İkilinin yolları ayrıldıktan sonra Jill tekrar Nicholai ile karşılaşır.Zwei Wochen nach der Rückkehr von der Hochzeitsreise trifft sich Hendrik bereits wieder mit Juliette.
Yolları çok dardır.Die Rute ist lang.
1923 yılında elektronların izlediği yollar üzerine 2 makale çıkardı.1923 wurde auf den beiden elektrischen Strecken ein Taktverkehr eingerichtet.
Bu yollar, bu tertipler ne emeklerle bu hâle geldi?Und was glaubst du nun wohl , was diese Fackeln eigentlich waren?
Karanlık enerjinin varlığı başka yollarla da anlaşılmaktadır.Die anregende Energie kann auf unterschiedlichen Energieformen zur Lichtquelle führen.
Ancak ikili 2000 yılı sonlarında yollarını ayırdı.Wenn man über die gleichen Witze wie vor 2000 Jahren lacht.
Bunun üzerine Hera, ineğe dönüşmüş İo'yu sürekli rahatsız etmesi için bir at sineği yollar.Der befreiten Io sandte Hera eine Rinderdassel, die sie unablässig verfolgte und durch die ganze Welt trieb.
İkisi de kısa bir konuşma yaptıktan sonra yollarına ayrılırlar.Danach verlassen beide die Wohnung, nach einer kurzen Unterhaltung trennen sie sich.
Bunlara bağlı küçük taksi yolları da inşa edilecek.Dazu werden die untertägigen Grubengebäude miteinander verbunden.
Kendini radikal yollarla kadın haklarına adamıştır.Sie setzte sich, teilweise mit radikalen Mitteln, für die Frauenrechte ein.
İrini ve Anna Kecharitomene manastırına sürgüne yollanmıştır.Anna und Irene werden in ein Kloster verbannt, ihr Vermögen eingezogen.
Bu engebeli arazi, yolların virajlı ve bozuk olmasına neden olup mahalledeki ulaşımı zorlaştırmaktadır.Anwohner und Passanten fühlen sich durch den Lärm und die Störung des Verkehrsflusses belästigt.
SMS mesajları yollayabilir.Nur Textnachrichten möglich.
Mahalleye ulaşımı sağlayan yol Toprak ancak bazı köyiçi yollar betondur.Ansonsten wird die Verbindung zu den benachbarten Kreisen nur über teils schlechte Landstraßen hergestellt.
Bu havalimanı, Azerbaycan Hava Yolları şirketinin merkezidir.Der Flughafen ist das Drehkreuz für die staatliche Gesellschaft Azerbaijan Airlines.
Köle temini çeşitli yollarla yapılırdı.Es gab verschiedene Wege der Versklavung.
Cesedi bir araba ile Rusya'ya yollandı.Er wird in einem Wagen nach Rom geschafft.
28 Temmuz 1794'te Robespierre ile birlikte giyotine yollandı.Sie wurde am 17. Juni 1794 in einem roten Hemd zum Schafott gefahren.
Hatta parlamentodan kurtulmanın yollarını aradı.Notfalls griff sie zum Mittel der Parlamentsauflösung.
Ödeme için çeşitli yollar düzenlenmiştir.Mehrere Wege wurden mittels des Ruhrgeldes gebaut.
Yolların koruyucu ruhudur.Das Oberbild ein Schutzengelrelief.
Haritadaki büyük çizgiler yolları temsil ediyor.Les grosses lignes sur la carte représentent les routes.
Buzlu yollarda dengemizi bulmamız zor.C'est difficile de garder notre équilibre sur des routes gelées.
Yollar kaygandı, arabalar yavaşladı.Les routes sont glissantes, les voitures ralentissent.
Bu ülkenin yolları dünyanın en tehlikelisidir.Les routes de ce pays sont les plus dangereuses du monde.
Bunu size kim yolladı?Qui vous a envoyé ça ?
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.Entrez dans la terre sainte qu'Allah vous a prescrite.
Whitman muhtemelen yollayanın Poe'nun kendisi olduğunu bilmiyordu ve yanıt vermedi.Whitman peut ne pas avoir su qu'il était de Poe lui-même et ne répond pas.
Yollarını sadece iki mum aydınlatmaktadır.Seules deux bougies éclairent leur parcours.
Dağlar birkaç yolla karakterize edilebilir.Les montagnes peuvent être caractérisées de plusieurs façons.
Radames'in Nubiyalı hizmetçisi Mereb, Mısır'da hayatta kalmanın yollarını öğrenmiş bir genç erkektir.La servante nubienne de Radames, Mereb, est une jeune femme qui a appris les astuces pour survivre en Égypte.
İlkbaharda kayak, kraterin ağzı çevresinde kısa yollarda mümkündür.Au printemps, le ski est possible sur des liaisons courtes autour du bord du cratère.
