Ana içeriğe geç
Sözlük

yolda ile cümle

yolda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yolda başlarına kötü olaylar icra eder.Po drodze czekają na niego prawdziwe niebezpieczeństwa.
NGC 4490, üzerindeki yoldaşı NGC 4485'le yaşadığı yakın geçiş nedeni ile şekli bozulmuş, sarmal bir gökadadır.NGC 4490 zniekształciło bliskie spotkanie z towarzyszącą jej galaktyką NGC 4485.
Fakat bu yolda kendisinin de deli olduğundan şüphelenmeye başlar.Początkowo podejrzewa, że zwariował.
Botlardan biri yolda kayboldu.Część uciekinierów zginęła po drodze.
Giderken yolda bir çocuğa rastlar.W podróży spotyka dziewczynę.
Altuntaş, savaşta aldığı yaralar sebebiyle yolda öldü.Zmarł w niewoli na skutek ran poniesionych w bitwie.
Yolda tuhaf küçük bir kızın yanından geçiyorlar.Mieści się przy ulicy Dziwnej w Dziwnowie.
Bu olay ile ilk defa Güney Kore'de iktidar ile muhalefet barışçıl bir yoldan el değiştirmiş oldu.Po raz pierwszy w dziejach ludzkości na Zachodzie pokojowa współpraca i współzawodnictwo zastąpiły wojnę.
Bu yolda çok çeşitli tehditlerle karşılaşıyorlar.Po drodze napotykają na różnego rodzaju trudności.
Önce Sekuanlar Helvetlerin bu yoldan geçişi için izin vermediler.Słabsi nie przeżyli tej podróży.
Arabayı kazanın olacağını düşündüğü yolun önüne sürer ve birçok kişi yoldan çıkamaz.Jedzie pociągiem myśląc, że nic dobrego się nie wydarzy.
Aynı yolda bir çalışmayı Gauss 1811 yılında bitirmiş ve gizli tutmuştu.Stacja została otwarta 1 lipca 1843 jako Moss Road, a zamknięta w 1845 roku.
Ancak yolda veba ya da suikast sonucu öldü.Na wyspie zginęło lub zmarło od chorób tropikalnych lub z wyczerpania ok.
Ancak, yolda hava birdenbire değişti.Nagle samolot się zmienia.
Şehre dönerken yolda bir dergaha rastlar.Po drodze napotkali wzniesienie.
Simbiyotik yıldızlar ikili yıldız sisteminde geç tip dev yıldız ve onun daha sıcak yoldaş objesini oluşturur.Biały karzeł w układzie podwójnym gwiazd akreuje masę z towarzysza.
Lakin; yolda Moğolların saldırısına uğrarlar ve çok büyük kayıplar verirler.Jeźdźcy Rohanu szarżują na nich, lecz ponoszą znaczne straty.
Yolda 15.000 Yahudi öldü.W obozie tym zginęło około 5 tysięcy Żydów.
Yolda Orkların saldırısına uğrarlar.Po drodze atakują ich ognistopióre.
Hep bu yoldan giderdik okula.Chodziliśmy zawsze tędy do szkoły.
Ama bu yolda ilerliyoruz." dedi.Vi går den här vägen."
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Dessa antibiotika administreras ofta intravenöst och används i kombination.
Kendisi şimdi, 1985’te Maoist UCFML’den bazı yoldaşlarıyla kurduğu "L'Organisation Politique"’in bir üyesidir.Han är medlem av "L'Organisation Politique" som han grundade med några maoistiska kamrater från UCFML 1985.
Ya yarı yoldayken feneri söndürürsen ne olacak?’ der.Vid frågan "Vart tar ljuset vägen när man släcker lampan?" kontaktade de en belysningsaffär.
Bu yolda yeni yol arkadaşlarıyla tanışacaktır.På vägen träffar de en hel del nya vänner.
Araçlarıyla yolda ilerlerken dini broşürler dağıtan bisikletli iki çocuğa rastlarlar.På vägen stannar de och pratar med två pojkar som delar ut religiösa broschyrer.
460 - Barahir ve yoldaşları Mutsuz Gorlim tarafından ele verilir ve öldürülür.460: Barahir och hans män blir svikna av Gorlim och dräpta, men Beren klarar sig.
Halil (Beyti Engin) - Nail'in hemşehrîsi ve can yoldaşıdır.Detta skulle innebära att hon är syster till Helios (solen) och Eos (gryningen).
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır.Aïn el Qammîm ligger uppe på en höjd.
Adını yakınındaki bir yoldan almaktadır.Han har en väg i närheten uppkallad efter sig.
Asla yoldan ayrılma.Att aldrig gå loss.
Yolda giderken kocası delirmiştir.Hustrun förlorar han dock under flykten.
Seçilen komutanlardan her biri, Yermük'a istediği yoldan gidecekti.Var och en får välja vilket departement som helst.
1862’de Alvan Graham Clark tarafından (Sirius B) yoldaşı keşfedildi.Denna upptäcktes 1862 av Alvan Graham Clark.
Bu arada karayolunda Veli’nin arabasını yolda savrulmuş görür ama durup yardım etmez.De ser Violets vagn komma åkande längs vägen, men de finner den tom.
Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Semiz, yolda hastaneye yetiştirilirken hayatını kaybetmiştir.En av dem skadades så allvarligt att han avled på väg till sjukhus.
Üç yabancı yolda ilerlemeye devam ederken pin-up maskeli kadın "Gelecek sefer daha kolay olacak." der."Pin-Up Girl" vänder sig om och säger "Det kommer att bli lättare nästa gång".
Paris’te de aynı Schiller’in Haydutlar eseri gibi bu yolda emek sarf edilmişti.Liknande återgärder vidtas av stormännen i Skara vid samma tid.
Yolda birçok macera yaşarlar.Under färden upplevde han talrika äventyr.
Yolda 15.000 Yahudi öldü.Sammanlagt blev drygt 15 000 av stadens judar avrättat.
Bir gün yolda gidiyordum, bir köpek gördüm.En dag när han var ute och gick mötte han en pojke, som berättade att han hade en hund.
Daha sonra UT grup üyelerinde ve yoldaşı olan Jason Moulster albüm için bas çalmaya geldi.Alla medlemmarna från Focus-eran förutom Jason Gobel återvänder på detta album.
Şerif Hüseyin ise Ahiler'den olup, beldede yoldaşları pek çoktur.Marshallella padovanii ingår i släktet Marshallella och familjen hornstritar.
Bazıları geri salınsa da göç mevsimini kaçırdıklarından genelde yolda hayatlarını kaybederler.Likaså om de känner av någon fara, så vill de oftast vända hemåt.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.Шлях цей, правда, довгий, але зате вірний».
Giderken yolda bir çocuğa rastlar.Раптом, на своєму шляху він зустрічає хлопчика.
Transkripsiyon faktörleri bunu iki farklı yoldan gerçekletirir.Фактори транскрипції роблять це двома шляхами.
Ya yarı yoldayken feneri söndürürsen ne olacak?’ der.А якщо ми не зможемо порівнювати, то як тоді можна пролити світло».
Yolda birçoğu açlıktan, soğuktan ve hastalıktan ölür.Дуже багато людей гинуло в дорозі від холоду, голоду, хвороб.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Ці антибіотики завжди вживаються внутрішньовенно та використовуються комбіновано.
1999 Fransa Bisiklet Turu etabı bu yolda yapılmıştı.1999 року цією дорогою проїжджали велосипедисти Тур де Франс.
Yolda 15.000 Yahudi öldü.Щоденно в таборі вбивали 15.000 євреїв .
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.Нансену потрібно було вирішити яким шляхом йти далі.
Yolda kardeşi Sasuke'yle karşılaşır.По дорозі він зустрічає свого друга Танге.
İki yolda yaklaşık 2 saat sürer.Діє протягом 2 ходів.
Polis bürosu ana yoldaki polise haber gönderir.Реквізиції здійснювала в основному поліція.
İsrail Ori, 1711'de İran'dan Rusya'ya geri dönerken yolda Astrahan'da aniden öldü.Повертаючись до Росії з Персії, в 1711 році Орі несподівано помер в Астрахані.
Yolda Elif ile karşılaşır.По дорозі вони зустрічають Ельвіно.
Yolda gittikleri bir gün şiddetli bir yağmur bastırır.Дорогою вони були змушені перечекати до ранку сильний дощ.
Büyük olasılıkla, üç yoldaş, yerliler tarafından öldürüşmüştü.Багато з них були вбиті нацистами.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod