Ya yarı yoldayken feneri söndürürsen ne olacak?’ der.ברגע שאהיה בחצי הדרך אתה תכבה את הפנס!".
15 Mayıs'ta, üç yoldaşı ile idama mahkum edildi.ב־15 במאי הוא נידון למוות, יחד עם שלושה מחבריו.
Ama bu yolda ilerliyoruz." dedi.אני אראה אותך בהמשך הדרך".
Rachel'in 375 numaralı yoldan görünüşü.מבוא ראבי"ה עמ' 375.
Yolda eşime çiçek aldım. (ne?)נהגת להביא פרחים לאשתך.
Yolda başlarına kötü olaylar icra eder.פאתו הצרה פונה אל הכביש.
Serisinin beşinci filmi Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı 2007'de yayınlandı.הסרט החמישי של הארי פוטר, הארי פוטר ומסדר עוף החול, יצא לאור בשנת 2007.
Giderken yolda bir çocuğa rastlar.בעודו היה ילד התחיל במסעו בעולם.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.אתה חייב להאמין בעצמך, אתה טוב יותר מהחרא השחור הזה."
Bir gün yolda gidiyordum, bir köpek gördüm.בדרך ראיתי כלב."
Aslında iletişim kurmaya çalışıyoruz, ama yolda bir yerde galiba birilerini kızdırmışız.ניסיתי לעשות אותה פיסולית, אבל בעצם נדחקתי לפינה.
Burada, gelecekteki siyasi yoldaşı Selahaddin Bitar ile tanıştı.מאוחר יותר הצטרפה מפלגת עתיד, שהתפלגה מ"יעוד".
Ama William Barry onu durdurur ve "Hayır, değişti, bu yoldan gideceğiz." der.ג'יימס איהא הגיב בנושא: השינוי הגדול היה שבילי חדל להתנהג כמו אומר "אני אעשה את זה, אני אעשה את ההוא".
Tam beş saattir yoldayız, ama hala Vize ve kalesi gerimizde görünüyor.כעבור 15 שנה גורשו הנותרים, אולם עם הזמן שבו לעיר.
Yolda 15.000 Yahudi öldü.בקהילה היו אז 15,000 יהודים.
Adını yakınındaki bir yoldan almaktadır.מאוחר יותר נקרא הרחוב הסמוך על שמו.
Gerekirse oral veya rektal yoldan tedaviye devam edilir.אם הרופא נחשף לאלימות מילולית או פיזית הוא רשאי להפסיק טיפול בעניין של הפונה.
Asla yoldan ayrılma.נמנע מלצאת אל הרחוב.
"Nur Yerlitaş: Yolda suratıma tüküren oldu!".השמש קפחה על פנינו..."
Kurtuluş Yoldaşları nişanı sahibidir.היה בעל הסמכה לרבנות.
Bir tam saldırı ağacı, saldırı hedefine ulaşan yüzlerce veya binlerce yoldan oluşabilir.אם הם מצליחים לבצע את הפשע, אז מאות או אפילו אלפי אנשים ימות.
Botlardan biri yolda kayboldu.אחד הטנקים התהפך בדרך.
Mareşal Konev telefonda şöyle diyordu, "Endişeye gerek yok Yoldaş Stalin.מאמן הלייקרס, ג'ון קונדלה, שיבח את ראסל באומרו: "אנחנו לא מפחדים מהסלטיקס ללא ביל ראסל.
Bu yolda Adnan Bey'in uzaktan yeğeni Behlül Haznedar ile tutkulu bir ilişki yaşar.בינה לבין בהלול, אחיינו של אדנן, מתפתח רומן.
Yoldan her geçenden akçe alırmış.הוא השליך לרחוב מכל הבא ליד.
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.נלסון מקבל בקשר הוראות לאיזה שדה להגיע.
Yolda İzlandalı Oli'yle tanışırlar.בטיול הם פוגשים את אולי, תרמילאי מאיסלנד.
Yolda bir çiftlik satın alır ve buraya yerleşirler.ביאטריקס קונה חווה באזור האגמים ועוברת לשם לגור ולהמשיך בעבודתה.
