Ana içeriğe geç
Sözlük

yolda ile cümle

yolda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Altının bir kısmı yolda terkedilmek zorunda kalmıştı.Liikenne osalla linjaa oli pakko lopettaa.
McGonagall aynı zamanda Albus Dumbledore ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın en sadık destekleyicilerindendir.McGarmiwa on yksi Albus Dumbledoren luotetuimmista ystävistä ja liittolaisista.
Yolda giderken kocası delirmiştir.Matkalla hän kuitenkin menehtyi.
Büyük bir olasılıkla Agit (Mahsum Korkmaz) yoldaşın durumu da buydu.Todennäköisenä syynä on pidetty lentoperämiehen tahallista toimintaa.
Oyuncu, gitmesi gereken yolda birçok engel ve çözmesi gereken bulmacalarla karşılaşır.Matkalla he kohtaavat monia esteitä ja vaikeuksia, joista heidän tulee selviytyä.
Serisinin beşinci filmi Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı 2007'de yayınlandı.Sarjan viides elokuva Harry Potter ja Feeniksin kilta ilmestyi vuonna 2007.
Yolda birçok macera yaşarlar.Matkalla sattuu monia kommelluksia.
İki yolda yaklaşık 2 saat sürer.Yhdensuuntainen matka kestää noin kaksi tuntia.
Yolda yoktu.Ei liikenteessä.
Botlardan biri yolda kayboldu.Yksi paasista on kadonnut.
Bu sırada Beth Kaçırılır ve Daryl yolda karşılaştığı bir ekip ile hareket etmeye başlar.Matkan aikana he törmäävät jengiin jonka mukana Daryl liikkui.
Neyse ki yoldaşlarını iki gün gibi bir sürede yakalamayı başardı.Hän sai sentään onkimalla ahvenia kahdeksi päiväksi.
Jon, yoldaşlarının yanına, Gece Nöbetçileri'ne katılır.Jon liittyy Yövartioon Benjen-setänsä mukana.
Bu yolda çok çeşitli tehditlerle karşılaşıyorlar.Matkalla häntä kuitenkin uhkaavat monet vaarat.
Kendisi de defalarca söylemişti ki eğer canını da verirse bu yolda adım atacaktır.Hän kertoi aina totuuden vaikka se riskeeraisi hänen henkensä.
Yolda başlarına kötü olaylar icra eder.Matkalla heille sattuu ikäviä kommelluksia.
Gregory Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı (2007) ....Harry Potter and the Deathly Hallows) vuonna 2007.
Zümrüdüanka yoldaşlığına üye olmamıştır.Se ei ole Uimaliiton jäsenseura.
Fransız Devrimi kıvılcımı bu yoldaki ilk önemli ve radikal bir karardı.Kyseessä oli eräs Ranskan suuren vallankumouksen alkuvaiheen merkittävistä ja käänteentekevistä tapahtumista.
Miles, yolda fısıltılar duyar.Miles kuulee ääniä Joutsen-aseman jäännöksistä.
Ona güvenebilirsin. Seni yarı yolda bırakmaz.Voit luottaa häneen. Hän ei tule koskaan pettämään sinua.
Arabam yolda bozuldu.Minun autoni hajosi tielle.
Yolda başlarına kötü olaylar icra eder.Στο δρόμο τους συμβαίνουν πολύ ανησυχητικά περιστατικά.
Cassius, Sezar tarafından yolda yakalandı ve kayıtsız şartsız teslim olmak zorunda bırakıldı.Ωστόσο ο Καίσαρας τον πρόλαβε στο δρόμο κι αναγκάστηκε να παραδοθεί άνευ όρων.
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.Εκείνος, όμως, δεν ήξερε ποιον δρόμο να ακολουθήσει.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Αυτά τα αντιβιοτικά συχνά παρέχονται ως ενδοφλέβια και χρησιμοποιούνται συνδυαστικά.
Bisiklete binersin, Bizim yolda inersin.Θέλουμε να περάσουμε το μήνυμα: ΝΑΙ στο ΠΟΔΗΛΑΤΟ!
Bu aşağılamanın en azından dolaylı yoldan veya kısmen gerçekleşmesi gerekir.Σε κάποιες διαλέκτους η διαδικασία αυτή έχει συμβεί μόνο μερικώς ή και καθόλου.
Bu yolda ölmek canına minnettir..."Εμοί τοίος ίτω θάνατος» .
Virüsler akciğere birkaç farklı yoldan ulaşabilir.Οι ιοί μπορούν να φθάσουν στον πνεύμονα μέσα από διάφορες οδούς.
Ulaşımı oldukça kolay ve asfalt yolda yapılmaktadır.Η πρόσβαση είναι εύκολη και ο δρόμος είναι από άσφαλτο.
Yolda bir kriz geçirip Milano'ya geri döndü.Επισκέφτηκε το Παρίσι και επέστρεψε πάλι στο Μιλάνο.
Ama Merkür Lara’ya aşık olur ve yolda aşk yaşarlar.(Bu hareket aynı zamanda bir tecavüz olarak yorumlanmıştı.)Η Άνα Χούλια πηγαίνει την Μαριτσούι σε ένα τροχόσπιτο (στο ίδιο όπου ο Αμαδόρ είχε όμηρο τον Ραφαέλ).
Fakat Sovyetler Birliği'ndeki yoldaşlarımız onun gitmesine izin vermeyecek.Τελικά, στην ομάδα της σοβιετικής ζώνης δεν επετράπει να συμμετάσχει.
Aynı zamanda gerçekten yoldan çıkmış ve kaybolmuştur.Και αυτό πέρασε απαρατήρητο, και πλέον χαμένο.
Yollanan prensin yolda öldürüldüğünü Hitit kaynakları anlatmaktadır.Η λαϊκή παράδοση λέει ότι εδώ σκοτώθηκε μία πριγκιποπούλα από προδότη κατά την πολιορκία.
Neyse ki yoldaşlarını iki gün gibi bir sürede yakalamayı başardı.Οι Ισπανοί προσπάθησαν για δύο ημέρες να τον εντοπίσουν χωρίς επιτυχία.
Düz vites kullanılarak dümdüz uzun bir yolda yarışılır.Το πατινάζ ταχύτητας μεγάλης πίστας είναι το αντίστοιχο αγώνισμα μακράς διαδρομής.
Tam beş saattir yoldayız, ama hala Vize ve kalesi gerimizde görünüyor.Επίσης για 5 χρόνια υπήρξε Δήμος Υάμειας, αλλά με έδρα σε άλλη περιοχή.
Murat konuyla ilgili:"Madrid halkı doğru yolda saptı.Ο Πάλλας αναφέρει σχετικά: «Ο πληθυσμός της Κριμαίας έφτανε προηγουμένως τουλάχιστον το μισό εκατομμύριο.
Doğru yolda mıyız?Είμαστε στο σωστό δρόμο;
Transkripsiyon faktörleri bunu iki farklı yoldan gerçekletirir.Transskriptionsfaktorerne gør dette på to måder.
Bir bir açılırken göğe, son def'a yarıştık; Allâh’a giden yolda meleklerle karıştık.For Herrens engel steg ned fra himlen og trådte hen og væltede stenen fra og satte sig på den.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Disse antibiotika indgives ofte intravenøst og anvendes ofte sammen.
Botlardan biri yolda kayboldu.Enkelte flygtede undervejs.
Harry Styles, "Biz yoldayken, havaalanındayken hep şarkı yazmaya uğraşıyoruz.Styles sagde, "vi skriver dem altid på vejen til hoteller og lufthavne.
Bu yardımlar yolda herhangi bir yere yerleştirilebilir.Straffekast kan idømmes overalt på banen.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Bandet steg ud af bussen og fandt Burton liggende livløst under bussen.
Hız sınırı, bir yolda ne kadar hızda araç sürülebileceğini belirten bir yasal sınırdır.Hastighedsbegrænsning er den maksimale hastighed et køretøj må køre med på den pågældende strækning.
Virüsler akciğere birkaç farklı yoldan ulaşabilir.Vira kan nå ned i lunger ad forskellige veje.
Önce Sekuanlar Helvetlerin bu yoldan geçişi için izin vermediler.Men kontrollørerne formåede ikke i denne situation at forhindre tilskueren i at komme ind på banen.
Asla yoldan ayrılma.Rød: kryds ikke vejen.
İki yolda yaklaşık 2 saat sürer.Det tager ca. 2 timer at gå hele ruten igennem.
Yoldaki İşaretler.Historier fra landevejen.
Yolda Orkların saldırısına uğrarlar.På rejsen blev han angrebet af orker på Irissletten.
Yolda gelirken içlerinden biri kendilerini rahat ettirecek bir yol bulur.Efter at de er kommet i vandet, finder de et bræt at lægge sig op på.
Hangi yoldan gitmeliyim?Hvilken vej skal jeg gå?
Yoldaki üçüncü gözünüz".«Den tredje veien».
Ancak yolda Gigis Tudo'ya aşık olmuş, Tudo'da Gigis'in davranışını Sadyates'e şikayet etmiştir.På reisen ble Gyges forelsket i Tudo som da klagde til Sadyattes over hans oppførsel.
Yolda eşime çiçek aldım. (ne?)Fått en blomst gjennom hodet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yolda ile cümle - Sayfa 36 - yolda kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App