przeciwnikiem ponownie była drużyna australijska.
Bu iki olayı birbirinden ayırmanın bir yolunun olması gerekir.Musimy po prostu dokonać wyboru jednego z dwojga.
Intel 80486DX2 – İç işlemcinin saati dışardaki veri yolunun saatinden 2 kat hızlı çalışır.Intel i486DX2 – wewnętrzny zegar procesora był taktowany z podwójną prędkością zegara zewnętrznego.
Sadece bir kısmı giriş yolunu engellemiştir.Tylko niektórym udało się przedostać przez linię frontu.
Daha sonra Hollanda ekibi Roda JC'nin yolunu tuttu.Potem był graczem holenderskiego zespołu Roda JC Kerkrade.
Refah dönemlerinde ise kısa sürede zengin olmanın yolunu simgeler hale geldi.Tak umiejętnie obracał pieniędzmi, że wkrótce jego organizacja bardzo się wzbogaciła.
Basra ise Bağdat ve Halep arasındaki kervan yolunun bir ucudur.Basteja była formą pośrednią pomiędzy basztą a bastionem.
Oradan evine gelir ve annesine yolunu beklememesini söyler.Poprosił on więc żonę, by nie opuszczała ona domu matki i czekała na jego powrót.