Burada bekleyin yoldaşlar.Περιμένετε, εδώ σύντροφοι.
Burada bekleyin yoldaşlar.Изчакайте тук, другари.
CNT, "yoldaş, çalışma değil".CNT, "Cholernych Nierobów Towarzystwo".
CNT, "yoldaş, çalışma değil".CNT = Co Nejmíň T...
CNT, "yoldaş, çalışma değil".CNT, "kawan, tak ada penindasan".
CNT, "yoldaş, çalışma değil".CNT, "Tovariši, ne pretegnite se".
CNT, "yoldaş, çalışma değil".CNT, "σύντροφε, δεν μοχθούν".
CNT, "yoldaş, çalışma değil".CNT, "другари, не трудещи се".
Çok geç kaldınız! Özür dilerim yoldaş..איחרת
Çürümüş bedenleri yemeye kalkışmıştım. Yoldaşlarımın bedenlerini. Birisi bana yardım etti.Toen ik verleid werd het rottende vlees van mijn vriend te eten, bracht hij me vrede.
Çürümüş bedenleri yemeye kalkışmıştım. Yoldaşlarımın bedenlerini. Birisi bana yardım etti.Когда меня одолевало желание съесть гнилую плоть моего товарища, он успокаивал меня.
Diğer iki yoldaşım gibi... ..."Özgür Kadın" üyesiyim.Stejně jako moje dvě soudružky jsem členkou organizace Svobodné ženy.
Doğru yoldasın."Jest pan na właściwym tropie".
Doğru yoldasın."Mas estás no caminho certo."
Doğru yoldasın.""Nära, men du är på rätt spår."
Doğru yoldasın."Olet oikeilla jäljillä."
Doğru yoldasın."Pero vas por buen camino".
Doğru yoldasın."Sei sulla strada giusta".
Doğru yoldasın.Toe maar.
Doğru yoldasın."Αλλά έπεσες κοντά."
Doğru yoldasın.Προχώρα.
Doğru yoldasın.Не стесняйся.
Doğru yoldasın."Но ты на верном пути".
Doğru yoldasın.هيا
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.A je to legrační pro mě, že tyto zajímaví podivní spojenci mají jednu věc společnou.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Dan bagiku ini lucu bahwa dua pihak yang menarik dan aneh ini memiliki satu persamaan.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Det slår mig att detta omaka par har en sak gemensamt.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Ich finde es lustig, dass diese interessanten, seltsamen Genossen eine Sache gemeinsam haben:
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Ik vind het zo grappig dat deze interessante, merkwaardige bedgenoten één ding gemeen hebben.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.I wydaje mi się to zabawne, że ci dwaj dziwaczni ziomkowie mają ze sobą coś wspólnego.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.서로 안 맞는 사람들이 한가지 똑같은 생각을 가지고 있다는 것이 저는 참 재미있네요...
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Para mim, é muito engraçado, que estes interessantes e estranhos companheiros tenham uma coisa em comum.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Per cui a me diverte il fatto che questi strani e interessanti personaggi abbiano una cosa in comune:
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Şi este amuzant pentru mine că aceste persoane au două lucruri în comun
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Và thật buồn cười là những đồng minh thú vị và kì quặc này đều có một điểm chung.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Y lo que es gracioso para mí que esta interesante y extraña pareja tienen una cosa en común.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Και είναι αστείο για μένα ότι αυτοί οι δυο ενδιαφέροντες, αλλά και περίεργοι σύντροφοι έχουν κάτι κοινό.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Мне кажется очень смешным тот факт, что эти две очень разные группы по сути следуют одной логике.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.Странното за мен е, че тези инетересни, особени приятели имат едно общо нещо помежду си.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.לכן זה משעשע עבורי שלשותפים המוזרים, המעניניים אלה יש דבר אחד במשותף.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.ومن المضحك أولئك الاشخاص الممتعون، الرفقاء الغرباء لديهم شي واحد مشترك.
Dolayısıyla bu garip yoldaşların ortak bir noktaya sahip olması bana garip geliyor.私にとってとても面白いことでした。 彼らは小さな女の子の話を実際には聞いていないのです。
Dost bir çamaşırcı yoldaşa sırtımı dönmem.Я не повернусь спиной к знакомой из прачечной.
Elveda, yoldaşlar...Addio, compagni.
Elveda, yoldaşlar...Adeus, camaradas...
Elveda, yoldaşlar...Adiós, camaradas...
Elveda, yoldaşlar...Farväl, kamrater...
Elveda, yoldaşlar...Farvel, kammerater ...
Elveda, yoldaşlar...Hyvästi, toverit.
Elveda, yoldaşlar...Żegnajcie, towarzysze...
Elveda, yoldaşlar...Έχετε γεια, σύντροφοι.
Elveda, yoldaşlar...Прощайте, боевые товарищи...
Eski bir yoldaş, ha?Altså en tidligere kammerat.
Eski bir yoldaş, ha?Así que eres un antiguo camarada.
Eski bir yoldaş, ha?Były towarzysz broni?
Eski bir yoldaş, ha?En före detta kamrat alltså.
Eski bir yoldaş, ha?Olet siis entinen aseveli.
Eski bir yoldaş, ha?Um antigo camarada?
Eski bir yoldaş, ha?Un ex camerata, eh?
Eski bir yoldaş, ha?Πρώην σύντροφος, ε;