Birkaç enzim beraberce, belli bir sıra içinde çalışarak metabolik yolaklar meydana getirir.Several enzymes can work together in a specific order, creating metabolic pathways.
Prens yeniden Malik'i bulmaya yola çıkar.The Prince again searches for Ratash.
Kurt, kıza büyükannesi için biraz çiçek toplamasını söyleyip farklı bir yola yönlendirir.He suggests that the girl pick some flowers as a present for her grandmother, which she does.
Medine'den Mekke'ye doğru hac için yola çıktı.He goes from Amanguchi to Meaco walking.
Aynı zamanda Kate'de Jack'in telsizini alıp yola çıkıyor ve Naomi'yi buluyor.She watches as Jack makes contact with Naomi's freighter.
Fakat, Lecter zindandan kaçar ve Paris'e doğru yola çıkar.However, Bobby still walks out the door and heads for California.
Ordu iline yeni yola göre 80 km, Ünye ilçesine 20 km uzaklıktadır.New teams must be located 20 km from an existing team.
Erişim tarihi: 26 Aralık 2010. ^ a b Yolande Knell (7 Aralık 2010).Divernet, 9 December 2010 Yolande Knell (7 December 2010).
Herkes kendi bulunduğu noktadan yola çıkmalıydı ve herkes için farklı yollar olabileceğini savundu.Reluctant to leave, it was time for everyone to part ways.
Bütün bu sanatların mütemmim olduğu görüşünden yola çıkar.All these things permeate my being.
Musa, karısı ve çocuklarını yanına alıp Mısır'a doğru yola çıktı.Moses brought Aaron and his sons forward, washed them, and dressed Aaron in his vestments.
En sonunda Çin'e gitmek üzere tekrar yola çıktı.He eventually relocated to China.
Bunlardan yola çıkarak albümün sözlerini yazdım."Based on these, I wrote the lyrics of the album."
Zander, Berlin'i Sovyet Ordusu'nun kuşatmasıyla batıya doğru yola koydu.Zander made it through the Soviet Army encirclement of Berlin to the west.
Tekrar yola koyulur.On The Road Again.
Anamadde: Hırçın Kız (oyun) Yola getirilen hırçın kız.தமிழில்: கன்னித்தன்மையே உரித்தான இளம்பெண்.)
Miller haritayı bulmaya karar verirken, Artyom tek başına panzehiri bulmak için yola koyulur.Miller decides to go find the map while Artyom heads out to find the antidote.
Donanma 10 Temmuz'da Avrupa'ya yola çıkmıştır.The fleet left for Europe on the San Jose on 10 June.
Willow, nedenini de anlatmadan acilen L.A.'e doğru yola çıkar.She leaves immediately and goes to L.A. without telling why.
Burdan yola çıkarak Kutsal ittifak'ımeydana getirdi."Ամենայն պատասխանատվությամբ տեղեկացնում ենք` ոստիկանը մեր կրակոցից չի սպանվել.
Yine bir ilanat olarak yaptığı yola "Grand Avenue (Büyük Cadde )" adını verdi.This grain route still exists today under the name of Grand Avenue.
Kitabın sonunda Raistlin Yolarkadaşları'na veda eder.At the end of the ceremony, they bid farewell to the spirits.
Kendi hayal gücümden ve emeğimden yola çıktım.I learnt from my mistakes and crisis.
Bazı tatbikatlar ve manevralardan sonra Trinidad' doğru yola çıktı.They brought Mighty Sparrow and others directly from Trinidad.
Burada da hazırlanıp, tekrar yola koyuldular.Once again they got carried away and began making out.
Bu örnekten yola çıkarak, sürü psikolojisi sonucuna varmak söz konusu olabilir.In fact, without acceptance, it could lead to a host of psychological issues.
Buradan yola çıkarak sanal gerçeklik kavramının gerçek dışı bir yaşam formu olduğu da düşünülemez.How to Distinguish Real Seership from Unreal.
Bu efsânelerden yola çıkarak, hiçbir tanrının kâdir-i mutlak ve hüsn-ü mutlak olmadığı söylenebilir.Note that none of these are female goddesses and that Curche is missing.
