Ana içeriğe geç
Sözlük

yolculuk ile cümle

yolculuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Nasılsın? İyi bir yolculuk yaptın mı?How are you? Did you have a good trip?
Böyle uzun bir yolculuktan sonra yorgun olmalısınız.You must be tired after such a long trip.
Yolculuk etmek bugünlerde kolaydır.Travelling is easy these days.
Sana hoş bir yolculuk diliyorum.I wish you a pleasant voyage.
Uzayı işgâl edeceğimiz ve Ay'a yolculuk yapacağımız gün yakında gelecek.The day will soon come when we will conquer space and travel to the moon.
Yolculuk ne kadardır?How long is the ride?
Yağmur olmasaydı, keyifli bir yolculuk yapardık.But for the rain, we would have had a pleasant journey.
Bir uzay gemisinde aya yolculuk artık bir rüya değil.A voyage to the moon in a spaceship is no longer a dream.
Uzayda yolculuk yapabileceğimiz zaman geldi.The time has come when we can travel through space.
Bir doktor olmak yolculuk sırasında bana çok yardımcı oldu.Being a doctor helped me greatly during the journey.
Güvenli yolculuklar.Have a safe trip.
Seninle yolculuk etmek istiyorum.I want to travel with you.
Herkes yolculuk için hazır mı?Is everybody ready for the trip?
Ne keyifli bir yolculuk yaptık!What a pleasant journey we had!
Yolculuk en az bir hafta sürecek.The trip will take at least a week.
Ben yolculuk ederken zırh giymiyorum.When I travel, I don't wear armor.
Steve bana yolculuklarının hikayesini anlattı.Steve told me the tale of his travels.
Yolculuk için derhal hazırlan.Get ready for the trip at once.
Bildiğiniz gibi, hayat bir yolculukla kıyaslanabilir.As you know, life is comparable to a voyage.
Bu, araba ile yolculuk yaparken yararlı olacak bir harita.This is a map which will be useful when traveling by car.
Birgün Mars'a yolculuk yapabileceğiz.Someday we will be able to go on a voyage to Mars.
İngiltere'den Hindistan'a yapılan yolculuk eskiden 6 ay sürerdi.The voyage from England to India used to take 6 months.
Bu yaz Amerika'ya bir yolculuk söz konusu değil.A trip to America this summer is out of the question.
Amerika'ya bir yolculuk söz konusu değil.A trip to America is out of the question.
Amerika'ya yolculuk birçok hafta sürerdi.The voyage to America used to take many weeks.
Filmi izlemek Hindistan'a bir yolculuk yapmak gibi bir şeydir.Seeing that movie is something like taking a trip to India.
100 dolar yolculuk için tüm giderlerini karşılayacaktır.One hundred dollars will cover all your expenses for the trip.
Aya yolculuk artık bir hayal değil.A trip to the Moon is no longer a dream.
Işık dalgaları uzayda ve farklı türde malzemelerde yolculuk ederler.Light waves travel through space and various kinds of materials.
Mars'a bir yolculuk edeceğimiz gün yakında gelecek.The day will soon come when we can take a trip to Mars.
Kahve içerken İtalya'ya bir yolculuk için planlarımızı görüştük.We discussed our plans for a trip to Italy over coffee.
Benim hayatımda Mars'a bir yolculuk mümkün olabilir.A trip to Mars may become possible in my lifetime.
Yolculukta ona eşlik ettim.I accompanied him on the trip.
Pasifik Okyanusundaki uzun bir yolculuktan zevk aldık.We enjoyed a long voyage across the Pacific Ocean.
On iki saatlik yolculuk beni çok yordu.The twelve-hour journey had tired me out.
Mürettebat uzaya yolculuk yapmak için hazırlanmakla meşgul.The crew is busy preparing for the voyage into outer space.
Onlar balayları için dünya çapında bir yolculuk yaptılar.For their honeymoon they took a voyage around the world.
Her zaman birisinin frag-kuyruğunda yolculuk yapmayın.Do not always ride on someone's coat-tail.
O hayatın bir bakıma bir yolculuk gibi olduğunu düşünüyor.He thinks that life is like a voyage in a sense.
Hayat çoğu kez bir yolculukla karşılaştırılıyor.Life is often compared to a voyage.
Hayat çoğu zaman bir yolculukla karşılaştırılır.Life is often compared to a journey.
O, dünyada bir yolculuk yapma niyetiyle parasını tasarruf ediyor.She is saving her money with a view to taking a trip around the world.
Gemiyle yolculuk etmek çok eğlenceli, değil mi?Traveling by boat is a lot of fun, isn't it?
Uzun yolculuk bizim için çok zahmetli geçti.The long voyage was a trial for us.
Uzun yolculuk onun yarasını ağırlaştırmış.The long trip aggravated her injury.
O, yolculuk için para biriktirdi.He saved money for the trip.
O, Paris'e bir yolculuk yaptı.He made a journey to Paris.
Yurt dışında bir yolculuk için para biriktiriyor.He is saving money for a trip abroad.
Kendi ülkesinde yurt dışına yolculuk etti.He traveled abroad in his own country.
O, dünyanın etrafında bir yolculuk yaptı.He made a journey around the world.
Onun yolculuk için bol miktarda parası vardı.He had plenty of money for his trip.
O yanında bir çalar saati almadan asla yolculuk yapmaz.He never travels without taking an alarm clock with him.
Bir yolculuk için hazırlıklar yapıyor.He is making preparations for a trip.
O, yolculuk sırasında hastalandı.He got sick during the trip.
O bir yolculuk için donanımlıydı.He was equipped for a trip.
Yolculuk için hazırlık yapıyorlar.They are making preparations for the trip.
Onu yolculuktan vazgeçirmeye çalışırken epey zorlandım.I had a hard time trying to talk him out of taking the trip.
O yolculuk için hazırlanmakla meşgul.She is busy preparing for the trip.
O bir yolculuk düşünüyor.She is contemplating a trip.
O, yolculuk sırasında kaybettiği yüzüğü buldu.She found the ring that she had lost during the journey.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod