Cassius, Sezar tarafından yolda yakalandı ve kayıtsız şartsız teslim olmak zorunda bırakıldı.Na tom putovanju Kasija je presreo Cezar koji ga je prisilio na bezuvjetne predaju.
Yoldaki İşaretler.Putovi pored znakova.
Ama ondan önce, 1931 kışında yolda geçen 6 haftada bir ömür yaşadım.U Istru 1961 je prešao u zimskom prijelaznom roku 2008. godine.
İki yolda yaklaşık 2 saat sürer.Trenutno traju radovi na dvjema obilaznicama.
Yolda 100,000 kişi Best'e eşlik etti.Povorku je uživo pratilo gotovo 100 tisuća ljudi.
Yoldan geçenleri gözlüyordu.Budno se stražarilo nad Putom.
22 Mart 3019: Frodo ve Sam, yoldan ayrılarak doğuya yöneldi.22. rujna: Sam slijedi Froda preko Mora.
Aslında iletişim kurmaya çalışıyoruz, ama yolda bir yerde galiba birilerini kızdırmışız.V skutočnosti sa snažíme komunikovať, ale niekde v procese sme, zdá sa, naštvali veľa ľudí.
Aynı zamanda gerçekten yoldan çıkmış ve kaybolmuştur.A zneužívaný aj skutočne bol.
Büyük olasılıkla, üç yoldaş, yerliler tarafından öldürüşmüştü.Všetkých desať členov bolo zabitých domorodcami.
Cassius, Sezar tarafından yolda yakalandı ve kayıtsız şartsız teslim olmak zorunda bırakıldı.Na ceste bol dostihnutý Caesarom a prinútený bezpodmienečne sa vzdať.
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.Krajina ešte nevedela, na ktorú stranu sa pridá.
Fransız Devrimi kıvılcımı bu yoldaki ilk önemli ve radikal bir karardı.Francúzska revolúcia znamenala radikálne a definitívne ukončenie vzostupu.
Gidilen o yolda kaderi de yenmez mi?Bude to mať zmysel stratiť život takouto cestou?
Fakat yolda Suriye'ye geldiği zaman humma hastalığına tutulmuştur.Cestou však ochorel na maláriu.
Bu yardımlar yolda herhangi bir yere yerleştirilebilir.Konštrukcia môže byť postavená na akomkoľvek teréne.
Yolda heyete daha fazla İspanyol katıldı.Neskôr sa pridala i španielčina.
Bu işlem yolda bir adres arayan yolcu gibi düşünülebilir.S podobným ladením sa počítalo u adresáta.
Kurtuluş Yoldaşları nişanı sahibidir.Je držiteľom vyznamenania Za zásluhy o výstavbu.
Tam beş saattir yoldayız, ama hala Vize ve kalesi gerimizde görünüyor.Tu zotrvali 5 dní, ktoré využili na obstaránie dreva a vody.
Parsifal yolda iken Titürel ölmüştür.Na spiatočnej ceste do Perzie však zahynul.
Zümrüdüanka Yoldaşlığı üyeleri kişinin kendi isteğine bağlı olarak seçilir.Hovoríme, že mocninový rad sa dá derivovať člen po člene.
Gastrointestinal yoldan emilemez.Cyklotrasa tadiaľ nevedie.
Kuvvetten kazanç sağlanırken yoldan kayıp vardır.Z vopred prehratých bitiek robí víťazstvá.
Eğer bir yol diğer yoldan daha iyiyse, iyi olan yolu seçmek akılcıdır.Pokiaľ potrebujeme presný výsledok je výhodnejšie použiť iné metódy.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Ti antibiotiki se pogosto dajejo intravensko in v kombinaciji.
Virüsler akciğere birkaç farklı yoldan ulaşabilir.Virusi lahko pridejo v pljuča po številnih različnih poteh.
Adını yakınındaki bir yoldan almaktadır.Ime je dobil po otočku v bližini.
Giderken yolda bir çocuğa rastlar.Na poti najde mrtvega človeka.
Bir kuvvetin bir işi yapması izlediği yoldan bağımsız ise böyle kuvvetlere konservatif kuvvet denir.Če je delo, ki ga sila opravi na zaključeni poti, enako nič, pravimo, da je sila konservativna.
Onu hapishaneye götüren araç yolda bir arabaya çarpar.Zbudi ga policist, ki ga z avtomobilom odpelje do hiše.
Üç yabancı yolda ilerlemeye devam ederken pin-up maskeli kadın "Gelecek sefer daha kolay olacak." der.Tujci se odpeljejo in tretja tujka reče ''drugič bo lažje''.
Son soygun gerçekten de orada gerçekleştiğinde Hamilton ve Parker yoldadırlar.Po postanku sta se za vodstvo potegovala Raikkonen in Hamilton.
İki yolda yaklaşık 2 saat sürer.Približno 2 uri potrebuješ, da ga obkrožiš peš.
Yoldaşlık İngiltere'nin en iyi seherbâzlarından ve saygın büyücülerinden oluşmuştur.Je ena najstarejših čistokrvnih čarovniških družin v Veliki Britaniji.
Oral yoldan kullanılır.Uporablja se peroralno.
C4b ve C2a o zaman birlikte C3-konvertazı şekillendirmek için klasik yolda olduğu gibi bağlar.Fragmenta C2b ter C4b se vežeta med seboj v C2b4b, kar je konvertaza C3 klasične poti.
Bu vadiye stabilize yoldan inilmekte ve burada ulaşım açısından güçlük yaşanmaktadır.Pri takšnih mostovih je potrebno zagotoviti stabilnost glede na veter in prometno obtežbo.
Serisinin beşinci filmi Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı 2007'de yayınlandı.Peti film iz franšize Harry Potter, film Harry Potter in Feniksov red, je izšel leta 2007.
Yarısı, yolda; geriye kalanların büyük bir bölümü de Sibirya'da ölür.Del posadke se je vkrcal v Belfastu kot osnovna posadka, ostali pa v Southamptonu.
Neyse ki yoldaşlarını iki gün gibi bir sürede yakalamayı başardı.Kot dvojni vohun mu dolgo uspe zadovoljevati obe strani.
Onun için çoğumuz aradığımız tapınağa varamadan yolda göçeriz.Skupaj so potovali dalje, dokler ob poti niso opazili pastirja, ki je ubijal kačo.
Gerekirse oral veya rektal yoldan tedaviye devam edilir.Če se vzdraženost in pordelost nadaljuje, je potrebno poklicati zdravniško pomoč.
"Nur Yerlitaş: Yolda suratıma tüküren oldu!".Zdaj pa mi pokaži pot v grad!« Jež je šel na pot.
Yolda birçok macera yaşarlar.Kelionės metu jie patiria daugybę nuotykių.
Yoldaki İşaretler.Kelyje stovi rodyklės.
Frodo, Gollum'un gizli bir yoldan Mordor'a girme önerisini kabul etti.Golumas toliau veda Frodą žadėtuoju slaptu keliu į Mordorą.
Molly zafere giden yolda başarabilecek mi?Ar Irenai pavyks atsispirti jo žavesiui?
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.Tėvas žino, į kurį lauką reikia sėti.
Elektrik alanlar matematiksel olarak birçok farklı yoldan ifade edilebilir.Fitso dėsnis gali būti matematiškai išreikštas keliais skirtingais būdais.
Aslında yoldan gördüğünüz sadece ormanın çok küçük bir parçasıdır.Išliko tik mišku apaugusi nedidelė jų dalis.
Kesilen kafası Balkanlarda yolda bulunan orduya gönderildi.Ji buvo įsikūrusi kelių, vedusių į visas Balkanų pusiasalio puses, sankryžoje.
Gerekirse oral veya rektal yoldan tedaviye devam edilir.Gydymui reikalingus tepalus ar lašus skiria gydytojas otorinolaringologas.
Yolda RAB şiddetli bir rüzgar gönderdi denize.Šventės metu miesto gatvėmis keliavo didelis vežimas su More.
Yolda bir taşa başını yaslayıp uykuya daldı.Priilsęs buvo, atsigulė pas tą akmenį ir užmigo.
İniş iletkeni ile paratoner ve topraklama arasını en kısa yoldan birbirine irtibatlandırmak gerekmektedir.Minimalaus signalizacijos trafiko ir maksimalaus atnaujinimo greičio reikalavimai prieštarauja vienas kitam.
Burada, gelecekteki siyasi yoldaşı Selahaddin Bitar ile tanıştı.Ten sutiko savo ateities žmoną Videlę.
İki yolda yaklaşık 2 saat sürer.Kelionė užtrunka apie 2 valandas.
40 yıl boyunca Hoca'nın arkadaşı ve en yakın yoldaşıydı.Hoxha oli 40 aasta jooksul Shehu sõber ja kõige lähedasem seltsimees.
Botlardan biri yolda kayboldu.Mõned põgenesid teel.