Yanlarına kendilerine bağlı binlerce şövalyeyi alarak yola çıkarlar.(In fact) Several thousand persons used to accompany him as he moved from place to place.
Hazırlanan bir körvete bindirilerek ailesiyle birlikte Enez'den gizlice yola çıkarıldı.Then they learn Eeyore has already built himself a house out of sticks, though it has gone missing.
Ori tek başına planı tamamlamak için yola devam etmeye karar verir.However, Li Mi still determined to continue with his plan.
Altı kişi olarak yola çıkan grup daha sonra, üç kişi alarak asıl kadrosuna kavuşmuştur.六位受阅中将首亮相 三人由总参调任.
Bir yaşına girenleri okyanusa doğru yola çıkarlar.A man is on his way to the ocean.
Zéze artık bir delikanlıdır ve yola dostları ve sevdikleri olmadan devam zorundadır.Jūzō is very independent and tends to not cooperate with his fellow comrades and superiors.
Kardeşleri yola çıktıklarında kahyasını gönderip onları durdurttu ve hırsızlıkla itham etti.When they assaulted these thieves, they would steal their gold and give it to the accuser.
Bu sırada Prens Rupert ise Oxford'a doğru yola çıkar.1645 March: Prince Rupert leaves Oxford for Bristol.
Daha sonra da kendisi yola çıktı.He then transports himself.
Obsedörler avlarını ele geçirmek için her yola başvururlar ve çeşitli taktikler kullanırlar.Usually, they produce drawings of the cattle or take several photographs from which to work.
Aydınlığa giden yola, kişinin gücü ve motivasyonuyla çıkılır.This route occurs when an individual's motivation and ability are high.
Bu tarihte Big Bill Broonzy’nin Çağrısına uyup yola düştü.Big Bill Broonzy's recording career begins.
"Kaliteli medya ve kaliteli demokrasi için yola çıktık"."Legitimacy and the quality of democracy".
Sabaha karşı yola çıktık.Journey into Morning.
"Ninniyle yola çıktık"."Stakk i 99".
Erişim tarihi: 13 Mayıs 2008. ^ Melton, Nicole Mane; Sangweni, Yolanda (1 Haziran 2011).Melton, Nicole Mane; Sangweni, Yolanda (June 1, 2011).
Bir savaş yüzünden yola çıkmak zorunda kalan Amphitryon'la yeni evlenmiştir.However, she is happily married to General Amphitryon, who is away fighting battles.
Buradan üç yeni kaçakla beraber yola çıkarlar.I bring three children here again.
Aynı zamanda güneşin izlediği yolun panele ve ufka oranla izlediği yola da bağlıdır.It also depends on the path of the sun relative to the panel and the horizon.
Orpheus kabul eder ve yola çıkar eşiyle.Orfeo succeeds and is allowed to leave with his bride.
Sırada hangi yola bakacağız?Which path do we look at next?
Spor ayakkabılarını giy de yola çıkalım.-Go on, put your sneakers on and we'll be on our way.
Yola devam!Can't do enough of these.
Hep bu atasözünden yola çıkıyorum. "Kendini tanı."I take it from this little dictum, "Know thyself."
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.I thus warmed myself by the still glowing embers which the summer, like a departed hunter, had left.
Afrika kıtasından yola çıkarak dünyanın diğer yerlerine yerleştiler.left the African continent to go out and populate the rest of the world.
Yola bak, yola bak. Kathryn:Look at the road, look at the road.
Hayır, hayır, hala sadece yola bakıyorum.No, no, I'm just still looking at the road.
Hep yola bakıyorum.I'm looking at the road, all the time.
Yola bak -- (Bip)Look at the road -- (Beep)
Monty Hall ismindeki bir yarışma sunucusunun isminden yola çıkarak Monty Hall Problemi denmiş.It's called the Monty Hall Problem after the game show host.
Pek çoğunuz dünyayı değiştirmek için yola koyuldunuz, değil mi?Most of you started out wanting to change the world, didn't you?