Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Có một vài lý do khiến tính năng này thú vị và một trong số đó chắc chắn phải là du hành thời gian.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Das ist aus verschiedenen Gründen interessant, zum Beispiel für Zeitreisen.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Dit is om een aantal redenen interessant, en een daarvan is natuurlijk tijdreizen.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Ez több okból is érdekes: az egyik, természetesen, az időutazás.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Há várias razões para isto ser interessante. Uma delas é a possibilidade de viajar no tempo.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Hay muchas razones por las que esto es interesante y una de ellas, por supuesto, es el viaje en el tiempo.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Jest to interesujące z kilku powodów, jednym z nich jest możliwość podróżowania w czasie.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.이것이 왜 흥미로운지에 대한 여러 가지 이유가 있는데 그 중 하나는 물론 시간 여행입니다.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.On monia syitä miksi tämä on kiinnostavaa, ja yksi niistä on aikamatkustus.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Sunt mai multe motive de ce asta este interesant iar unul dintre ele este, evident, calatoria in timp.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Υπάρχουν διάφοροι λόγοι γιατί έχει ενδιαφέρον και ένας από αυτούς, φυσικά, είναι το ταξίδι στο χρόνο.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Есть несколько причин, почему это интересно, и одна из них, это, конечно же, путешествия во времени.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.Има няколко причини, поради които това е интересно, и една от тях, разбира се, е пътуването във времето.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.יש כמה סיבות מדוע זה מעניין ואחת מהן, כמובן, היא מסע בזמן.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.هناك عدة أسباب تجعله مثيرا للاهتمام واحد منها، بالطبع، هو الوقت الذي يستغرقه السفر.
Bunun ilginç olmasının birkaç nedeni var. ve bunlardan biri elbette zamanda yolculuk.そのうちの一つは絶対にタイムトラベルでしょう。 今は時間の関係でお見せ出来ないのですが
Buradaki problem gibi. Birden fazla başlangıç seçeneğinin bulunduğu bir yolculuk problemi.Spre exemplu, avem de a face cu o problema de navigatie care presupune multe variante de start posibile.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --Dar ar fi o călătorie prin Roma și ar arăta toate lucrurile care îmi plac de-acolo.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --Jednak byłaby to podróż przez Rzym ukazująca wszystko, co lubię w Rzymie.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --로마에 대해 제가 좋아하는 모든 걸 보여주는 여행이죠.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --Maar het zou een reis door Rome zijn en alle mooie dingen in Rome laten zien.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --Mais ce serait un voyage à travers Rome qui montrerait tout ce que j'aime de Rome.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --Ma sarebbe stato un viaggio attraverso Roma che mostrasse tutte le cose che mi piacciono di Roma.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --Sería un viaje a través de Roma y mostraría todas las cosas que me gustan de Roma.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --Но би било пътуване, което минава през Рим и показва всички неща, които харесвам в Рим.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --Но это было путешествие через весь Рим, и оно проходило по всем тем местам в Риме, которые я люблю.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --ויראה את כל הדברים שאני אוהב ברומא.
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --و ترينا كل الاشياء التي احبها في روما
Bu Roma'ya giden ve orada.. sevdiğim herşeyi gösteren bir yolculuk olabilirdi. --これは教会の屋根に暮らす鳩です
Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk.Es ist eine Reise, auf der Sie und ich uns schon seit vielen Jahren befinden.
Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk.Ezen az úton már sok-sok éve haladunk.
Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk.Je to cesta, na které jsme vy i já již mnoho let.
Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk.저와 여러분이 수년간 해온,
Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk.We zijn met ons allen al vele jaren onderweg op die reis.
Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk.И это путешествие, в котором вы и я находимся уже долгие годы.
Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk.Це подорож, що триває для вас та для мене вже багато років.
Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk.זהו מסע שאני ואתם היינו בו במשך שנים
Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk.وهي رحلة مضينا فيها أنا و انتم لسنوات عديدة
Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk.約50年前 人類がこの惑星から最初の一歩を踏み出した時 この旅は始まりました
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.A když jsem se s profesorem Hawkingem setkal, řekl mi, že jeho sen je podívat se do vesmíru.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Conheci o Professor Hawking, e ele disse que o seu sonho era viajar até ao espaço.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.E lì incontrai il Professor Hawking. Mi disse che il suo sogno era viaggiare nello spazio.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.És találkoztam Hawking professzorral, és elmondta, hogy az álma az űrbe utazni.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Ik ontmoette Professor Hawking, hij zei dat het zijn droom was in de ruimte te reizen.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.J'ai rencontré le Pr. Hawking qui m'a avoué son rêve de voyager dans l'espace.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.그래서 제가 호킹 교수를 만났는데, 그가 말하길 그의 꿈은 우주속으로 여행을 하는거라고 했습니다.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Och jag mötte Professor Hawking, och han berättade att hans dröm var att resa i rymden.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Şi acolo l-am cunoscut pe profesorul Hawking, şi mi-a zis cǎ visul lui este sǎ cǎlǎtoreascǎ în spaţiu.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Und ich habe Professor Hawking getroffen, und er sagte, sein Traum sei es in den Weltraum zu fliegen.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Và tôi đã gặp Giáo sư Hawking, và ông nói ước mơ của ông là được du lịch vào không gian.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Y conocí al Profesor Hawking y me contó que su sueño era viajar al espacio.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Γνώρισα λοιπόν τον καθηγητή Χώκινγκ, και μου είπε ότι όνειρό του ήταν να ταξιδέψει στο διάστημα.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.И така срещнах професор Хокинг, и той ми каза, че негова мечта е да пътува в космоса.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.И я встретился с профессором Хокингом, и он сказал, что его мечта - путешествовать в космосе.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Я зустрівся з професором Хокінгом, і він сказав, що його мрія - подорож у космос.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.ואני פגשתי את פרופסור הוקינג, והוא סיפר לי על החלום שלו, לטוס לחלל.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.و قابلت بروفسور "هوكينج" و قال لي ان حلمه أن يذهب إلى الفضاء.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.自分の夢は宇宙旅行することだと言ったのです 私は言いました「そこへはお連れできませんが
Bu yolculuk 50 yıl önce, insanlar gezegenimizin dışına ilk adım attıklarında başladı.50 évvel ezelőtt kezdődött, amikor az ember először elhagyta a bolygót.
Bu yolculuk 50 yıl önce, insanlar gezegenimizin dışına ilk adım attıklarında başladı.인간이 처음 지구를 떠난 50년 전부터 시작된 여행 말입니다.