Joker, bir kişiye işkence yapıp videoya çeker ve bunu bir televizyon kanalına yollar.Mężczyzna zamierza wytresować szczeniaka i wykorzystać go w swoim programie telewizyjnym.
Köy içi yollarının büyük kısmı kilitli parkedir.Jednak większość dróg departamentu to drogi utwardzone.
Haydut ve Korsanlars Bu asiler birçok metot kullanarak para çalmanın yollarını ararlar.Na domiar złego bandyci próbują ukraść złoto ze statku.
Sucre duvarı yıkmaya yollanır.Shawn postanawia wzmocnić ogrodzenie.
Bu yolla zaman ve mekandan bağımsız erişim sağlanır.W tym znaczeniu wyróżniamy konsumpcję autonomiczną i dodatkową.
Daha sonra Ben, kelepçeyi aktif eder ve Doktor'u bilinmeyen bir noktaya yollar.Następnie dociera do kwater strażników i przebiera się w mundur, by przejść niepostrzeżenie.
Yeni ticaret yollarının keşfedilmesiyle önemini yitirmiştir.Straciła znaczenie ze względu na upowszechnienie nowoczesnych systemów nawigacji.
Zamanla ilgili bu olgu büyük heyecan yarattı, özel bir heyet bu garipliği bildirmek üzere Papa'ya yollandı.Zgromadzono ich w honorowym sektorze, aby mogli bezpośrednio zamienić kilka słów z papieżem.
Bu yollar, bölgenin ana ticaret hatlarını oluşturmaktadır.To one nakreśliły główne kierunki działań ruchu związkowego.
Bu dört özellik birbiri ile çok çeşitli yollardan etkileşim içindedir.Cały czas opisywana jest ta sama rzeczywistość, jednak z czterech różnych perspektyw.
Çiğneme tütünü en eski tütün tüketim yollarından biridir.Palenie tytoniu jest jedną z najpopularniejszych form palenia.
Deutsche Bahn AG (DB) Almanya'nın demir yolları şirketidir.Deutsche Bahn AG (DB) – niemieckie przedsiębiorstwo kolejowe i logistyczne.
Savaş ve kriz zamanlarında Habbakuk yaşamı yenilemenin çabasını ve yollarını araştırır.W chwilach stresu i napięcia poszukują towarzystwa innych ludzi.
Likak, Huzistan sınırı yakınlarında, ana yollardan uzakta kurulmuştur.Budynek znajduje się na odległym od głównych dróg terenie.
Bir süre sonra grup üyeleri yollarına yalnız devam etme kararı aldılar.Od tej pory mieli o tym decydować sami deputowani.
Nehirler ve denizler, ticaret ve ulaşım için elverişli yollar sunmuştur.Budowane były drogi i linie kolejowe, rozkwit przeżywała flota i handel morski.
Yolları asfaltlanmış, köprüleri yapılmıştır.Przerwane zostały wały, zalane drogi, zniszczone mosty.
Parlamenter demokrasiye bu yolla ulaşılması amaçlanıyordu.Zapewnienie parlamentowi takiej ilości władzy miało na celu stworzyć iluzję demokracji.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.På jorden ger han kungar deras makt och hans beslut anses oföränderliga.
Başka ülkelerdeki film endüstrileri sessiz filmlere ses eklemenin başka yollarını buldular.Filmindustrin i andra länder hittade på andra sätt att ge ljud åt stumfilmer.
Kum, bazen oyuncunun ilerlemesi için yeni yollar açar.Sand öppnar ibland upp nya vägar för att tillåta spelaren att fortskrida.
Çiğneme tütünü en eski tütün tüketim yollarından biridir.Att tugga tobak är ett av de äldsta sätten att konsumera tobak på.
İdrar yollarında hasar oluşma riski vardır.Risk för halka på vägar.
Dang genellikle başka yollarda yayılmaz.Dengue sprids i allmänhet inte på andra sätt.
Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu.Han flydde återigen, den här gången till Egypten där han hade vänner som skulle skydda honom.
Seekriegsleitung planlama ve deniz yollarında savaşın yürütülmesi ve deniz kuvvetlerinin dağıtımını yönetti.Organisationen ledde planeringen och utförandet av sjökrigföringen och fördelade sjöstridskrafterna.
Geçitlerden eski çağlardan beri yollar geçmiş, son zamanlarda da tren yolları tarafından kullanılmışlardır.Man har under lång tid byggt vägar, och på senare tid järnvägar, genom pass.
Her iki girişte de geniş girişli rampalar ve her iki tarafta yaya yolları vardır.Det finns breda påfartsramper i båda ändarna och gångväg på båda sidor.
Ayrıca doğu ve batıdaki ticaret yolları, madenler ve vahaları kontrol ediyordu.Staten kontrollerade också handelsvägar, gruvor, och oaser i öst och väst.
Orbit, Madonna'ya 13 parçalık bir dijital ses kaseti yolladı.Orbit skickade henne ett Digital Audio Tape-band på 13 låtar.
Bu yasak günümüzde kalkmıştır ancak ucuz yolla yapılan bu tür soju hala yapılmaya devam etmektedir.Även om förbudet hävts så tillverkas billig Soju på detta sätt fortfarande.
Ama kısa süre sonra yolları ayrıldı.Men snart skiljs deras vägar åt.
4'lü yollarına devam ederler.Det finns en väg 4.
3 Aralık 1973 Pioneer 10 Jüpiter'in ilk görümünü yolladı.Den 3 december 1973 tog Pioneer 10 närbilder av Jupiter.
Her zaman onunla çalışmak istemiştim ama yollarımız hiç kesişmemişti.Jag har alltid velat få chansen att jobba med honom men vi har aldrig haft den möjligheten.
Çökahlı yollarından geçiyam..Jag är med hela djefla vägen.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Humant parainfluensvirus leder i vanliga fall till att näsan, halsen och luftvägarna inflammeras.
Aynı şekilde, ölenler de öte-âleme bu yolla göçerler.Också de döda transporteras denna väg.
Sucre duvarı yıkmaya yollanır.Marco bryter igenom muren.
Yolları normal yollardır.Vägen är vanlig landsväg.
Yollar her mevsim ulaşıma açıktır.Flygplatsen kommer att vara öppen under alla årstider.
A1, Zimbabve'nin milli yollarından biridir.Ci Batu Satu är ett vattendrag i Indonesien.
İlçeye giden yollar kapanmaktadır.Fasaden mot gatan är sluten.
Yollar asfalttır.Banorna är av asfalt.
Türk Hava Yolları İstanbul - Isparta arası karşılıklı haftada 6 sefer düzenlemektedir.Turkish Airlines flyger flera gånger i veckan från Istanbul.
Bütün yollar kapatıldı.Därefter upphör alla spår.
Tanrılardan çocuklarını koruması için altın bir post yollamalarını diler.När han söker efter mat (rötter) finner han guld som har placerats där av gudarna för att hjälpa honom.
Bu durumda, tüm bölüm bir sorun olarak kabul edildi bu nedenle sorun bu yolla çözülemedi.I det här fallet ansågs dock hela avsnittet vara ett problem, så det kunde inte lösas på det vanliga sättet.
Antik Roma yolları görünüm.Vägar i det Antika Rom.
Bu en çok idrar yolu ve üst solunum yolları enfeksiyonlarında görülür.Den farligaste formen av infektion sker via luftvägarna.
15 yıl öncesine kadar her kış yollar kapanırdı.De första decennierna var vägen vinterstängd.
Parlamenter demokrasiye bu yolla ulaşılması amaçlanıyordu.Partiet hade som mål att avskaffa demokratin på parlamentarisk väg.
Programın sunucusu Cesar Millan programda sorunlu köpekleri rehabilitasyonu sağlamanın yollarını anlatır.Programmet följer Cesar Millans arbete med hundar med beteendestörningar.
Yollarda bazı kestirmeler mevcuttur.Rälsen finns bevarad på några sträckor.
Ayrı yollara gidip birbirlerinden uzaklaşırlar.De beger sig dit, var för sig.
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.Flera saker uppdagas som visar att saker och ting inte är som de verkar.
"Uzun yolların yolcusu".Den långsamme resenären.
Bağlantı yolları için 10.000 ağaç söküldü.Den är utrustad för anslutning av 10 linjer.
Konstantinopolis, önemli doğu-batı ve kuzey-güney ticaret yollarının üzerindeydi.Nürnberg låg vid korsningen av en öst-västlig och en nord-sydlig handelsväg.
Ulaşım yolları tümüyle bozuk bir haldeydi.Handelsvägar blev osäkra.