Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.khi các ngươi thổi tiếng_vang , thì những trại quân ở về hướng đông phải ra_đi .
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.너희가 그것을 울려 불 때에는 동편 진들이 진행할 것이고
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.Men når I blåser alarm, da skal de leire som ligger mot øst, bryte op.
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.Mutta kun puhallatte hälytyssoiton, silloin lähtekööt itään päin leiriytyneet leirit liikkeelle.
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.Når I blæser Alarm med dem, skal Lejrene på Østsiden bryde op;
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.Och när I blåsen en larmsignal, skola de läger bryta upp, som ligga österut.
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.Pakli by s nějakým přetrubováním troubili, hnou se s místa, kteříž leželi k východní straně.
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.Quando se tocar retinindo, partirão os arraiais que estão acampados da banda do oriente.
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.Quando suonerete uno squillo di acclamazione, gli accampamenti che sono a levante si metteranno in cammino
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.Quand vous sonnerez avec éclat, ceux qui campent à l`orient partiront;
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.Wenn ihr aber drommetet, so sollen die Lager aufbrechen, die gegen Morgen liegen.
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.Και οταν σαλπιζητε αλαλαγμον, τοτε θελουσι σηκονεσθαι τα στρατοπεδα τα εστρατοπεδευμενα προς ανατολας.
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.А когато засвирите тревога, тогава да се дигат становете, които са разположени към изток;
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.когда затрубите тревогу, поднимутся станы, становящиеся к востоку;
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.ותקעתם תרועה ונסעו המחנות החנים קדמה׃
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.واذا ضربتم هتافا ترتحل المحلات النازلة الى الشرق.
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.吹 出 大 聲 的 時 候 、 東 邊 安 的 營 都 要 起 行
Borazan kısa çalınınca, doğuda konaklayanlar yola çıkacak.吹出 大聲 的 時候 、 東邊安 的 營都 要 起行
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.(13:22) Они пошли и высмотрели землю от пустыни Син даже до Рехова, близ Емафа;
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Assim subiram, e espiaram a terra desde o deserto de Zim, até Reobe, � entrada de Hamate.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Ei s'au suit, şi au iscodit ţara, dela pustia Ţin pînă la Rehob, pe drumul care duce la Hamat.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Ellos fueron y exploraron la tierra desde el desierto de Zin hasta Rejob, hacia Lebo-hamat
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Ils montèrent, et ils explorèrent le pays, depuis le désert de Tsin jusqu`à Rehob, sur le chemin de Hamath.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.I szli, a przeszpiegowali ziemię od puszczy Syn aż do Rochob, którędy chodzą do Emat.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.이에 그들이 올라가서 땅을 탐지하되 신 광야에서부터 하맛 어귀 르홉에 이르렀고
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Quelli dunque salirono ed esplorarono il paese dal deserto di Sin, fino a Recob, in direzione di Amat
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Så drog de af Sted og undersøgte Landet lige fra Zins Ørken til Rehob, Egnen hen imod Hamat.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Så drog de da op og utspeidet landet fra ørkenen Sin til Rehob, bortimot Hamat.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Sie gingen hinauf und erkundeten das Land von der Wüste Zin bis gen Rehob, da man gen Hamath geht.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Šli so torej gori in ogledali deželo od puščave Zinske tja do Rehoba, kjer se gre v Hamat.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Vậy các người đó đi lên do thám xứ, từ đồng vắng Xin cho đến Rê-hốp, đi về Ha-mát.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Vậy các người đó đi lên do_thám xứ , từ đồng vắng Xin cho_đến Rê-hốp , đi_về Ha-mát .
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.Και αναβαντες κατεσκοπευσαν την γην απο της ερημου Σιν εως Ρεωβ, κατα την εισοδον Αιμαθ.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.И така, те се качиха и съгледаха земята от Цинската пустиня до Роов при прохода на Емат.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.ויעלו ויתרו את הארץ ממדבר צן עד רחב לבא חמת׃
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.فصعدوا وتجسّسوا الارض من برية صين الى رحوب في مدخل حماة.
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.他 們 上 去 窺 探 那 地 、 從 尋 的 曠 野 到 利 合 、 直 到 哈 馬 口
Böylece adamlar yola çıkıp ülkeyi Zin Çölünden Levo-Hamata doğru Rehova dek araştırdılar.他 們上去 窺 探 那 地 、 從尋 的 曠野 到 利合 、 直 到 哈馬口
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.Én így felmelegedett magam a még mindig parázs, amely a nyár, mint egy eltávozott vadász, elhagyta.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.Eu, portanto, aqueceu-me por as brasas ainda brilhando que o verão, como um partido caçador, tinha deixado.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.Io così mi riscaldata dal braci ancora ardenti che l'estate, come un partito cacciatore, aveva lasciato.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.I w ten sposób ogrzewa się przez jeszcze żar, który latem, jak odszedł hunter, opuścił.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.Jag värmde därmed mig själv som fortfarande glöd som på sommaren, som en avliden jägare, hade kvar.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.Jaz sem tako ogreva ga še vedno žarečim ogljem, ki poleti, kot odšel lovec je, zapustil.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.Je me suis donc réchauffé par les braises encore chaudes de l'été, qui, comme un parti chasseur, avait quitté.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.나는 따라서 죽은처럼 여름 여전히 빛나는 여신으로 자신을 따뜻하게
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.Olen siis lämmittää itseäni vielä hehkuva hiillos joka kesällä, kuten lähti Hunter, oli lähtenyt.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.Yo lo que me calienta los rescoldos todavía brillantes que el verano, como un partido cazador, se había ido.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.По този начин се затопля от все още живи въглени, което лятото, като починали ловец, е напуснал.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.Я таким образом нагревается себя, все еще раскаленные угли которые летом, как ушел охотник, ушли.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.Я таким чином нагрівається себе, все ще жар які влітку, як пішов мисливець, пішли.
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.אני כן חימם עצמי של הגחלים עדיין שבה הקיץ, כמו יצאו
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.أنا نفسي تحسنت بالتالي جذوة متوهجة الذي لا يزال في الصيف ، وكأنه غادر
Böylece bir yola gibi, hala korun yaz kendimi ısındı avcı, bırakmıştı.ハンターは、残っていた。私は煙突を構築するために来たときに私が学んだ
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Also haben wir uns daran gemacht, Gene zu finden, die das Altern kontrollieren.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Así que comenzamos a buscar genes que controlan el envejecimiento.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Astfel am inceput sa cautam genele care controleaza imbatrinirea.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Dunque abbiamo cominciato a cercare i geni dell'invecchiamento.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Então fomos à procura de genes que regulassem o envelhecimento.
Böylece, bizde yaşlanmayı kontrol eden gen için yola çıktık.Et donc, nous nous sommes mis à chercher les gènes qui contrôlent le vieillissement.