Ama diğer Fransız şehirlerinden önemli yardımlar görmek yolundaki beklenti kısa zaman içinde son buldu.Orice speranță de ajutor serios din partea altor orașe franceze a fost, însă, în curând, îndepărtată.
Her şey yolunda."Totul era bine."
Turizm gelişme yolundadır.Industria turistică este în dezvoltare.
Bu özellikleriyle Şeytanın nihai amacı insanlığı yaratıcının yolundan saptırmaktır.În aceste procese, mintea lor este înlocuită cu obiectivul de a distruge umanitatea.
Bazıları Mundanın duvarlarından içeri girmeyi başardıysa da çoğu kaçış yolunda öldürüldü.Deși unele au reușit să se refugieze între zidurile cetății Munda, mulți alții au fost uciși.
Bazı şeyler her zaman yolunda gitmemiştir.Problema cea mai mare este că nu întotdeauna reușesc să facă ceva cum trebuie.
Fakat Hac yolundan Abdüllatif'in adamları tarafından yakalanarak öldürüldü.Pe drum a fost răpit de oamenii lui Hobrow.
Demokrasi yolunda, Ord.Pașalega, Reg.
İyi bir uçuş dileriz, her şey yolunda" Gagarin: "Поехали!"Skapjam matjan jah drigkan !, al cărui sens este „Salut!
Veringinge'nin batısında, Poperinge yolunda, Brandhoek mezarlığı.În partea de vest a Vlamertinge, de-a lungul drumului spre Poperinge, este cătunul lui Brandhoek.
Bu nedenle Dakiniler Buda Dharma’nın yolunda ilerlemeyi teşvik eden bütün ilhamları sembolize ederler.Întreaga Sangha emană un spirit pozitiv, pentru integrarea Buddha Dharma în viața de toate zilele.
Böylece birlik kurma yolunda üçüncü aşamaya gelinmiştir.Acest lucru a permis trecerea la cea de a treia etapă a procesului.
13 yaşında gözü pek, korkusuz, dünyanın en iyi aktörü olma yolunda ilerleyen bir çocuktur.Un răsfățat de 23 de ani, care se întâmplă să fie singurul fiu al celui mai bogat om din lume.
89 ^ Millete hizmet yolunda 12 yıl; ss.Anii 0 Anii 10 Anii 20 Ani: 42 î.Hr.
Udo’nun solo kariyerindede işler yolundaydı ve Jörg Fischer bu sırada birkez daha Accept’en ayrıldı.Udo szóló karrierje jól működött és Jörg Fischer gitáros még egyszer elhagyta az együttest.
Her şey yolunda."Minden igazán rendben van."
27 Ekim 1943'te arabası Minsk-Smolensk yolunda devrildiğinde Kluge ağır yaralandı.1943. október 27-én Kluge súlyosan megsérült, mikor autója felborult a Minszk – Szmolenszk úton.
İnternet çok yaygın olup her eve girme yolundadır.Szinte egyedülálló lehetőség, hogy minden háztartásban biztosított az internethasználat.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.A nagy hajóknak Sri Lankán kell keresztül menniük.
Kim bilebilirdi ki kader tutup bizi buraya getireceğini, Gecenin karanlık bir yolunda!Ki tudja merre, merre visz a végzet Göröngyös úton, sötét éjjelen.
Sahildeki Bolaman yolunda PTT acentesi bulunmaktadır.Eközben a parton folyik a pingpong játszma.
89 ^ Millete hizmet yolunda 12 yıl; ss.120 vers az év tizenkét hónapjára; ill.
Milletine zafer içinyardım et, Prens Çaba ( Atilla'nın oğlu.) yıldız yolunda.Segítsd még egyszer győzelemre néped, Csaba király a csillagösvényen.
Aslında her şey yolunda gitti.Minden jól halad.
"Enes Ünal Almanya yolunda!".Mindig a legjobbat akartam Németországnak.”
Jaffa yolunda bulunan, Kudüs merkez otobüs durağı, İsrail’in en meşgul durağıdır.A Kozma utcai izraelita temető ravatalozója Magyarország legnagyobb izraelita ravatalozója.
Siz SSCB kurma fikrini bozmak yolundasınız, Yoldaş Stalin.Béla: Most már négyszemközt vagyunk, Balogh elvtárs.
Gidiyorsan dosdoğru kendi yolundan git.Járd a magad útját!
Kısa bir süre sonra anayasanın değiştirilmesi yolundaki isteklerini gündeme getirdi.Ezután – hasonló szándékkal – a házszabály módosítását tervezte véghez vinni.
Viyana yolunda Nikolsburg'da Kara Kartal Nişanı aldı.Megkapta a Fekete Sas érdemrended Nikolsburg-nál, útban Bécs felé.
Pansiyonculuk gelişme yolundadır.Az utazókedv fejlődése.
Carter, bir tren yolunda durur ve tren arabaya doğru geliyordur.Simon elutasítja a repülőt, vonattal akar menni.
Metuşelah doğduktan sonra Hanok üç yüz yıl daha Tanrı'nın yolunda yürüdü.Hoddle érkezése után mindössze háromszor lépett pályára a Szenteknél.
Konya-Karaman veya Kızılyaka-Pınarbaşı yolundan gelinebilir.Becsvölgye vagy a Nagylengyel-Petrikeresztúr út felől lehet megközelíteni.
Her şey yolunda."Kaikki oli hyvin.”
Bu durum onun Jeanne-Antoinette’in babası olduğu yolundaki dedikoduları doğurmuştur.Sellaiseksi tarjottiin Jeanne-Antoinetten isää.
Yolunda Amy Rose karşılaşır.Sivuhahmot Amy Rose.
Aslında her şey yolunda gitti.Kaikki näytti olevan hyvin.
Bu arada platin plak yolundadır.Tällä hetkellä levy-yhtiö on tauolla.
Lakin işler yolunda gitmedi.Asiat eivät kuitenkaan menneet hyvin.
Bir süre için işler yolunda gidecek gibi gözükür.Asiat näyttivät olevan menossa oikeaan suuntaan.
Fakat burada işler yolunda gitmiyordu."Asiat eivät olleet hyvin täällä.
Hayır, sakın yolunda kalma sen.Älkää lähtekö ilman minua).
Hava ile iletim yolunda bir tıkanıklık varsa bu titreşim duyulmayacaktır.Jos taas silmukka on ilmavirran suuntainen, ei ilmaa kulkeudu sen läpi yhtään.
Her ikisi için de, işler yolunda gibidir.Kumpikin käytäntö toimii yhtä hyvin.
Sonsuz bir umutsuzlukla Tannhuaser Venüsberg'e dönme yolunda bulunmaktadır.Pimeän tultua Wolfram tapaa Tannhäuserin, joka aikoo palata Venusbergiin.
Metuşelah doğduktan sonra Hanok üç yüz yıl daha Tanrı'nın yolunda yürüdü.Soulin jälkeen Nesty oli sadan metrin perhosuinnissa voittamaton kolmen vuoden ajan.
Ben onu hak yolunda yetiştirdim.Hän johti tosiasiallisesti.
Dönüş yolunda da türlü serüvenler atlatılıyordu.Kulkueessa kuljetettiin myös uhrieläimet.
Nusret Fatih, "Ben sufi değilim" der ve ekler, "ama sufilerin yolundayım."It doesn’t feel or discriminate.” (suomeksi ”Amerikka on tapponimi.
Her şey yolunda."Όλα ήταν καλά".
Kocasının onu kurtarmak için verdiği karar, dünyayı fethetme yolundaki en önemli kararlardan birisidir.Ο σύζυγός της την έσωσε και μπορεί αυτή η απόφαση να τον έκανε να αρχίσει να κατακτήσει τον κόσμο.
7 Ocak 1915: Kalan güçlerin Erzurum yolundaki yürüyüşü başladı.Στις 7 Ιανουαρίου 1915, οι απομείνασες δυνάμεις άρχισαν την πορεία τους προς το Ερζερούμ.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Τα πλοία αυτά πρέπει να ταξιδέψουν γύρω από την Σρι Λάνκα.
Bazı şeyler her zaman yolunda gitmemiştir.Μερικές φορές δεν γυρίζουν καθόλου.
Revithi, Atina yolunda bir erkek koşucuyla karşılaştı.Καθ' οδόν για την Αθήνα, η Ρεβίθη συνάντησε έναν δρομέα.
Ancak filo dönüş yolunda yakalandığı bir fırtınada tümüyle battı.Ωστόσο, όλοι πέθαναν, σε θυελλώδη καταιγίδα επιστρέφοντας από την κορυφή.
Fakat burada işler yolunda gitmiyordu.Αλλά η κατάσταση ήταν εκτός ελέγχου.
Artık Almanların Paris'e kadar giden yolunda, önlerine çıkabilecek ciddi bir güç yoktu.Τα γερμανικά άρματα που δεν πήραν μέρος στην μάχη είχαν ήδη πάρει πορεία για το Παρίσι.
"Gençliğimden beri strateji yolunda eğitim aldım, on üç yaşında ilk düellomu yaptım.Έγραψε την πρώτη του δημοσιευμένη δουλειά, ένα κουαρτέτο για πιάνο, σε ηλικία 13 ετών.