"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır.Stel dat iemand myoop (bijziend) is en voor veraf een brilsterkte van −2,5 dpt heeft.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.Maar we zijn op dat soort momenten dan toch nog te onrustig.’’
Yolda da bibirileriyle karşılaştıklarında, "Biz Bahaddin'e sığınacağız, onun için bu tarafa gidiyoruz" derler.En als de trompet blaast : "Ten aanval!", zullen wij zij aan zij strijden en een eervolle overwinning behalen.
Frodo, Gollum'un gizli bir yoldan Mordor'a girme önerisini kabul etti.Gollem beweert een veiligere weg naar Mordor te kennen.
Botlardan biri yolda kayboldu.Sommigen zijn onderweg gesneuveld.
Bu yolda vermişiz seri...In de reeks Er was eens...
Bu yolda çok çeşitli tehditlerle karşılaşıyorlar.Maar onderweg komen ze veel gevaren tegen...
Masal kahramanlarının yine bu yoldan geçtikleri anlatılır.Hierbij spelen de verhalen van de helden zich wederom af in het verleden.
Yolda birçok macera yaşarlar.Onderweg beleven ze allerlei avonturen.
Sırf şer işleyen, insanları yoldan çıkarmakla meşgul olan varlıklardır.Deze wordt alleen tegen kwaadwillende mensen uitgevoerd.
Sıklık bozağını çıktıktan sonra sağ tarafa ayrılan yoldan gidilir.De rechtse (snelste) rotor beweegt telkens wanneer een toets ingedrukt wordt.
Aslında iletişim kurmaya çalışıyoruz, ama yolda bir yerde galiba birilerini kızdırmışız.In praktijk gebeurt dit niet en probeert men toch een plaats in de rij op de snelweg te krijgen.
Tam beş saattir yoldayız, ama hala Vize ve kalesi gerimizde görünüyor.Vijf jaar hebben we gevochten en nóg staan er ridders achter de kantelen!
Yoldan geçenleri gözlüyordu.Hij kijkt enigszins neer op de voorbijgangers.
Ancak Liverpool yakınlarında, yolda öldü.Ze overleed nabij Liverpool.
Bu yoldaki ilk gelişme transistörlerin gelişiyle başladı.Zijn pionierswerk op dit gebied zou uiteindelijk leiden tot de uitvinding van de transistor.
Bu yardımlar yolda herhangi bir yere yerleştirilebilir.Bovendien kan in alle richtingen aangebouwd worden.
Yoldan çıkanları ise yalnız bırakırlar.De gemuteerden worden aan hun lot overgelaten.
Molly zafere giden yolda başarabilecek mi?Zal Malko erin slagen zijn doel te bereiken?
Bazıları geri salınsa da göç mevsimini kaçırdıklarından genelde yolda hayatlarını kaybederler.Regelmatig verdwijnen grote aantallen van hen op weg van het werk naar huis.
Bu aşağılamanın en azından dolaylı yoldan veya kısmen gerçekleşmesi gerekir.Dit kan alleen bij lekkage blijven tot het deels inklappen of volledig.
Yolda, Shere Khan onları pusuda bekler ve Bagheera'yı yaralar, ancak Mowgli kaçmayı başarır.Buiten de ruïne confronteert Shere Khan Mowgli en Kitty, maar Mowgli slaagt erin hem te verjagen.
Nizamî, artık başkente doğru yola çıkmış, fakat daha genç olmasına rağmen yolda vefat etmiştir.Tussendoor zetelde hij in de gemeenteraad en schopte hij het zelfs even tot plaatsvervangend burgemeester.
6 km uzunluğundaki yolda sadece gündüz ulaşım sağlanmasına rağmen, hat çok popüler oldu.Hoewel de spoorlijn slechts 6 km lang was en enkel overdag reed bleek deze toch populair en winstgevend.
Bu yolda kazandıkları utkular, gerçekten daha az özence değer değildir.De prijs die hiervoor wordt betaald is een minder expressief gelaat.
Sonra Gollum ikiliyi, başka gizli bir yoldan götürmeye ikna eder.Gollem had een geheime weg erdoorheen gevonden.
Ama yolda uğradıkları tipi yüzünden 150 kişi hayatını kaybetti .150 mensen verloren hierbij hun baan.
1825 yılında Kraliyet Topluluğunun yoldaşı olarak seçildi.In 1825 werd hij tot Fellow of the Royal Society gekozen.
Yolda birbirinden acayip birçok karakter gruba katılacaktır.Onderweg zouden ze dan talloze rare personages ontmoeten.
Giderken yolda bir çocuğa rastlar.Onderweg pikken ze een jongeman op.
Yoldaki İşaretler.Verhalen onderweg.
Aslında yoldan gördüğünüz sadece ormanın çok küçük bir parçasıdır.Door deze bebouwing bleef maar een klein deel van het bos bestaan.
Yine İskenderköy, Kırk Kilise arasındaki yolda koruma altına alındı.De gereformeerde pastorie staat enkele huizen verder aan de Kerkstraat 40.
İnsanoğlunu yoldan çıkaran ve kötülüğün simgesi olan varlık.Wat daarentegen de mond uitgaat komt uit het hart, en die dingen maken een mens onrein.
Gastrointestinal yoldan emilemez.Jaarlijkse controle via gastroscopie is daarom noodzakelijk.
Yolda heyete daha fazla İspanyol katıldı.Aan de koers doen vooral Spaanse teams mee.
Yolda 15.000 Yahudi öldü.Rond 15.000 joden verdreven uit de regio.
Marion vicdani olarak yoldan çıkmıştır ve bilinmeyene doğru sürüklenmektedir.Maar Marion is ongelukkig en wil hem verlaten.
Yolda kardeşi Sasuke'yle karşılaşır.Op de aangrenzende gang komt ze Sabrina tegen.
Fakat Sovyetler Birliği'ndeki yoldaşlarımız onun gitmesine izin vermeyecek.De kandidaat van de pro-Sovjet groep van de partij haalt het niet.
Yolda giderken kocası delirmiştir.Ze verdwaalt onderweg.
Yolda buzlanma var.Er is ijzel op de baan.
Yoldan geçen masum biri, güpegündüz vurularak öldürüldü.Een onschuldige voorbijganger werd op klaarlichte dag doodgeschoten.
Bu sandalyeler yolda duruyor.Deze stoelen staan in de weg.
Yardım yolda.Er is hulp onderweg.
Yoldan çekilmeyeceğim.Ik ga niet aan de kant.
Ama bu yolda ilerliyoruz." dedi.Będziemy się starali iść tą drogą”.
Sıklık bozağını çıktıktan sonra sağ tarafa ayrılan yoldan gidilir.Jej korpus jest zwrócony lekko w lewo, podczas gdy głowa jest obrócona w prawo.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.Cokolwiek po długim namyśle uznasz za prawdę – prawdą będzie”.
Mareşal Konev telefonda şöyle diyordu, "Endişeye gerek yok Yoldaş Stalin.Archipow miał powiedzieć Uspokójcie się, towarzyszu.
Yolda birçok macera yaşarlar.Po drodze przeżywa szereg przygód.
Ya da daha önceden algılanmıştır, birincil olarak ya da dolaylı yoldan (bir başkasının betimlemesiyle).Dawniej zwana też była (nieprawidłowo) Kołową Turnią lub Kołem. .
Yolda yoktu.Droga donikąd.
Virüsler akciğere birkaç farklı yoldan ulaşabilir.Wirusy mogą dostać się do płuc na szereg różnych sposobów.
Kurum bu sorunu dört yoldan çözmeye çalışabilir.Cztery na szczęście rozwiązuje ten problem.
Bu yardımlar yolda herhangi bir yere yerleştirilebilir.Każdej cząstce można nadać pęd w dowolnym kierunku.
İnsanı devrime giden yoldan alıkoyar.Zdecydowanie odrzuca drogę rewolucji społecznej.
Bu yolda vermişiz seri...Z kolei w ramach trasy I Am...
İnsanları yoldan çıkartırlar, bazı kimseleri delirtirler.Dokonali wielkich strat w ludziach, pojmali ich a (miasto) splądrowali.
Dolaylı yoldan kraliyet sarayını kukla kralla elinde tuttu.Obydwaj po drodze do pałacu królewskiego spokojnie sobie porozmawiali.