Mahallenin yolları çok iyi değildir.De wegen naar de plaats zijn zeer slecht.
"Drama Yolları".Marsch voor piano".
Bu gibi yollar hemen hemen duruk yollar veya duruğumsu yollar olarak da adlandırılır.De vaarstroken van deze routeringssystemen worden verkeersbanen of clearways genoemd.
Malatya İl YollarıBirmaspoorweg Ledoweg
Bunun üzerine çok ağır sözlerle dolu mektuplar yolladı.Daarom verstuurde hij diverse brieven met valselijke beschuldigingen.
Birlikte bağdan kurtulurlar ve yolları ayrılır.Deze weigert en hun wegen scheiden.
Yolları bozuktur, ulaşım güçlükle sağlanmaktadır.De wegen waren in slechte staat en de bevoorrading zou moeilijk verlopen.
Bu yolların düzeltilmesi için çabalar sürdürülmektedir.Er lopen projecten om dit te saneren.
Yollarda barikatlar kurulacağı duyuruldu.De straat is verkeersluw ingericht.
Bu yollar aynı zamanda haberleşme ve iletişim için elzem olmuşlardır.Dit blijkt tijdens de communicatie en interactie.
Bir süre Hızır ile yollarını ayırmıştır.Hierop scheiden hun wegen een tijdje.
Program, 1977'de uzaya yollanan Voyager 2 ve Voyager 1'le başlamış olup bugüne kadar devam etmektedir.In de zomer van 1977 werden Voyager 1 en Voyager 2 kort na elkaar gelanceerd.
Diğer teorisyenler aynı şeyi çeşitli yollarla ifade etmiştir.Verschillende schrijvers hebben hem op verschillende wijzen verklaard.
Geceydi ve yollarda kimsecikler yoktu.Er waren geen brede toegangswegen en geen ringwegen.
Yolların koruyucu ruhudur.De straat is beschermd erfgoed.
Hakkâri İl Yolları ^ Karayoları Genel Müdürlüğü 2016 verileriPersoonlijke website voor de presidentsverkiezingen in 2016
Tuco'yu trenle başka bir şehre yollar.Paco gaat met zijn vader op pad met de auto.
Halen yolları orman yoludur ve asfaltlanmamıştır.De wegen zijn vrij van asfalt en er zijn geen stoepranden.
Doktor, hepsini ölü uzaya yollar.Het is het vervolg van Dead Space.
Tarikat, Allah'a ulaşma ve onu tanıma yollarından her biridir.Want God zal ieder mens rekenschap vragen van zijn daden en dan volgt het oordeel.
Yollar: Belirli bir yolu izlemesi istenen nesneler için yollar tanımlanabilinir.Hierdoor is bij een mens gemakkelijk waar te nemen in welke richting hij kijkt.
Çoğu yerde bisiklet yolları mevcut.Op diverse plaatsen zijn fietsenstallingen geplaatst.
Bu yasa yeni AYY'yi Uzaya Yollama Sistemi (Space Launch System) olarak adlandırdı.Deze serie raketten heet het Space Launch System (SLS).
Diğer önemli karayollar A467, A4045 ve A449 olup güney-kuzey eksenli cift seritli yollardır.Tegenwoordig volgen de interlokale wegen A417, A419 and B4000 het grootste deel van het traject.
Omnibus viis Romam pervenitur Tüm yollar Roma'ya çıkar.Alle wegen leiden naar Rome of: Vele wegen leiden naar Rome.
"Her şeyden önce, ağabeyim Tucker'a selam yollamak istiyorum ve sonra..."Jantje moest pastoor Van Houtert de groeten doen en Mgr.
19. yüzyılın başlarında, Alman yolları dikkat çekici derecede bozulmuştu.In het begin van de negentiende eeuw was het wegennetwerk in Duitsland erg slecht.
Ama çaresizlik seni o kötü yollara sürüklüyor.Zijn opmars werd verder vertraagd door de modderige wegen.
Örneğin kar yolları kapattığında kolaylıkla açabilmektedirler.Zo zijn er sneeuwschuivers die de wegen sneeuwvrij moeten houden.
"İsviçre'nin etrafında sürekli yeni demiyolları yapılıyor ve bu yollar ülkemize doğru yaklaşıyor.Vanuit deze wegen zijn het gehucht Einde en het dorp Swalmen te bereiken.
Sapıkça yollardan zevk alıyor.Het is vooral bekend van de hit I like the way.
Biz bunların 6 farklı yolla yapıldığını bilinmektedir.Het voertuig wordt in zes verschillende uitvoeringen geleverd.
Google'ın arama sonuçları bu yolla defalarca kez suistimal edildi.De internetzoekmachine Google is vernoemd naar dit getal.
Pek çoğu sonradan teşekkür mesajları yolladı.Hierna werden haar talloze scripts aangeboden.
Vali bundan sonra kendini yollara vurur.Daarop schiet Boss ook hem door het hoofd.
Demir yollarının babası olarak da bilinir.Dit wordt voor de Duitse spoorwegen ook wel de Reichsbahnzeit genoemd.
Dışarı boşalma cinsel yolla bulaşan hastalıklara (CYBH) karşı koruma sağlamaz.Hierbij wordt gecontroleerd of er geen sprake is van een seksueel overdraagbare aandoening (SOA).
Demir yollarının şehir dışına taşınması için çalışmlar yapılmaktadır.Ten behoeve van de bewegwijzering wordt gebruikgemaakt van stadsroutes.
Yollar tamam haldedir ve sorunsuzdur.De weg is en blijft goed.
Bütün yollar Roma'ya çıkar.Alle wegen leiden naar Rome.
Kadınları konuşturma yollarına sahibiz ama onları susturmak için hiçbir şeyimiz yok.We hebben manieren om vrouwen te laten praten, maar we hebben niets om ze te laten zwijgen.
Şahin, 1998 yılında yasa dışı yollar ile Hollanda'ya gitmek zorunda kalmıştır.Şahin moest in 1998 illegaal naar Nederland.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.ERT (Earth Received Time) – czas odbioru sygnału na Ziemi.
Paragraf 2de verilen diğer kurallar bu yolların numaralanmasında uygulanmıştır.Pozostałe zasady punktu 2 są dla tych dróg zachowane.
Onları yollarda karşıladı.Spotkałem ich w drodze.
Bütün yollar kapatıldı.Wszystkie wyjścia były zamknięte.
Her zaman onunla çalışmak istemiştim ama yollarımız hiç kesişmemişti.Wiedział o mnie, ale nasze drogi nigdy się nie skrzyżowały.
Göç yolları bu türün yaşadığı bölgeleri Afrika ve Hindistan'a kadar uzatır.Trasy migracji rozciągają zasięg tego gatunku na wiele rejonów Afryki i Indii.
Bu yolla saat, mobilya, radyo gibi tüketim malları bolca üretildi.Dobra konsumpcyjne takie jak zegarki, meble czy radia były wręcz produkowane w nadmiarze.
Fakat sonunda yolları ayrıldı.W końcu ich drogi się rozeszły.
İki farklı birey aynı bilgiye sahip olsalar dahi bunları yorumlama yolları yanlı olabilir.Nawet jeśli dwie osoby otrzymają tę samą informację, mogą ją interpretować w różny sposób.
Seni hiçbir yere yollamıyoruz.Nigdzie się nie ukryjesz.
Birincisinden (Yalakdere Havzası) Karamürsel-İznik, ikincisinden de Yalova-Orhangazi yolları geçer.(Who's There?), Podróż do wnętrza komety (Into the Comet) oraz U progu raju (Before Eden).
Yaklaşık olarak, dünyada 420,000,000 kg/yıl bu yolla üretilmektedir.Około 420 tysięcy ton rocznie jest produkowane tą metodą.
Yolların güvenliğini sağlar.Dbał o bezpieczeństwo na drogach.
Bazıları Schalburg Kolordusu'na yollandı.Rekrutowali się oni w większości z Korpusu Schalburga.
Kloroasetik asitin endüstriyel üretimi iki yolla gerçekleştirilir.Kwas chlorooctowy otrzymywany jest na skalę przemysłową dwoma sposobami.
Dünyanın en önemli su yolları arasında yer alır.Jedna z najważniejszych dróg wodnych świata.
Karakterler, adadan kaçmaya çalışmanın yollarını aramaktadırlar.Ten wyjaśnił jej, że poszukuje magicznego sposobu ucieczki z wyspy.
"Uzun yolların yolcusu".Spichlerz "Długa droga".