Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Και εξηλθεν ο Ασα εναντιον αυτου, και παρεταχθησαν εις μαχην εν τη φαραγγι Σεφαθα, πλησιον της Μαρησα.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.И Аса излезе против него; и се опълчи за бой в долината Сефата, при Мариса.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.И выступил Аса против него, и построились к сражению на долинеЦефата у Мареши.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.ויצא אסא לפניו ויערכו מלחמה בגיא צפתה למרשה׃
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.وخرج آسا للقائه واصطفوا للقتال في وادي صفاتة عند مريشة.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.於 是 亞 撒 出 去 、 與 他 迎 敵 、 就 在 瑪 利 沙 的 洗 法 谷 、 彼 此 擺 陣
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.於是 亞撒 出去 、 與他 迎敵 、 就 在 瑪利沙 的 洗法 谷 、 彼此 擺陣
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Elle concerne aussi la route.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Es geht auch um die Straße.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Este si despre sosea.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Het gaat ook om de weg.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Je to i o silnici.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.도로도 에너지 효율과 관계가 있습니다.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Ma anche la strada.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Namun juga tentang jalan.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.También depende de la carretera.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Tem também a ver com a estrada.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.To również kwestia drogi.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Vấn đề còn nằm ở đường đi.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Έχει σχέση και με το δρόμο.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.А също и с пътя.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.Но и дороги.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.היא תלויה גם בכביש.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.هو أيضاً يتعلق بالطريق.
Aynı zamanda yola da bağlıdır.道路 特に交差点の設計が重要です
Aynı zamanda yola tutunmasını sağlayan bir sürtünme kuvveti de var.Pravděpodobně měl cestou nahoru dobrou trakci.
Aynı zamanda yola tutunmasını sağlayan bir sürtünme kuvveti de var.בטח היה לו כוח גרירה טוב עם המסלול.
Aynı zamanda yola tutunmasını sağlayan bir sürtünme kuvveti de var.لذلك لديه على الارجح بعض الجر في المسار هنا
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.A jeho táta využíval ty býky k tomu, aby chlapci vyprávěl příběhy o staré civilizaci a o jejím díle.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Dan sang ayah sering menggunakan banteng itu untuk bercerita tentang peradaban itu beserta karya-karyanya.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.De vader gebruikte die stieren om de jongen verhalen te vertellen over die beschaving en hun werken.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.E o pai costumava usar estes touros para lhe contar histórias acerca daquela civilização e do trabalho deles.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Il padre si serviva di quei tori per raccontargli storie su quella civiltà e sulle sue opere.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Jego ojciec patrząc na nie opowiadał mu historie o tamtej cywilizacji i ich pracy.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.그리고 그 소년의 아버지는 그 황소들을 통해 그곳의 문명과 그들의 업적을 아들에게 이야기 해주곤 했지요.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Y el padre solía usar esos toros para contarle historias sobre la civilización y sus obras.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.И бащата използвал тези бикове, за да разказва истории на момчето за тази цивилизация и тяхната работа.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Там же отец частенько рассказывал сыну истории об этой цивилизации и их делах.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.והאב היה משתמש בפרים האלה כדי לספר לילד סיפורים על הציויליזציה ההיא ופועלה.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.والأب كان يستعمل تلك الثيران ليخبر الطفل قصصا حول تلك الحضارة وأعمالها.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.古代文明や 彼らが作ったものについて 語って聞かせていました 時を下ること数十年の後
Bana verilen bu bilgiden yola çıkarak önce bu üçgenlerin açılarını bulmaya çalışacağım. .주어진 정보로 우리가 하고자 하는 것은, 이 그림의 모든 각의 크기를 알고자 합니다
Bana verilen bu bilgiden yola çıkarak önce bu üçgenlerin açılarını bulmaya çalışacağım. .Mając tylko tą informację, zamierzam na tym rysunku dowiedzieć się jaki jest każdy kąt w każdym trójkącie.