Tom yolda.טום בדרך.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Тези антибиотици често се прилагат интравенозно и се използват в комбинации.
Yolda eşime çiçek aldım. (ne?)Цвети Цветков (вляво от него).
Bunun için de yoldan giden insanları aldatıp, onun boynuna biner.Това отслабва племенната им общност.
Altuntaş, savaşta aldığı yaralar sebebiyle yolda öldü.Умира по пътя за Африка от раната, която имал.
Virüsler akciğere birkaç farklı yoldan ulaşabilir.Вирусите могат да достигнат до белия дроб по много различни пътища.
Çünkü araç bazı kazalarda yoldan çıkarak devrilmişti.Бил е предвиден за движение на автомобили при аварийни случаи.
Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam.Започне ли веднъж по този път, няма връщане назад.
Shakira ise elinde soğan torbasıyla evine doğru yolda yürüyordur.Междувременно Тезей се прибира с венец на главата.
Yolda heyete daha fazla İspanyol katıldı.Част от шпангоутите е усилена.
Yolda tuhaf küçük bir kızın yanından geçiyorlar.Пред странника изниква малка кръчмица край пътя.
Ona bu yolda yardım eden arkadaşı ise sihirli kılıcıdır.Принцът успява да премине с помощта на вълшебния меч.
Bu olay ile ilk defa Güney Kore'de iktidar ile muhalefet barışçıl bir yoldan el değiştirmiş oldu.По този начин бе възможно за първи път в Сеул, Южна и Северна Корея да застанат „ръка за ръка“ един до друг.
Tam beş saattir yoldayız, ama hala Vize ve kalesi gerimizde görünüyor.Раздадени са петдневни запаси, а обозите е предвидено да останат зад река Вит.
Marsis'e iki farklı yoldan erişilebilir.Монси може да избира между два маршрута.
Aslında yoldan gördüğünüz sadece ormanın çok küçük bir parçasıdır.От някога гъстите гори е останала много малка част.
Çok zor çalışıyor.Çoğu zaman Aileyi Yolda Bırakır.Тъй като баща му трудно си намира работа, семейството пътува често.
Mahalleye iki adet yoldan ulaşım imkânı vardır.До хижата може да се достигне по два начина.
Bunun yanında yoldaşı kara panter Guenhwyvar'ı çağıran siyah bir heykelciği vardır.Isto tako ima i magičnu crnu figuru kojom poziva veliku crnu panteru Guenhwyvar.
Ya da daha önceden algılanmıştır, birincil olarak ya da dolaylı yoldan (bir başkasının betimlemesiyle).Igra se igra ili iz prve pobijeđene ili do određenog broja pobjeda (najčešće tri).
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Ovi se antibiotici često primjenjuju intravenski i u kombinaciji.
Virüsler akciğere birkaç farklı yoldan ulaşabilir.Virusi do pluća mogu doprijeti različitim putovima.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Burton je ispao kroz prozor, pao ispod autobusa i autobus ga je prikliještio.
Giderken yolda bir çocuğa rastlar.S obitelji se kao dječak našao na Križnom putu.
Yolda da bibirileriyle karşılaştıklarında, "Biz Bahaddin'e sığınacağız, onun için bu tarafa gidiyoruz" derler.Pa ako oni ne pristanu, vi recite: "Budite svjedoci da smo mi muslimani!"
Küçük kıza, yolda durmamasını tembihler.Majka joj je rekla da se na putu ne smije zaustavljati.
Tam beş saattir yoldayız, ama hala Vize ve kalesi gerimizde görünüyor.Bezvižni boravak u državi traje pet dana, uključujući i dan dolaska i odlaska.
Ancak yolda başlarına gelen aksi tesadüflerle kendilerini bir anda çölün ortasında bulurlar.Istina je po svojoj prilici negdje u sredini.
40 yıl boyunca Hoca'nın arkadaşı ve en yakın yoldaşıydı.On je Estragonov najbolji prijatelj i druže se cijeli život.
Köye ulaşım taş yoldan yapılmaktadır.Napredak grada ovisio je o Putu.
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.Ovaj drugi jasno pokazuje kojim putem je htio krenuti.
Her iki yolda asfalttır.Moguća je vrtnja u oba smjera.