Bir bildiride CIA'nin araç kontrol sistemlerine bulaşma yollarını araştırdığı bildirildi.Un document montrerait que la CIA a recherché des moyens pour infecter les systèmes de contrôle de véhicule.
Bu yasak günümüzde kalkmıştır ancak ucuz yolla yapılan bu tür soju hala yapılmaya devam etmektedir.Bien que l'ère de la prohibition soit maintenant révolue, le soju bon marché continue d'être fait ainsi.
Bormann ve Stumpfegger, Stettiner istasyonuna doğru demiryolu yollarını izledi.Bormann et Stumpfegger partirent vers le nord-est en direction de la gare de Stettin.
Aykırı yayın yapanlar sansürlenir, kapatılır veya başka türlü yollarla engellenmeye çalışılır.Ils grimpent, sautent ou se poursuivent les uns les autres.
Themalar, buna güçlü bir şekilde cevap verip Thomas'a katılacak 350 gemilik bir filo yolladılar.Les thèmes répondent énergiquement et envoient leurs escadres comprenant 350 navires.
Vader onu bir göreve daha yollar.John eut lui une autre mission à remplir.
Konstantinos'un kesik başı Mihail'e gönderildi, oda onu Abidos'ta bulunan Thomas'a yolladı.La tête tranchée de Constantin est envoyée à Michel qui l'envoie alors à Thomas à Abydos.
Zeus Hermes'i yollayıp Argos'u öldürtür.Zeus envoie Hermès tuer Argos, et délivrer Io.
Daha sonra Ben, kelepçeyi aktif eder ve Doktor'u bilinmeyen bir noktaya yollar.Moi active alors le bracelet de téléportation, en envoyant le Docteur dans un lieu inconnu.
3 Aralık 1973 Pioneer 10 Jüpiter'in ilk görümünü yolladı.3 décembre 1973 : Pioneer 10 envoie les premières images de Jupiter en gros plan.
1351 yılında Konstantinopolis'e yollandı.En 1351, il est envoyé à Constantinople.
Whitman ile Poe'nun yolları ilk defa Temmuz 1845'te kesişti.Whitman et Poe se croisent pour la première fois à Providence en juillet 1845.
Bizanslılar, 14 gemilik bir filoyu Rusların dağınık monoxyla filosunu takip için yollamışlardır.Les Byzantins lancent un escadron de 14 navires à la poursuite des monoxyles dispersés des Rus'.
1987'de ayrı yollardan devam etmeye karar verdiler ve αlabay, düzenli müzik yapmaya başladı.En 1987, ils se séparent, et αlabay commence à faire de la musique structurée.
1997 yılında Cannibal Corpse ile çeşitli yollarla irtibata geçti.En 1997, il est approché par Cannibal Corpse par l’intermédiraire de plusieurs contacts.
Genetik çeşitliliği belirlemek ve ölçmek için birçok farklı yollar vardır.Plusieurs façons de mesurer la diversité génétique existent.
Bu durumda, tüm bölüm bir sorun olarak kabul edildi bu nedenle sorun bu yolla çözülemedi.Dans ce cas, tout l'épisode est considéré comme un problème et ne peut donc pas être réglé de cette façon.
Onu ve kardeşi "Poke"'yi "düz yüzlü, balon gözleri ve kısa kuyruğu olan" anne normal yolla doğurmuş.Elle et son frère Pokey sont nés de parents normaux avec une tête plate, des yeux ronds et une queue courte.
Her yöne yayın: Bu yöndemde, her mesaj ağdaki tüm makinelere yollanır.Broadcast : Dans ce système, chaque message est envoyé à chaque machine qui se trouve sur le réseau.
1980'lerde HIV'in hangi yollarla bulaştığı tam olarak anlaşılamamıştı.Les moyens de propagation du VIH ne sont pas entièrement compris dans les années 1980.
Zafer Yolları dört Fransız askerinin hikâyesinden esinlenmektedir.Le documentaire se base sur quatre témoignages de soldats français.
John Titor'un yazılarını yolladığı asıl forum.Plusieurs sites référencent la totalité des écrits de John Titor.
Yollarıma çember leyin bırakırdı kızlar.Les Allemands évacuent le Chemin des Dames.
Bu kişiler yollarına çıkan otomobillere taş ya da gübre atmaktan çekinmezler.Ces derniers n’hésitent pas à lancer des pierres ou du fumier sur les automobiles qui croisent leur chemin.
19. yüzyılın başlarında, Alman yolları dikkat çekici derecede bozulmuştu.Au début du XIXe siècle, les routes allemandes se trouvaient dans un état de délabrement important.
Bütün yollar kapatıldı.Toutes les trois voies fermées.
Sonra yolları ayrıldı.Leurs chemins se séparent ensuite.
İki farklı birey aynı bilgiye sahip olsalar dahi bunları yorumlama yolları yanlı olabilir.Même si deux individus détiennent la même information, la façon dont ils l'interprètent peut être biaisée.