Oral yoldan kullanılır.Se administrează oral.
40 yıl boyunca Hoca'nın arkadaşı ve en yakın yoldaşıydı.A fost pe toată durata răscoalei cel mai apropiat colaborator și prieten al lui Horea.
Kurtuluş Yoldaşları nişanı sahibidir.Aderenții poartă numele de salvaționiști.
Kendisi şimdi, 1985’te Maoist UCFML’den bazı yoldaşlarıyla kurduğu "L'Organisation Politique"’in bir üyesidir.A fost membru în Organisation politique, pe care a fondat-o în 1985, împreună cu colegii din UCFml.
Yolda Orkların saldırısına uğrarlar.La începutul drumului sunt atacați de gremlini.
Tutsaklardan genç bir kadın yolda doğum yapar.În perioada detenției naște o fată.
Altının bir kısmı yolda terkedilmek zorunda kalmıştı.Précieux a fost nevoit să iasă și el din linie.
Altuntaş, savaşta aldığı yaralar sebebiyle yolda öldü.A fugit la Oradea, unde a murit din cauza rănilor suferite în luptă.
Bu göç sırasında da çok sayıda insan yolda yaşamını yitirdi.Rezultatul e că mulți dintre deportați își pierd viața pe drum.
Fakat Margaret, Norveç'ten İskoçya'ya dönerken yolda hastalanır ve ölür(1290).Margareta a murit fără să fie încoronată, în drum spre Scoția, în 1290.
Yolda eşime çiçek aldım. (ne?)Lovea femeia cu o floare.
Bu yolda vermişiz seri...În ghiara lor...
Aynı köprüye ikinci bir yoldan ulaşım için ise E5 otoyolunu kullanmak gereklidir.De asemenea, în paralel cu podul de cale ferată a fost realizat un pod rutier, pentru Autostrada A2.
Son soygun gerçekten de orada gerçekleştiğinde Hamilton ve Parker yoldadırlar.Hamilton și Parker se află pe drumul spre sucursală când are loc jaful final.
Yolda bir taşa başını yaslayıp uykuya daldı.Se culcase într-unul din ele și adormise.
Frodo, Gollum'un gizli bir yoldan Mordor'a girme önerisini kabul etti.Gollum le sugerează apoi un drum secret către Mordor, prin înfricoșătoarea vale a Minas Morgulului.
Güneyli Yazarların Yoldaşlığı.Uniunii Scriitorilor.
Etimesgut ve Sincan ilçeleri de kısmen bu yoldan yararlanmaktadır.Măr și Ceapă îl învață în schimb pe acesta cum să fie el însuși.
Ya da daha önceden algılanmıştır, birincil olarak ya da dolaylı yoldan (bir başkasının betimlemesiyle).Ezek lehetnek a szó végén (suffixum), a szó elején (prefixum), vagy a szó belsejében (infixum) is.
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.Esküszöm, hogy az általad megnyitott úton feltartóztathatatlanul igyekszem eljutni az általad kijelölt célhoz.
Rhythm Nation, Control, Janet... bunlar sizi kesin bir yolda hissetmenizi sağlıyor.A Rhythm Nation, a Control, a Janet. album, ezek mind bizonyos hangulatba ringatnak.
Virüsler akciğere birkaç farklı yoldan ulaşabilir.A vírusok többféleképpen juthatnak a tüdőbe.
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.Mikszáth végig egyértelművé teszi, hogy melyik oldalon áll.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Ezeket az antibiotikumokat rendszerint kombinálva, intravénásan adják.
Frodo, Gollum'un gizli bir yoldan Mordor'a girme önerisini kabul etti.Gollam viszont felajánlotta, hogy egy titkos átjárón elvezeti őket Mordorba.
Ancak, yolda hava birdenbire değişti.Az időjárás hirtelen változik meg.
Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam.Segítse az útján, nem fog csalódni.
Aynı zamanda gerçekten yoldan çıkmış ve kaybolmuştur.Ám rossz úton járnak és eltévednek.
Adını yakınındaki bir yoldan almaktadır.Nevét a mellette lévő útról kapta.
Bunlardan bir tanesi daha sonra yolda yakalandı ve öldürüldü.Az egyik ilyen portya során tőrbe csalták és megölték.
Asla yoldan ayrılma.Soha ne hagyd el a járművet!"
Altının bir kısmı yolda terkedilmek zorunda kalmıştı.Az értékeket a vonatban kellett hagyni.
Bu yüzden Yeni Jedi Düzeni'nin temel taşlarının oturtulmasına dolaylı yoldan katkıda bulunmuştur.Ezután megparancsolta neki hogy pusztítsa el az új jedi rendet.
Yolda Orkların saldırısına uğrarlar.Ezalatt a többieket orkok támadják meg.
Botlardan biri yolda kayboldu.Az egyik járata el van falazva.
Siz SSCB kurma fikrini bozmak yolundasınız, Yoldaş Stalin.Béla: Most már négyszemközt vagyunk, Balogh elvtárs.
Yolda giderken kocası delirmiştir.Az út során életét veszítette.
Oral yoldan kullanılır.Mesterséges úton hozzák létre.
Bu yolda yeni yol arkadaşlarıyla tanışacaktır.A következő bálon megismerkednek az új szomszédokkal.
Yolda Sabretooth onlara saldırır.Keresztülfolyik rajta a Saalbach.
Yolda Nazilerin çeşitli işkencelerine maruz kalırlar.A prostituált különféle erotikus kínzási módokat hajt rajta végre.
Yoldan geçenler suratlarına tükürüyor, bazen... acımasızca... dövüyorlar...A járókelők az arcába köpnek és néha megverik.
Önce Sekuanlar Helvetlerin bu yoldan geçişi için izin vermediler.A napközben induló járatok ezt az útszakaszt nem érintették.
Ona bu yolda yardım eden arkadaşı ise sihirli kılıcıdır.Egyik nap meglátogatta az egyik barátja, aki kardforgató volt.
Yolda giderken nakil aracının motorunda bir arıza çıkar ve bir köprünün altında dururlar.Menekülés közben lehajtanak az útról és a kocsi elakad egy híd pillérénél.
500’ün üzerinde bu yolda uzmanlaşmış müfredat bulunmaktadır.500 ilyen képző használatos.
(2) İngiliz Katoliklerine yönelik olarak uzlaştırıcı bir yoldan uygulandı.Ketteler elveiben számos, korabeli katolikus irányzatot ötvözött.
Bu kale Musul'a ve hatta Bağdat'a giden yolda önemli bir stratejik merkezdi.A Mosoni-Duna mellett létesített katonai tábor jelentős stratégiai pont volt.
Sonra içeri içki almak için girer ve bu sırada Kim gelir, polis ekibi ise yoldadır.Majd sietősen távozik, mert időközben megérkezik a rendőrség.
Hurşit ise, Şehnaz'ı kendi pavyonunda çalıştırmak istemektedir ve bu yolda her şeyi göze alır.A hobót az különbözteti meg a csavargótól, hogy a hobó hajlandó dolgozni, s ezért is utazik.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Burton kiesett az ablakon és a busz rádőlt, ott helyben meghalt.
Bu yolda vermişiz seri...Ezen a nyomon indulnak el...
Yolda giderken silahlı saldırıya uğrar.Útja során megöli Hatlövetűt.
Tom'un hangi yoldan gittiğini biliyorum.Tudom, melyik úton ment Tom,
Yine de, il Salaino 30 yıl boyunca yoldaşı, hizmetçisi ve asistanı olarak Leonardo’nun hizmetinde kalmıştır.Salai pysyi Leonardon kumppanina, palvelijana ja apulaisena seuraavan kolmenkymmenen vuoden ajan.
Kralın Şehri'ne giden yolda Myrcella, Ellaria tarafından zehirlenerek ölür.Laivamatkalla Kuninkaansatamaan Myrcella kuolee Ellarian antamaan myrkkyyn.
Yolda eşime çiçek aldım. (ne?)Maantien reunalla kasvoi kukkia.
MESSENGER uzay sondası 2011 yılında Merkür’ün yörüngesine girmek üzere yoldadır.Messenger siirtyy Merkuriuksen kiertoradalle vuonna 2011.
Cassius, Sezar tarafından yolda yakalandı ve kayıtsız şartsız teslim olmak zorunda bırakıldı.Caesar kuitenkin vangitsi hänet matkalla, ja hänen oli pakko antautua ehdoitta.
Tam beş saattir yoldayız, ama hala Vize ve kalesi gerimizde görünüyor.Linja oli käytössä lähes viisikymmentä vuotta, ja sen jäänteitä on yhä näkyvillä.