Bana verilen bu bilgiden yola çıkarak önce bu üçgenlerin açılarını bulmaya çalışacağım. .Med den information skal vi finde ud af, hvor mange grader hver vinkel på tegningen er.
Bana verilen bu bilgiden yola çıkarak önce bu üçgenlerin açılarını bulmaya çalışacağım. .Na základe tejto jedinej informácie, by som chcel zistiť, koľko má každý uhol na obrázku.
Bana verilen bu bilgiden yola çıkarak önce bu üçgenlerin açılarını bulmaya çalışacağım. .Na základě této jediné informace bychom měli zjistit velikosti všech úhlů na obrázku.
Bana yüzlerini değil, sırtlarını çevirdiler. Onları defalarca uyarmama karşın dinlemediler, yola gelmediler.그들이 등을 내게로 향하고 얼굴을 내게로 향치 아니하며 내가 그들을 가르치되 부지런히 가르칠지라도 그들이 교훈을 듣지 아니하며 받지 아니하고
Bana yüzlerini değil, sırtlarını çevirdiler. Onları defalarca uyarmama karşın dinlemediler, yola gelmediler.ויפנו אלי ערף ולא פנים ולמד אתם השכם ולמד ואינם שמעים לקחת מוסר׃
Bana yüzlerini değil, sırtlarını çevirdiler. Onları defalarca uyarmama karşın dinlemediler, yola gelmediler.وقد حولوا لي القفا لا الوجه وقد علّمتهم مبكرا ومعلّما ولكنهم لم يسمعوا ليقبلوا ادبا.
Bana yüzlerini değil, sırtlarını çevirdiler. Onları defalarca uyarmama karşın dinlemediler, yola gelmediler.他 們 以 背 向 我 、 不 以 面 向 我 . 我 雖 從 早 起 來 教 訓 他 們 、 他 們 卻 不 聽 從 、 不 受 教 訓
Bana yüzlerini değil, sırtlarını çevirdiler. Onları defalarca uyarmama karşın dinlemediler, yola gelmediler.他 們以 背向 我 、 不 以 面向 我 . 我 雖從 早起 來教訓 他 們 、 他 們卻 不 聽從 、 不 受 教訓
Başkaldıranlar azıttıkça azıttı, Ama ben hepsini yola getireceğim.A, vybočili z cesty, zabŕdli hlboko v zabíjaní; ale ja dám každému z nich jeho zaslúžený trest.
Başkaldıranlar azıttıkça azıttı, Ama ben hepsini yola getireceğim.Chúng nó là kẻ bạn nghịch đã vào sâu trong sự giết lát, nhưng ta sẽ quở trách chúng nó hết thảy.
Başkaldıranlar azıttıkça azıttı, Ama ben hepsini yola getireceğim.Chúng_nó là kẻ bạn nghịch đã vào sâu trong sự giết lát , nhưng ta sẽ quở_trách chúng_nó hết_thảy .
Başkaldıranlar azıttıkça azıttı, Ama ben hepsini yola getireceğim.dan seperti lobang yang dalam di Sitim. Sebab itu Aku akan menghukum kamu semua
Başkaldıranlar azıttıkça azıttı, Ama ben hepsini yola getireceğim.De er falt dypt i en mangfoldighet av forvillelser; men jeg skal tukte dem alle.
Başkaldıranlar azıttıkça azıttı, Ama ben hepsini yola getireceğim.en dyb Faldgrube i Sjittim; men jeg er en Lænke for alle.
Başkaldıranlar azıttıkça azıttı, Ama ben hepsini yola getireceğim.e una fossa profonda a Sittìm; ma io sarò una frusta per tutti costoro
Başkaldıranlar azıttıkça azıttı, Ama ben hepsini yola getireceğim.Han profundizado la fosa de Sitim; por tanto, yo los castigaré a todos
Başkaldıranlar azıttıkça azıttı, Ama ben hepsini yola getireceğim.in odpadniki so globoko zabredli v popačenosti. Jaz pa jim bodem strahovalec v vsem.