Tam beş saattir yoldayız, ama hala Vize ve kalesi gerimizde görünüyor.Duramos 5 años esperando coincidir en tiempo y espacio, pero hoy solo somos cuatro en el camino.
Yolda tuhaf küçük bir kızın yanından geçiyorlar.En el camino se encuentra con un niño pequeño en el otro lado de una puerta cerrada con llave.
Yoldaşlarının kaderine tanık olan diğer birimler derhal kaçmaya başladı.Al ver el destino de sus compañeros, las siguientes unidades inmediatamente escaparon.
Önce Sekuanlar Helvetlerin bu yoldan geçişi için izin vermediler.En aquellos tiempos, los antepasados no dejaron nada que atestigüe su paso por estas tierras.
Kitapta Basilisk'e birçok kişi dolaylı yoldan baktığı için taşlaşmıştır.Entiendo lo que significa el Liverpool para tantas personas.
Bunun sonucunda foton tek bir yoldan yolculuk edecektir.A partir de aquí, el camino será ya uno solo.
Ama yolda uğradıkları tipi yüzünden 150 kişi hayatını kaybetti .Han perecido por lo ménos 150 hombres.
Sabaha karşı Gage geri döner, bu sırada Rachel yoldadır.Cuando Rachel Summers viaja hacia atrás en el tiempo hasta el presente, él sigue a Rachel.
Yolda istemeden de olsa yeni arkadaşlar edinir.En cada viaje, él hace nuevos amigos.
Köye ulaşım taş yoldan yapılmaktadır.La comunicación del municipio se hace vía carretera.
Eşi Ser Wesley yolda ölür.La señora Moore muere durante el viaje.
Alan, bir kaza sonucu yoldan çıkmış bir arabanın içerisinde kendini bulur.Leo es enviado allí después de un accidente de coche.
Köye stabilize yoldan araçlarla ulaşım mümkündür.El resto de la vía es transitable con vehículos.
Rachel'in 375 numaralı yoldan görünüşü.Gaceta de los Ferrocarriles: 375.
Türkiye kendi bildiği yolda devam edecektir.Turquía apoya a Irak en sus avances.
Altuntaş, savaşta aldığı yaralar sebebiyle yolda öldü.Instancio murió a consecuencia de las lesiones sufridas en la batalla.
Mide bulantısı ve kusma daha çok oral yoldan alınan ilaçlarda görülür.Es aún más efectivo el aciclovir o derivados en tabletas por vía oral.
Bu yardımlar yolda herhangi bir yere yerleştirilebilir.El escenario puede colocarse en cualquier lugar dentro de esta área.
Bu yolda vermişiz seri...Con eso hay bastante para el camino...
"Kıraç'ın eşi de aynı yolda".«Y el Benidorm corre el mismo camino».
Bu göç sırasında da çok sayıda insan yolda yaşamını yitirdi.Sin embargo, mucha gente se perdió en el camino.
Yolda gittikleri bir gün şiddetli bir yağmur bastırır.En la estación seca puede llover algún día.
Bu alandaki bilgileri onun 1983 yılında AIDS virüsünün keşfine giden yolda yardımcı oldu..Sus crecientes conocimientos en este campo le llevaron a descubrir el HIV en 1983.
Yolda birçoğu açlıktan, soğuktan ve hastalıktan ölür.Muchos más mueren por enfermedades de radiación, hambre y frío.
Daha farklı bir yoldan yürüyoruz." demiştir.Siempre hay un camino diferente».
Altının bir kısmı yolda terkedilmek zorunda kalmıştı.Hasta tuvimos que abandonar muchos vehículos al borde de la carretera.
Yarı yolda bir de kaynak suyu vardır.También redes de arrastre a media agua.
Molly zafere giden yolda başarabilecek mi?¿Conseguirá Yugo completar las negociaciones con éxito?
Baron, "Bu yolda ilerlemek için dualar ettim.«Rezo por la Marcha por la Vida en Washington.
Bu yolda ölmek canına minnettir..."«“Mirá que te podés morir...”.
Yolda bir İngiliz’le karşılaşır.Conoce a un amigo en el camino.
Yolda yiyecek bitince Er Töştük kendi etinden parçalar kopararak Karakuş'a verir.Después de hacer las tortas... echamos harina a todo el mundo.
Bu olay, Fransız Devrimi'ne giden yolda, halkın gözündeki monarşinin kokuşmuşluğu inancını pekiştirdi.Significa que nuestra transición de la monarquía a la democracia es difícil.
Frodo, Gollum'un gizli bir yoldan Mordor'a girme önerisini kabul etti.Gollum aceptó y les prometió que les mostraría una entrada secreta a Mordor.
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.En algún punto Tom y Huck no se ponían de acuerdo hacia qué lado tomar para huir.
Yolda bir arkadaşıyla karşılaştı.Ha incontrato un amico per strada.
Tom yolda.Tom è per strada.
Karlı bir yolda direksiyonu o şekilde çevirirsen, kayarsın.Se giri il volante in quel modo su una strada coperta di neve, slitterai.
Yoldaki büyük ve küçük taşlar için dikkatli ol!Sta' attento alle pietre grandi e piccole sulla strada!
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır."A chi perdonerete i peccati, saranno perdonati; a chi li riterrete, saranno ritenuti" (Giovanni 20,23).
Yolda umduğunu bulamayıp geriye dönen birçok aile ile karşılaşırlar.Molti ritornano a mani vuote, ed altri non fanno più ritorno.
Sıklık bozağını çıktıktan sonra sağ tarafa ayrılan yoldan gidilir.Quando essi rientrarono Baird tornò a ricoprire la sua posizione favorita: arretrato a destra.
Bu antibiyotikler çoğu kez intravenöz yoldan (damar içine) verilir ve kombinasyon halinde kullanılırlar.Questi antibiotici sono spesso somministrati per via endovenosa e utilizzati in combinazione.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.Ma con te stessa devi sempre essere sincera".
Virüsler akciğere birkaç farklı yoldan ulaşabilir.I virus possono raggiungere i polmoni da una serie di percorsi diversi.
917 yılındaki zaferleri takiben, Konstantinopolis'e giden yolda artık engel kalmadı.In seguito alle vittorie del 917, la strada verso Costantinopoli sembrava libera.
460 - Barahir ve yoldaşları Mutsuz Gorlim tarafından ele verilir ve öldürülür.460 - Barahir e i suoi compagni vengono uccisi, Beren diventa fuorilegge.
Gerekli malzemeler bu yoldan taşınıyordu.Essi erano in transito per questa via.
Büyük olasılıkla, üç yoldaş, yerliler tarafından öldürüşmüştü.Essi raccontarono che i due frati erano stati uccisi dai nativi.
500’ün üzerinde bu yolda uzmanlaşmış müfredat bulunmaktadır.Ci furono almeno 500 correzioni "volanti" fatte in questo modo.
Michael şimdi hangi yoldan kaçacaklarını biliyordu.La nostra guida sapeva dove condurci.
Miles, yolda fısıltılar duyar.Mentre gira in una via sente delle voci.
Eğer bir yol diğer yoldan daha iyiyse, iyi olan yolu seçmek akılcıdır.Quando sceglie una strada... molto probabilmente è quella sbagliata.
Çok zor çalışıyor.Çoğu zaman Aileyi Yolda Bırakır.Spesso lontano per lavoro, evita la sua famiglia quando è a casa.
İki yolda yaklaşık 2 saat sürer.Camminammo per circa due ore.
Bu arada yolda karşılaştığı bir korkuluk da ona eşlik eder.Questa passione per le corde lo accompagna tuttora.
Tam beş saattir yoldayız, ama hala Vize ve kalesi gerimizde görünüyor.Questa situazione dura solo cinque giorni, ma Ida spera che possa diventare una situazione definitiva.
Yolda yürürken bile Kur'ân-ı kerîm okumakla meşguldü.Sempre alla ricerca di tempo per la lettura, spesso leggeva camminando per strada.
Boylam, Harrison'ın bu yolda kırk yıl süren çabasını anlatır.Guglielma lo seguirà nella tomba quattro anni più tardi.
Yoldan çıkmak sözü burada iki anlamda kullanılabilir.Il percorso può essere effettuato in entrambi i sensi.