Ana içeriğe geç
Sözlük

yolda ile cümle

yolda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Botlardan biri yolda kayboldu.One of them perished on the way.
Cassius, Sezar tarafından yolda yakalandı ve kayıtsız şartsız teslim olmak zorunda bırakıldı.Cassius was overtaken by Caesar en route, and was forced to surrender unconditionally.
Bu canavar grubun kurbanları arasında Yoldaş A.A. Zhdanov ve A.S. Shcherbakov vardı.Among the victims of this band of inhuman beasts were Comrades A. A. Zhdanov and A. S. Shcherbakov.
Mareşal Konev telefonda şöyle diyordu, "Endişeye gerek yok Yoldaş Stalin.Konev wired: "There is no need to worry, Comrade Stalin.
Reklam panoları yoldan geçen sürücüler ve yayalara büyük reklamlar sunar.Billboards present large advertisements to passing pedestrians and drivers.
Frodo, Gollum'un gizli bir yoldan Mordor'a girme önerisini kabul etti.Gollum tells them of a secret entrance to Mordor.
Kasım 1854'te Markham, Kraliyet Coğrafya Kurumunun yoldaşı seçilmişti.In November 1854 Markham had been elected a Fellow of the Royal Geographical Society.
Elektrik alanlar matematiksel olarak birçok farklı yoldan ifade edilebilir.Electrical fields can be represented mathematically in many different ways.
Shakira ise elinde soğan torbasıyla evine doğru yolda yürüyordur.Oscar tries to walk her home through a short cut.
Seri Angel'ın yeni ortaya çıkmış 'Ölümsüzlük Yoldaşlığı' tarafından kaçırılışını konu alır.The series showed how Angel is kidnapped by the newly formed 'Immortality Incorporated'.
Birdenbire Ermeni haydutlar, Jamil ve Kossar arasındaki yolda onlara saldırdılar.Suddenly, the Armenian soldiers attacked them on the road between the Dzhamilli and Kosalar.
Bunun sonucunda foton tek bir yoldan yolculuk edecektir.Thus the photon has traveled only one route.
Gerekli malzemeler bu yoldan taşınıyordu.The source material came that way.
Yolda umduğunu bulamayıp geriye dönen birçok aile ile karşılaşırlar.And many will follow their licentiousness, and because of them the way of truth will be reviled.
Baskıncılara pusu koran kaçaklar, Şaban'ı vurup kaçarlar ve yolda ayrılırlar.They rioted through the streets, robbing and shooting at the people of Hamelin and one another.
Malzeme bilimde araştırma hareketlidir ve birçok farklı yoldan oluşur.Research in materials science is vibrant and consists of many avenues.
Bu yardımlar yolda herhangi bir yere yerleştirilebilir.They can be installed anywhere in the ground.
Yoldan her geçenden akçe alırmış.A struggle every inch of the way.
Sahne 2: Izmailovların bahçesi Sergei ve yoldaşı Aksinya'yı kızdırıyorlardır.Scene 2: The Izmailovs' yard Sergei and his comrades are sexually harassing Aksinya.
Güneyli Yazarların Yoldaşlığı.The Fellowship of Southern Writers.
İsrail Ori, 1711'de İran'dan Rusya'ya geri dönerken yolda Astrahan'da aniden öldü.In 1711 Ori suddenly died in Astrakhan during the return to Russia from Persia.
Yolda eşime çiçek aldım. (ne?)The wife took the flowers to her home.
Yolda Carol, Karen'ı (Melissa Ponzio) ve David'i öldürme gerekçelerini savunmaktadır.Along the way, Carol defends her actions in killing Karen (Melissa Ponzio) and David.
Bu yoldaki ilk gelişme transistörlerin gelişiyle başladı.The first such improvement came with the advent of the transistor.
Ama onlar ve yoldaşları Tol-in-Gaurhoth'a hapsedilir.They are imprisoned in Tol-in-Gaurhoth.
Bu alandaki bilgileri onun 1983 yılında AIDS virüsünün keşfine giden yolda yardımcı oldu..Her knowledge in this field led her to discover HIV in 1983 as the origin of the disease.
917 yılındaki zaferleri takiben, Konstantinopolis'e giden yolda artık engel kalmadı.Following the victories in 917, the way to Constantinople lay open.
Binlerce kuş olarak çıktıkları yoldan sadece otuzu Simurg'un dergâhına varabilir.Finally, only thirty birds make it to the abode of Simorgh.
Sıklık bozağını çıktıktan sonra sağ tarafa ayrılan yoldan gidilir.Towards the right stalling will decrease whereas it will increase towards its left.
Daha sonra meleğin yolda trafiğe takıldığını görüyoruz.Then we saw someone lying on the road.
Rachel'in 375 numaralı yoldan görünüşü.Lloyd's List №5075.
Fakat yoldaki karışıklık dolayısı ile, bir gün geç ulaştı.After another day's travel they reached it.
Virüsler akciğere birkaç farklı yoldan ulaşabilir.Viruses may reach the lung by a number of different routes.
Filistinliler, Tel Aviv’le Kudüs’ü birbirine bağlayan, 443 nolu yoldaki İsrailli araçları taşladı.Palestinians stoned Israeli vehicles on Route 443, a main highway connecting Tel Aviv and Jerusalem.
Daha farklı bir yoldan yürüyoruz." demiştir.He's taken a very different path".
40 yıl boyunca Hoca'nın arkadaşı ve en yakın yoldaşıydı.For 40 years Hoxha was Shehu's friend and closest comrade.
Son soygun gerçekten de orada gerçekleştiğinde Hamilton ve Parker yoldadırlar.Hamilton and Parker are en route when the final robbery occurs.
Kerouac'ın Yolda romanının ilk Britanya baskısının kapağını hazırladı.He illustrated the British first edition cover for Kerouac's On the Road.
Ancak yolda Gigis Tudo'ya aşık olmuş, Tudo'da Gigis'in davranışını Sadyates'e şikayet etmiştir.On the way Gyges fell in love with Tudo, who complained to Sadyates of his conduct.
Ancak, yolda hava birdenbire değişti.But the atmosphere changed all of a sudden.
Yolda, kız kardeşlerinin Ejderhaların Efendisi ile evli olduğunu keşfeder .On the way, he discovers that his sisters were married to the Lords of Dragons, Hawks and Eagles.
İnsanoğlunu yoldan çıkaran ve kötülüğün simgesi olan varlık.When a man is unregenerate, it is his essence that sins and does evil.
Yaşlı Vanger dileğinin gerçek olması için iyi ve düz bir yolda ilerledi."Old Vanger has a nice straight line, and he gets his wish."
Bunlardan birini Zümrüdüanka Yoldaşlığı hareketi sırasında Sturgis Podmore'dan ödünç almıştır.One of these was borrowed by Sturgis Podmore in the course of work for the Order of the Phoenix.
Yolda Sabretooth onlara saldırır.Sabretooth killed her.
Yolda bir İngiliz’le karşılaşır.A young Englishman arrived with a guide.
Yolda giderken kocası delirmiştir.He became ill on the journey.
Ama bu yolda ilerliyoruz." dedi."We are moving in the right direction".
Bu yolda yeni yol arkadaşlarıyla tanışacaktır.He meets lots of new friends on the way.
Etimesgut ve Sincan ilçeleri de kısmen bu yoldan yararlanmaktadır.Specific enemies and bosses in general can utilize this as well.
Kombinasyonun sonucu olarak soğuk kırmızı devasaya sıcak küçük yoldaşı eşlik eder.This combination is the result of a cool red supergiant accompanied by a smaller, hotter companion.
Bu yolda, okuldan arkadaşı Nihan'ı (Açelya Topaloğlu) da kendine ortak eder."Дар донишгоҳи омӯзгорӣ 90-солагии собиқ ректорро таҷлил карданд". faraj.tj.
Zaman ilerledikçe doğru yolda olduğumun işaretleri belirdi.MNA started to see they were on the right track.
Yolda gördüğü insanlara yardım eder ve onların ihtiyaçlarını karşılar.Meeting the person that can help them in their journey.
Ancak yolda başlarına gelen aksi tesadüflerle kendilerini bir anda çölün ortasında bulurlar.When they are allowed to see again, they are in the middle of the desert.
Müzik, insanları kendileri hakkında belli bir yolda hissettirmek eğilimindedir.Space designed to make people feel a certain way.
Sabaha karşı Gage geri döner, bu sırada Rachel yoldadır.When Rachel Summers travels backwards in time to the present, he follows Rachel.
Çok zor çalışıyor.Çoğu zaman Aileyi Yolda Bırakır.His family is heavily involved in his career and he often takes them along on the road.
“Doğru Davranış” anlayışı; öldürmekten, hırsızlıktan ve doğru yoldan çıkmadan uzak durmayı önerir.Namely Killing, Stealing, Lying, Unchastity (like Sexual Misconduct) and Possessiveness or Greed.
İşbirliği yaptığı yankesici kız onun kısa yoldan para kazanmasına sebep olacaktır.A lack of sponsorship would cost her the ride.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod