Ana içeriğe geç
Sözlük

yolda ile cümle

yolda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hızlı ulaşım için Roman Bellic aranıp taksi çağırılabilir veya yoldan geçen bir taksi durdurulabilmektedir.ولكن في معظم الحالات يمكنك إشارة أو الصراخ لسيارة أجرة سيارة أجرة فارغة عندما يمر أنت.
Gerekli malzemeler bu yoldan taşınıyordu.والكثير من الفيروسات النباتية تنتقل بهذه الطريقة.
Momotarō yolda bir köpek, bir maymun ve bir sülün ile tanışıp arkadaş olur.وفي الطريق، اجتمع موموتارو وأصبح صديقا مع كلب وقرد وطائر الدراج الذين وافقوا على مساعدته في مبتغاه.
Bir cadde yolu ve bir tali yoldan oluşur. ^ girişiيمر من هينو خط تشوأو وخط كيئو للقطارات.
Yolda giderken silahlı saldırıya uğrar.سيكون هنالك ثلاثة صناديق سلاح أثناء تحركك على الطريق.
İlk olarak yoldaşından yaydığı ekstra ışığı yansıtmasının gözlenmesidir.الطريقة الأولى هي ملاحظة مقدار الضوء الذي يعكسه النجم من رفيقه.
Daha sonra meleğin yolda trafiğe takıldığını görüyoruz.حتى نفسك الأصلية تشعر بأنها على متن القطار ..
Yolda gittikleri bir gün şiddetli bir yağmur bastırır.يبدأ الخط الدرامي عندما حدث ذات ليلة أن هبت على الجزيرة عاصفة شديدة.
Ulaşım, stabilize yoldan sağlanabilmektedir.يجب أن يكون ناقل الحركة في وضع متعادل.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.غالبًا ما تعطى هذه المضادات الحيوية وريديًا وتستخدم في تركيبة.
Nice yoldaşımız şehadet şerbetinden içti.أبوبكر الجعابي في نخب المناقب.
Sabaha karşı Gage geri döner, bu sırada Rachel yoldadır.استيقظ يعقوب في الصباح وأكمل طريقه إلى حاران.
Avşar Barajı nın baraj gölü kıyısından seyreden yoldan devam edilir.المجموعة تكتشف غرفة المحركات على الجانب الآخر من الممر المغمور بالمياه.
Ancak yolda Gigis Tudo'ya aşık olmuş, Tudo'da Gigis'in davranışını Sadyates'e şikayet etmiştir.وفي الطريق وقع غيغس في حب تودو التي اشتكت لسادياتس من أفعاله.
Yoldan çıkmak sözü burada iki anlamda kullanılabilir.يمكن للمتكلم عرض هذا الرفض بطريقتين.
Yolda Üç Kişi, Tuna Kiremitçi'nin üç kişinin üç uzun yol macerasını anlattığı kitabıdır.أنواع فرط القراءة في ورقة واحدة , اقترح دارولد تريفيت ثلاثة أنواع من فرط القراءة.
Yolda başka bir mola yerinde tekrar Kapadokya manzaraları vardır.سوف يحدق هيهاتشي في وجه القدر في وقت آخر.
Emredildiğin gibi doğru yolda ol.فاستقم كما أمرت.
Ya yarı yoldayken feneri söndürürsen ne olacak?’ der.E se você apagar a luz quando eu estiver no meio do caminho?!"
Asla yoldan ayrılma.Nunca se afaste do Caminho.
Yolda da bibirileriyle karşılaştıklarında, "Biz Bahaddin'e sığınacağız, onun için bu tarafa gidiyoruz" derler.Quando Cielo lhe deu o objeto, lhe disse: “Dizem que os aromas nos levam diretamente e sem escadas ao passado.
Transkripsiyon faktörleri bunu iki farklı yoldan gerçekletirir.Os factores de transcrição fazem isto de duas maneiras.
Bir bir açılırken göğe, son def'a yarıştık; Allâh’a giden yolda meleklerle karıştık.Céu e inferno é algo que criamos em nossas mentes e anjos e demônios saem disso ".
Botlardan biri yolda kayboldu.Algumas delas desmaiaram no caminho.
Yine kolay yoldan zengin olma arzusuyla hareket etmektedir.Ele deseja, então, seduzir Modeste.
Yolda, yerine Priscus'un atandığını öğrendi.No caminho, ele soube que havia sido substituído por Prisco.
Cassius, Sezar tarafından yolda yakalandı ve kayıtsız şartsız teslim olmak zorunda bırakıldı.Cássio foi interceptado por César em sua rota e foi forçado a se render incondicionalmente.
Yolda Maggie kendini öldürmeye kalkar ve Glenn, Maggie'yi vurmaya kalkan Abraham ile dövüşür.Na estrada, Maggie tentou suicídio e Glenn brigou com Abraham, com a intenção de matá-lo.
Alan, bir kaza sonucu yoldan çıkmış bir arabanın içerisinde kendini bulur.Alan acorda em um acidente com seu carro.
Oral yoldan kullanılır.Ela é tomado por via oral.
40 yıl boyunca Hoca'nın arkadaşı ve en yakın yoldaşıydı.Por 40 anos, Hoxha foi amigo de Shehu e seu camarada mais próximo.
Bu alandaki bilgileri onun 1983 yılında AIDS virüsünün keşfine giden yolda yardımcı oldu..Seu conhecimento nesse campo levou ao descobrimento do HIV em 1983 como sendo a origem da doença.
Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar.Só que estavam em dúvida por qual dos caminhos viria Fidié.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.Isto te colocará no caminho certo!"
Büyük meselelerde de onun yoldaşı olmuş ve kendisine danışılmıştır.Seu grupo de amigos, porém, era grande e a eles dedicava um afeto intenso e elevado.
Yolda yürüyemez, bir yerde oturamaz, yemek yiyemez, yazı yazamaz, araç kullanamazdık.Ele não sabe ler e nem escrever, não tem carteira de identidade e nunca andou em um automóvel.
MESSENGER uzay sondası 2011 yılında Merkür’ün yörüngesine girmek üzere yoldadır.2011 — A sonda MESSENGER chegou à órbita de Mercúrio.
Bir gün yolda gidiyordum, bir köpek gördüm.“Um dia eu estava em uma balada e vi umas meninas fazendo uma dança.
Bu yolda çok çeşitli tehditlerle karşılaşıyorlar.A área ainda enfrenta muitas ameaças.
Zaharija, ya yolda Bulgarlar tarafından ya da Pavle tarafından yakalanıp hemen I. Simeon'a yollandı.Zacarias foi capturado pelos búlgaros no trajeto ou por Paulo, que enviou-o a Simeão.
İki yolda yaklaşık 2 saat sürer.A viagem leva aproximadamente duas horas.
Yolda karşılaştığı kızları Aslı'ya benzetir.Os garotos com quem ela convive contam as coisas à sua maneira.
Bu yoldaki çabaları 1863 yılında yayınladığı “Barbarların kovulması emri” ile zirveye çıkacaktır.Seus esforços resultaram na sua "ordem de expulsar os bárbaros" em 1863.
Sonra içeri içki almak için girer ve bu sırada Kim gelir, polis ekibi ise yoldadır.Por esse motivo Bebeto recua para o interior, porém, no caminho mata um policial.
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.Matteo terá que decidir qual rumo vai levar sua vida.
Kendisi de defalarca söylemişti ki eğer canını da verirse bu yolda adım atacaktır.Ele também prometeu que um dia ela iria se juntar a sua banda.
Çet ve yoldaşları ağır ceza mahkemesinde yargılandılar.Hitler e seus companheiros foram condenados com penas de prisão muito brandas.
Bu yoldaki ilk gelişme transistörlerin gelişiyle başladı.O primeiro aprimoramento veio com o advento do transistor.
İfadenin ispatına geçmeden önce izleyeceğimiz yoldan kısaca bahsedelim.Antes do início da prova, é exibida uma curta demonstração da prova a ser realizada.
Yolda gelirken içlerinden biri kendilerini rahat ettirecek bir yol bulur.Eu acredito que se você encontrar alguém na rua é por uma razão.
Ancak Liverpool yakınlarında, yolda öldü.Laurent é morto no caminho.
Macera boyunca oyuncu, yoldaş olarak sekiz karaktere kadar kişi edinebilir.Na comédia, o ator deu vida a oito personagens femininas.
Yolda Orkların saldırısına uğrarlar.Na estrada são atacados por um leão.
Organik madde hızla ve oksidatif yoldan ayrışmaktadır.Trioxidano se decompõe prontamente em água e oxigênio singlete.
Avşar Barajı nın baraj gölü kıyısından seyreden yoldan devam edilir.O bairro ainda é banhado pelo final da Lagoa de Saquarema.
Etodolak oral yoldan alındığında iyi absorbe olur ve yaklaşık 1 saatte plazma pik konsantrasyonuna ulaşır.Absorvido rapidamente pela via oral, atinge pico de concentração plasmática em 1 ou 2 horas.
Onlar yoldalar.Eles estão no caminho.
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.Michael moet bepalen via welke route ze gaan ontsnappen.
Ya da daha önceden algılanmıştır, birincil olarak ya da dolaylı yoldan (bir başkasının betimlemesiyle).Vooruitrijden doet men al steppend, pushen (zie woordenlijst) of slalommend.
Yolda Orkların saldırısına uğrarlar.Onderweg worden ze aangevallen door Orks.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod